Dayanışmacı bir gıda tüketim kooperatif modeli olarak Kentekondu Kooperatifi

Piyasada rekabet edemeyen üreticiyi doğrudan desteklemek amacıyla yola çıkan “Kentekondu” kooperatifi, biyoçeşitliliğe, insan emeğine saygılı üretim yapan, ata tohumları kullanan üreticileri tüketicilerle buluşturmaya çabalıyor. Bu dayanışma ilişkisini güçlendirmek için ‘Ankara Dayanışma Ekonomisi Ağı’ da gündemde.

Yazar Hakkında

+ Yazarın diğer yazıları

Bu yazıda Ankara’da özgün bir kooperatif girişimi hakkında bilgi vermek, bu girişimi başlatan güzel dostlarımızı ve değerli fikirlerini sizlere tanıtmak istiyoruz. Yüzüncü Yıl Mahallesi’nde yeni kurulan “Kentekondu” kooperatifinin üyeleri Aşkın Kızılarslan, Merve Kanak ve Alev Gündoğdu ile gerçekleştirdiğimiz sohbette kendilerinden bu girişim hakkında değerli bilgiler edindik. Kooperatiflere, alternatif üretim/tüketim modellerine meraklıysanız buyurun sohbetimize:

Dayanışmacı bir kooperatifiz

Henüz yeni sayılabilecek bir girişimiz. Ekim 2020 tarihinde kurulduk. Biz kendimizi dayanışmacı bir kooperatif olarak tanımlıyoruz. Bu sosyal kooperatiflerin ayırt edici özelliği, motivasyonlarını kapitalist piyasa içindeki ticari unsurlar ile rekabetten değil de dayanışmadan alıyor olması. Piyasada rekabet edemeyen üreticiyi doğrudan desteklemek ve kentli ile temasını sağlamak yönünde amaç taşıyoruz. Kent, üretim ilişkilerinin yeniden üretildiği bir alan. Tüketim de doğrudan bu mekandaki ilişkilere müdahale olanağı sağlayan bir alan. Yani kentte bilindik anlamıyla bir süpermarketten alışveriş yaptığınızda desteklediğiniz üretim biçimi ve küçük ölçekli yerle üreticiden ürün tedarik eden dayanışmacı tüketim kooperatiflerinden alışveriş ettiğinizde desteklediğiniz üretim biçimi arasında derin bir fark var. Bu derin farkın dayandığı en önemli şeylerden biri ise kooperatiflerin üretici ve üretim modeli seçme kriterleridir. 

Örneğin biz ücretli emek çalıştırmayan, imece kültürüne dayanan veya hak mücadelesi veren üreticileri tercih ediyoruz. Bizim gibi gıda tüketim kooperatiflerinin kapitalist modelin dışındaki üreticileri seçmesindeki amaç, alternatif üretim modellerini oluşturmayı ve güçlenmesini hedeflemesinden ileri geliyor.

Kentli bireylerle temasımız üzerinden üretim modeline politik, ekonomik ve akademik müdahale etme şansımız var. Akademik müdahaleden kasıt, üreticinin bulunduğu coğrafyayı, toprak yapısını, üretim sürecini ve kültürünü de tanımaya ve tanıtmaya çalışmaktır. Bu amaçla veri görselleştirmeler ve belgelendirme yapıyoruz.

Aslında mahalle örgütlenmesi olarak başladık. Mahalledeki kamusal bir alan olarak tanımladığımız, Mahalle Atölyesi dediğimiz yeri kullanıyoruz. Bizim gibi başka gruplara, topluluk, inisiyatiflere ve bireylere de açık bu alan.

Ürün havuzumuzu İmrahor’da yoğunlaştırmak istiyoruz

İlk hedef olarak kente yakın olması nedeniyle yakın bir havzayı ele alıp buradaki üreticileri desteklemeyi koymuştuk önümüze. Bu arayış bizi İmrahor Vadisi’ne yönlendirdi. Ürün havuzumuzu burada yoğunlaştırmak istiyoruz. İmrahor’u seçmemizin pek çok nedeni var. Öncelikle bu vadinin Ankara’nın son temiz hava koridorlarından birisi olmasıdır. Mogan, Eymir gölleriyle birlikte bir ekosistemi de ifade ediyor. Vadi son yıllarda yapılaşma tehlikesiyle karşı karşıya. Bu tehlike vadinin doğasını ve üretimi olumsuz etkiliyor, bu nedenle ranta karşı üretimin devam etmesini desteklemeye çalışıyoruz. Köylüler süt, tavuk üretiminin dışında mercimek ve bostan tarımı yapıyor. 

