Yıkarak yapmak ve Şair Nedim Sokağı

Her güzel detayı saklamak isteyen bir koleksiyoncu gibi tüm bu anları ve o sokağı saklamak mümkün olsa keşke. Ancak maalesef. Şair Nedim’den son geçişimde gözlerim Nedim apartmanını aradı.

Mekanı anlamlandıran şüphesiz insan ve onun ortak bilinci. Toplumun onlarca yıl bir isim etrafında birleşip seslendiği şeyin adının birden değişmesi yıkıcı bir etki bırakıyor. Hatta bir de öteki yaratıyor. Çünkü ismi değişen şeyin, yeni ismini hemen kabul eden bir kesimle beraber, eskisini hatırlamak ve hatırlatmakta inat eden bir öteki ortaya çıkıyor. Toplumun belleğinde adıyla kimlik kazanan bir mekanın adını değiştirmek demek ortak tarihini ortadan kaldırmak demek. Doğada boşluğu asla kabul etmeyen bu dünyada elbette yerini hemen dolduracak onlarca alternatif ortaya çıkacaktır. Bu durumun somut örneklerine günümüzde sıkça rastlıyoruz. Bir meydanın, sokağın hatta semtin adının değişmesi gibi. Suya sabuna dokunmadan Anadolu mu desek, yoksa miting meydanı Tandoğan mı? Ayrıca Tandoğan ile Ayrancı arasında bir organik bağ kurmamı bekleyen olursa diye şöyle bir not paylaşayım. Tandoğan adında bir yer Ayrancı’da da vardı. Ancak bildiğiniz üzere onun da adı değişti. Zeytin Dalı oldu.

Şair Nedim Sokak ile Portakal Çiçeği Sokağın kesişimi

Gelelim, daha ortada salgın vesaire yokken, sokaklarında rahatça gezebildiğimiz günlerden bir gün Ayrancı’ya. Şair Nedim Sokağı’nı bilirsiniz. Mesnevi ile Portakal Çiçeği Sokağı’nın arasında bu sokakları dik kesen, Kuzgun ile eski Karyağdı yeni Andrey Karlov Sokağı’nın paralelinde, yokuşu güzel bir sokaktır. Bu sokağı Necip Hablemitoğlu Parkı başından Mesnevi’ye doğru kat etmeyi severdim ve bu sokaktan her geçtiğimde Şair, Nedim ve Şiir apartmanlarına aşık aşık bakardım. Şair, Nedim ve Şiir apartmanları. Sokağa adını veren veya adını sokağından almış apartmanlar. İçinde kimler oturur diye merak etsem de pencerelerinden dışarı uzanacak bir karşı bakışı göze alıp uzun uzadıya dikizleyemezdim bu apartmanları. Nedim Bey ile göz göze gelebilirdik. Apartmanda doğan ilk çocuğun adının verildiği Nedim Apartmanı’nın Nedim’i ile. Sağına ve soluna ne yakışır bu Nedim’in diye düşünüp bir kadın adını değil de şair ve şiir adını alan apartmanları ile güzel sokak. Sonra o dik yokuştan aşağı yavaş yavaş inerken Ankara’yı izlerdim. 

Şiir Apartmanı

Her güzel detayı saklamak isteyen bir koleksiyoncu gibi tüm bu anları ve o sokağı saklamak mümkün olsa keşke. Ancak maalesef. Şair Nedim’den son geçişimde gözlerim Nedim apartmanını aradı. Yerinde sadece apartmanın molozları vardı. Bu hayal kırıklığının etkisinde Nedim’in yıkıldığına inanamayan kişi ne yapar? Kendinden şüphe eder kuşkusuz. Sonra ne yapar? Apartmanın adının yazdığı taş kırıntısını arayıp bulamaz. Apartmana ait ne varsa artık orada değildir. İnsanlar, eşyalar ve o mavi renk. Dolaylı olarak o mekan ile bağ kuran ben kişisi –ki bu hikayede artık şüphe eden kişi olmuştur– her zamanki yoluna devam edecektir. “Kendinden şüphe eden kişi yoluna devam eder.” -Hayır. İşte o anda yan apartmandan biri çıkar ve aynı yöne yürümeye başlarlar. Şair apartmanından biri çıkar. Şair apartmanından daha iyi kim bilirdi ki Nedim’i?

Şair Apartmanı

-Yıkılan apartmanın adını biliyor musunuz?

-Hangi apartman? Hakikaten adı neydi?

“Bu apartmanı sadece ben görmedim ya, Nedim’i.” 

-Nedim’di herhalde değil mi? Çünkü üç apartman vardı yan yana. Birbirini andıran ama tam da aynı olmayan. -Tıpkı Şair, Nedim ve Şiir gibi.

-Nedim olabilir o zaman.

-Nedim’di. Çünkü Şair Nedim Sokağı’ndayız. Şair ve Şiir apartmanları duruyor, ancak Nedim yok. Onu da yıkmışlar belli ki.

-Nedim’siz kaldı sokak desene. (Güler.)

-Şair Nedim Sokağı’nda nasıl olur da Nedim’i yıkarlar?

-Belki adını yine Nedim koyarlar.

Belki adını yine Nedim koyarlar, belki Gülten, belki Fazıl, belki Edip, belki Nazım, belki Rıfat, belki Atilla, belki Turgut, belki Süreyya. Yıkarak yapmaya inanır mısınız?

Yokuşu güzel Şair Nedim Sokağı

Yazar Hakkında

Ücretsiz E-Bülten Abonesi Olun

2 Responses to “Yıkarak yapmak ve Şair Nedim Sokağı”

  • Bu duygunuzu çok iyi anlıyor, size katılıyorum. Benzer duygularla Tunalı’daki Flamingo pastanesiyle ilgili bir yazı yazmıştım. Flamingo pastanesi ve kurucusu rahmetli Ali Kuluhan’ı yücelten bir yazı olmasına rağmen yazımı kaldırmak zorunda kaldım. Çünkü bu ülke kent belleği katilleri ile dolu ve buna dur diyecek bir yasa da yok.

    • Yorumunuzu paylaştığınız için teşekkürler…

      Söylediğiniz gibi, unutmaya meyilli tabiatımızı besleyen şey küçük küçük ama çok sık gelen bu saldırılar. Politik bir şey gibi durmayan sadece bir binanın yıkılıp yerine yenisinin yapılması olayı ama aslında bence tam da öyle bir şey. Yapılan bir eylemin arkasındakiler ile ilgilenmemek hep öne bakmak. Önümüzde göreceğimiz tek şey var kimliksizlik değerlerin yitimi. Ve yerine gelen değerler ise popüler kültürün ve günümüz siyasi ve toplumsal ortamının öne çıkardığı şeyler. Bunu açmaya gerek yok çünkü malumumuz…

Seval Başgül için bir cevap yazın Cevabı iptal et

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir