Ayrancı’nın patili tabelaları

Ayrancı, hayvanseverlerin bolca bulunduğu bir semt. Hak odaklı yaşama ütopyamıza en yakın semtlerden biri olan, Ankara griliğinde adeta bir gökkuşağı gibi açan Ayrancı’da geçtiğimiz aylarda semt meclisi gönüllüleri tarafından sokak hayvanları için bir çalışma yapıldı. Ne yazık ki proje hedefe ulaşamadı; belediye ilgilenmedi, 23 tabelanın 21 tanesi artık yok… 

Ayrancı ve civarında sıkça karşılaştığımız kedi, köpek, kirpi gibi dostlarımız bazı bölgelerde daha yoğun yaşıyor. Bu alanlar bazen kentsel dönüşüm inşaatı, bazen dönemsel bir eğlence/mekân trafiği, belli saatlerde dört yol ağızları gibi, ne yazık ki oldukça sık aralıklarla patili dostlarımızın trafik kazası yaşadığının da hepimiz farkındayız. Bu konuda iki ayaklı, sürücü komşularımızın ve semtimizden sadece güzergâhı dolayısıyla geçenlerin biraz dikkatini çekmek için Ayrancı Semt Meclisi’nin Hayvan Hakları Çalışma Grubu, bireysel çabalarıyla tabela çalışması gerçekleştirdi.

Aralarında para toplayarak “Dikkat kedi/köpek/kirpi çıkabilir” içerikli 23 tabela hazırlayan gönüllüler semtte araç kullananlarda farkındalık oluşturma amacındalar. Tabelalar, semt sakinlerini ve semtten geçenleri uyarmak amacıyla Ayrancının çeşitli yerlerine uygulandı. Ayrancı Semt Meclisi Hayvan Hakları Çalışma Grubu’ndan Ekim Yavuz’un büyük emeği ile gerçekleştirilen tabela çalışmasından günümüze ne yazık ki 2 tabela kaldı. 

Ekim Yavuz

Semt Meclisi gönüllüsü Yavuz çalışmalarını, niyetlerini ve gerekçelerini şu sözlerle ifade ediyor: “Hayvanları sevmesek, önemsemesek bile ‘kentin doğası’ gereği korumamız şart… Neden mi? Bilinenin aksine kentlerin de doğası var. Toplu yaşam alanlarının olduğu yerlerde hastalıkların olması kadar normal bir şey yok. Toplum sağlığı için kentlerde köpek ve kedilerin olması şart. Nasıl yani dediğinizi duyar gibiyim. Yakın tarihte Avrupa’da sokaklardaki köpek ve kedilerin topluca katledilmelerinin sonucu şu an ne yaşanıyor dersiniz? Hastalık yaymaları çok olası olan sıçan ve fare baskınları! Kediler fareleri avlar tamam doğru bilgi, ancak sıçanların kentin üstüne çıkmalarını kimler engeller? Tabii ki sokak köpekleri… Yani aslında şu anda sokak köpeklerine hiç olmadığı kadar muhtacız. Bakınız şu an Avrupa kentlerine… Fransa’da şimdilerde fare ve sıçanlarla nasıl barış içinde yaşamaları gerektiği empoze ediliyor halka. Bizler bu topraklarda bu hayvanlar sayesinde bir veba salgını yaşamadık. Onlara ne kadar teşekkür etsek haklarını ödeyemeyiz aslında. O yüzden bunun bilincindeki mahalle sakinleri olarak düşündük ki toplumumuzun parçası, insan sağlığı koruyucusu bu hayvanlarımızı bu araba teröründen korumalıyız! Kirpi, kedi ve köpek dostlarımız için insanların ilgisini çekecek ve gülümsetecek trafik tabelaları yapalım dedik. Paramız 23 taneye yetti ama güzel bir başlangıç oldu diyebilirim.

Ahmet Uçar

Ayrancı Semt Meclisi sözcüsü Ahmet Uçar tabelaların takılmasında yer alanlardan biri. Çalışmayla ilgili olarak Uçar, “Semt meclisine Ekim Yavuz arkadaşımız bu öneriyle geldiğinde merakla kaşılandı. Sonrasında bir farkındalık çalışması olarak biz de çalışmanın içinde yer aldık. Tabelaların uzun süreli kalmayacağını biliyoruz. Sonuçta tabela konusunun da bir kuralı, bir yasal çerçevesi var. Fakat Ayrancı gibi hem hayvan sayısının çok olduğu aynı zamanda da yoğun ve hızlı trafik akışının olduğu yerlerde bu tür çalışmalar konuya dikkat çekecek nitelik taşıyor. Ekim arkadaşımızın bu konulardaki duyarlılığı da yüksek. Aynı zamanda çalışma disipliniyle semt sakinleri arasında bir yer edinmiş durumda. Biz bu tür çalışmaları destekliyoruz. Farklı yerlere de örnek olacağını düşünüyoruz.” diyor.