Ayrıca seçeceğimiz üreticilerin küçük ölçekli olması, aile örgütlenmeleri ya da imece kültürü yaşatarak ücretli emek çalıştırmıyor olmaları da bizim için önemli bir tercih nedeni. Hak mücadelesi veren üreticiler bizim için çok değerli aynı zamanda. Biyoçeşitliliğe saygı gösteren, insan emeğine saygılı üretim yapan, ata tohumları kullanan üreticileri yaşatmaya çalışıyoruz. 

Tüketicileri seçmek de önemli

İletişim kurduğumuz üreticilerle dostluk ilişkisi geliştirmemiz nedeniyle diğer işletmelerden farklı olarak bir sermaye oluşturma ihtiyacımız hiç olmadı. Üreticiler gönül rahatlığı ile bizlere oluşturduğumuz ön siparişlerden fazlasını vermektedirler. Biz de bu fazla ürünleri sattıkça ödeme yapmaktayız. Bizim sermayemiz kurduğumuz iyi niyet ve güven ilişkisidir. Ara sıra yaptığımız kermesler ile de satışları artırmaya ve üreticilerimizi tanıtmaya çalışıyoruz.

Alternatif üretim yapan üretici kadar bunları tüketen insanları da seçmek bizim için çok önemli aslında. Biz bu nedenle tüketici değil ‘türetici’ tanımını kullanmaya özen gösteriyoruz. Bizce türetici, ne tükettiğini bilen, sosyal faydayı gözeten dayanışmacı insanlar demektir. Aynı zamanda bizim gibi tüketim kooperatiflerinden alışveriş yaparak yalnızca gıda tüketimi değil kapitalist modeli güçlendiren işletmelere karşı ücretli emekçi çalıştırmayan küçük üreticileri destekleyerek sermayeye karşı alternatif modellerin üretimine de katkı sağlamış olacaklarından da bu tanım daha anlamlı bir yer tutuyor. Tüketici ve üretici kelimelerinin birleşiminden oluşan türetici kelimesi, bizim gibi üretici tercihi yapan kooperatifler için bir yanıyla kapitalizm dışı üretim biçimlerini destekleme anlamı taşıyor. Bizim için bu iki grubun ortasında bulunan kooperatifi yaşatmak ve güçlendirmek çok değerli ve önemli. 

Kargosuz, ‘tanıdıklık ağları’ üzerinden sipariş

Fiyat politikamızdan da bahsedecek olursak, adil gıdaya erişime ulaşacak ekonomik gücü olmayan insanlar için etkinlik, kermeslerden elde ettiğimiz ufak miktarda parayı ayırmaktayız. Tespit ettiğimiz ailelere de bu gıdaları ulaştırmaya çalışıyoruz böylece. 

Üreticiden ürünleri getirmek için özel bir kargo kullanmıyoruz özellikle. Yani artı bir karbon salımı oluşmasına neden olmamak için bazı yöntemler geliştirdik. Örneğin Antep’ten gelen zeytinyağlarımızı Ankara’ya her ay gelmek durumunda olan bir dostumuz yanında getiriyor bizlere. Sosyal medyada örgütlü 100. Yıl Evleri forumundan da faydalanıyoruz. Üreticilerin olduğu bölgelere gidecek/gelecek olanlar ile iletişime geçiyoruz. Burdur’daki üreticimiz de tanıdık bir otobüs şirketi üzerinden ücretsiz bir şekilde yolluyor ara sıra siparişlerimizi. Bu şekilde şimdiye kadar hiçbir şekilde kargoya ihtiyaç duymadık. Sadece tanıdıklık ağları üzerinden halletmeyi başardık, şimdiye kadar hiçbir araç bizim için hareket etmedi böylelikle.  Ürünleri almak isteyenler mahalle atölyesine kendileri geldiler ama isteyenler için 100. Yıl Mahallesi ve civarına servis yapabilecek bisikletlerimiz de mevcuttur. 

