“Ayrancılıyım” demeden önce…
Ömür sokağın sonunda MAS otobüs garajını, mutfaklardaki Jungeç’i, Apartmanlar durağını ya da Renk apartmanını hatırlayan kaldı mı bilmiyorum ama biz Ayrancı’yı sevdik ve Ayrancılı olabilmenin mutlu günlerini yaşadık.
Ömür sokağın sonunda MAS otobüs garajını, mutfaklardaki Jungeç’i, Apartmanlar durağını ya da Renk apartmanını hatırlayan kaldı mı bilmiyorum ama biz Ayrancı’yı sevdik ve Ayrancılı olabilmenin mutlu günlerini yaşadık.
Kentsel dönüşüm sürecinde ortaya çıkan yapıların var olan komünite için açık bir tehdit oluşturduğunu düşünüyorum. Günün sonunda mahallede kimin yaşayacağına, kimin gideceğine; mahalleyle hiçbir bağı olmayan, oraya dair sosyal, kültürel ya da tarihsel bir bilgiye sahip olmayan inşaat firmaları karar veriyor.
“Ayrancı’daki Dou Print Studio, Türkiye’de litografinin yeniden düşünülmesine öncülük ediyor. Açık atölyeler aracılığıyla mahalleyle temas ederek sanatı izlenen değil, paylaşılan bir deneyime dönüştürüyor.”
Hakan Kaynar yeni kitabı “100 Dublede Cumhuriyet Tarihi”ni “aynı vatanı paylaştığım komşumuza” diye imzalamıştı. Kendisi Ayrancı’ya neden vatanım dediğini şöyle açıklıyor; bu memleketin dertleriyle hemhal olunca hepsine üzülmektense vatan kavramını Ayrancı‘ya kadar daralttım.
Ankara’nın göbeğinde olup da insanın içine kıyı kasabası huzuru taşıyan tek bir semt vardır: Ayrancı. Benim bu mahalleye ilk vuruluşum sokaklarına değil, balkonlarına oldu. Çünkü her sokak, her köşe insana başka bir balkon hikâyesi anlatıyordu.
Kimi insanlar vardır, bulundukları yeri sadece güzelleştirmez; oranın ruhuna işlenirler. İşte, 40 yıla yakın süredir Ayrancı’daki okullarda kantin işletmeciliği yapan Fevziye Aydın, nam-ı diğer “Fevziye Anne” de onlardan biri.
Çok masamız olmadığı için mecburen herkes beraber oturmak zorunda kalıyordu. Birlikte oturunca, yavaş yavaş arkadaşlık yapmak zorunda kaldılar aslında. Sonra dostluklar başladı. Çarşı’daki o duygu herkese iyi geldi.
Ayrancı Festivali “kamusal alanı” bize yeniden hatırlatıyor. Festival sokaklarda, parklarda, mahallelinin bir araya geldiği kafelerde yapılıyor. Ücretsiz etkinlikler için mekânlar, konuşmacılar ve etkinlik grupları gönüllü katılıyor ve hepimize yeniden şunu hatırlatıyor; kamusal alanlar kimsenin değil hepimizindir.
Parklarda düzenlenen aktiviteler, sokak şenlikleri, mahalle festivalleri ve ortak sofralar, sadece eğlenceli anlar sunmakla kalmıyor; komşuluk bağlarını güçlendiriyor, dayanışmayı besliyor ve kent yaşamına nitelik kazandırıyor. Bu buluşmalar, çocuklardan yetişkinlere herkese birbirini tanıma, paylaşma ve birlikte üretme deneyimi sunuyor.
Çankaya’nın Türkiye’nin sosyoekonomik açıdan en yüksek seviyedeki ilçesi olması yalnızca bir istatistik değil; hepimizin ortak hikâyesidir. Çankaya’yı zirveye taşıyan şey sadece rakamlar değil, Ayrancı gibi semtlerin hayata kattığı zenginliktir.
Ayrancı semtinde bulunan Ayrancı, Aziziye, Güvenevler, Güzeltepe ve Remzi Oğuz Arık mahallelerinde kent yaşamı ve kültürünü geliştirmek ve dayanışmayı sağlamak için çalışmalar yapmak için kurulmuş “Ayrancı Semti Kent Kültürü ve Dayanışma Derneği”dir.