Tehlikeli olabilen sokakların girişlerine farkındalık yaratmak için asılan tabelalar semt sakinleri tarafından da sempatiyle karşılansa da ne yazık ki sürdürülebilir olamadı. Bu konuda elimizden bir şey gelir, derman olurum derseniz lütfen semt meclisi ile iletişime geçin: ayrancisemtmeclisi@gmail.com

Ev arkadaşını evcil hayvanlardan seçenler

2004 yılında TBMM’de kabul edilen ve Avrupa Birliği Uyum Yasaları nazara alınarak hazırlanan 5199 sayılı Hayvanları Koruma Kanunu, tanımlar başlıklı 3. maddesinde ev hayvanlarının tanımı yapılmıştır. Buna göre ev hayvanı “Gerçek veya tüzel kişiler tarafından özellikle evde, işyerlerinde ya da arazisinde özel ilgi ve refakat amacıyla muhafaza edilen, bakımı ve sorumluluğu sahiplerince üstlenilen her türlü hayvanı” ifade etmektedir. Yine aynı kanunun “Hayvanların Sahiplenilmesi ve Bakımı” başlıklı 5. maddesine göre hayvan sahiplerinin yükümlülükleri; “Bir hayvanı sahiplenen veya ona bakan kişi, hayvanı barındırmak, hayvanın türüne ve üreme yöntemine uygun olarak etolojik ihtiyaçlarını temin etmek, sağlığına dikkat etmek, insan, hayvan ve çevre sağlığı açısından gerekli tüm önlemleri almakla yükümlüdür. Hayvan sahipleri, sahibi oldukları hayvanlardan kaynaklanan çevre kirliliğini ve insanlara verilebilecek zarar ve rahatsızlıkları önleyici tedbirleri almakla yükümlü olup zamanında ve yeterli seviyede tedbir alınmamasından kaynaklanan zararları tazmin etmek zorundadır” şeklinde açıklanmaktadır. Bu doğrultuda mevzuatta belirlenen yükümlülükler yerine getirilirse hayvan sahiplerinin evcil kabul edilen hayvanları evlerinde besleme hakları vardır. Peki bu hakka engel teşkil edebilecek dikkat edilmesi gereken hukuki durumlar nelerdir? 

Apartman veya sitenin yönetim planını gözden kaçırmayın!

Öncelikle her apartmanın veya sitenin bir yönetim planı olmak zorundadır. 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanunu’nun 28. Maddesi “Yönetim planı, bütün kat maliklerini bağlayan bir sözleşme hükmündedir” şeklindedir. Söz konusu bu yönetim planında kat maliklerinin bağımsız bölümlerinde, eklenti ve ortak yerlerde hayvan beslemesinin yasak haline getirilmesi mümkündür. Bu durumda kat maliklerinin kendi bağımsız bölümlerinde besledikleri hayvanlar çevresine herhangi bir rahatsızlık vermese dahi, kat malikleri bu plan doğrultusunda hareket etmek zorunda kalmaktadır. Böyle bir halde kat malikleri kurulunun apartman içerisinde hayvan beslenmesine izin verildiğine dair belge ibrazı bulunmadıkça hayvan beslenemeyecektir. Alınmış bu yasak kararı ise ancak kat maliklerinin oy çokluğu ile ve yönetim planında değişiklik yapılması suretiyle ortadan kaldırılabilmektedir. Aksi halde kat mülkiyeti sahibi Sulh Hukuk Mahkemesi’ne başvurmak suretiyle hayvanınızın apartmandan tahliyesini isteyebilecektir. Daha sonraki süreçte, bu tahliye kararı kesinleşirse icra yolu ile hayvanın apartmandan tahliyesi sağlanacaktır. 

Eğer bahsi geçen yönetim planında apartman içerisinde hayvan beslenmesine yönelik herhangi bir yasak bulunmamakta ise maliklerin apartmanda hayvan beslemesine ilişkin herhangi bir engel yoktur. Ancak yönetim planında buna ilişkin yasak olmasa dahi, diğer malikler tarafından gelen şikayet halinde husumet mahkeme aracılığı ile ve tayin edilen bilirkişi tarafından yapılan inceleme göz önüne alınarak çözümlenir. Bu duruma ilişkin şikayetin gürültü sebebiyle olması halinde ise bilirkişi şikayet sahibinin dairesine gelerek desibel ölçümü yapar. Söz konusu şikayetin geçerli kabul edilebilmesi için gürültünün belirli bir desibelin üzerinde ve devamlılık arz eder nitelikte olması aranmaktadır. 

Bu noktada önemle belirtmek gerekir ki apartman ve site yönetmeliğinde hayvan beslenmesine ilişkin herhangi bir yasak yoksa ve evinizde beslemek amacıyla hayvan sahiplendiyseniz, daha sonra kat maliklerinin şikayeti doğrultusunda veya başka bir sebepten ötürü apartman yönetimi buna ilişkin bir yasak kararı aldıysa söz konusu bu kararın sizin açınızdan bağlayıcı bir yanı bulunmamaktadır. Bu yasak, yasak tarihi itibariyle apartmana yerleşen sakinleri bağlar niteliktedir. 

Sonuç olarak, minik dostlarımızı sahiplenmek ve evimizde bakımını sağlamak kararı almadan önce mutlaka apartmanınıza yahut sitenize ait yönetim planına dikkat etmenizi tavsiye ederiz.