Mahalledeki diğer bileşenlerle etkileşim

Mahalle atölyesi bize bu fırsatı fazlasıyla vermekte. İlhan Erdost Parkı’nda kermes ve takas pazarı düzenliyoruz. Atölyeyi tartışma ve okuma amaçlı da kullanıyoruz. Dayanışma ekonomisine dair okumalar yapıyoruz, güncel olayları tartışıyoruz. Yine atölyeyi kullanan ‘freegan’ konusunda çalışmalar yapan bir grup var ve bu gruptan kooperatifin içinde çalışma yapan arkadaşlarımız da var. Önümüzdeki günlerde dayanışma ekonomileri, tarım ve kooperatifler konulu sunumlar yapmak istiyoruz, kamusal alanlarda. İnsanlarla konuşup, tartışıp, tanış olabileceğimiz birliktelikler planlıyoruz. Kooperatifimizin bu konuda da etkili olmasını amaçlıyoruz.

Cinsiyetçilikten arındırılmış kooperatifler!

Kooperatif üyelerimiz öğrenci, yeni mezun ve tamamı kadınlardan oluşuyor. Kadınların diğer tüm alanlarda olduğu gibi kooperatiflerde de ayrımcılığa, şiddete ve tacize maruz kaldığını biliyoruz. Bu durumla baş edebilmek için bir politika rehberi oluşturduk; ‘Kooperatiflerde Erkeklik Stratejileri ile Mücadele Rehberi’. Diğer kooperatiflerin de benzer durumlarla karşılaşmamaları için çalışmalar yapmayı hedefliyoruz. Cinsiyetçilikten arındırılmış bir perspektife sahip kooperatif ve bunun üzerinden üretim ve ilişkiler ağı geliştirebilmek istiyoruz. 

Bir üretim şekli olarak ‘toplayıcılık’

Toplayıcılık konusuna gelince, ODTÜ arazimizde pek çok ağaç ve tek yıllık bitki bulunmakta. Bunların bir kısmı eczacılık ve gıda üretiminde kullanılacak türlerden. İşte bu konuda bilgi ve tecrübesi olan arkadaşlarımız var kooperatifte ve ODTÜ arazisindeki elmalardan sirke üretiyorlar. Bu konuyu yaygınlaştıracak atölye ve çalışmalar planlıyoruz. Toplayıcılar sermayeye bulaşmadan üretim yapma şansına sahip. Öte yandan semt pazarından freegan bir toplayıcılık yaparak, kullanılmayan ama yenebilecek sebze, meyveleri toplayıp tekrar değerlendiriyor, ‘Toplayıcılar’da yer alan arkadaşlarımız. Kooperatifte de bunu destekleyecek çalışmalar yapmayı planlıyoruz.

‘Ankara Dayanışma Ekonomisi Ağı’na doğru…

Kentekondu’ya gönüllü olarak web sitesi kurgulayacak bir arkadaşımız var, web sitesinin tasarımını bir çalıştay şeklinde yapmak ve aynı zamanda bunu tanışma toplantısına çevirmek gibi bir fikrimiz var. Kuracağımız web sitesi üzerinden fikirlerimizi, üreticilerimize ve o coğrafyaya dair kültürel bilgileri, ürün portföyümüzü ve etkinliklerimizi paylaşmayı ve pek çok insana ulaştırmayı ve üreticilerimizi tanıtmayı amaçlıyoruz.
Meslek odaları, sendikalar ve çeşitli örgütlerle görüşmeler yapıp, üyelerine bir türetici ağına katılmaları çağrısında bulunmayı düşünüyoruz. Aynı zamanda Ankara’daki diğer kooperatifler ve gıda toplulukları ile buluşup üretici havuzumuzu birleştirmek ve aramızdaki dayanışma ilişkisini güçlendirmek de fikrimizde. Toplamda bu türetici ağı ve kooperatiflerden oluşan bir ‘Ankara Dayanışma Ekonomisi Ağı’ kurmak konusunda tartışıyoruz; alternatif bir ekonomi ve kültür hayal edenlerin birbirini tanıyıp destekleyebileceği bir ağ…

Ayrancım Gazetesi olarak fikirlerimizi ve girişimimizi geniş okur kitlenize ulaştırma şansı verdiğiniz için çok teşekkür ederiz size. Okurlarınıza buradan emeğe, doğaya ve tüm canlılara saygılı olmayı hedefleyen kooperatif girişimimiz ile dayanışma çağrısı yapıyoruz. 

KENTEKONDU KOOPERATİFİ
100. Yıl İşçi Blokları Mah.
1532. Sok. 165/1 Çankaya
0507. 627 63 38
0507. 538 94 73
0534. 617 88 37
kentekondu@gmail.com

Ücretsiz E-Bülten Abonesi Olun

Yazı için yorumlar var “Dayanışmacı bir gıda tüketim kooperatif modeli olarak Kentekondu Kooperatifi”

Yorum yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir