Ayrancı’nın en eski “Eskici”si

Ayrancı’nın antikacı/eskicileri ile sohbetimizi bu sayımızda “Eskici” ile gerçekleştirdik. Ayrancı’da hepsi birbirinden farklı ve dinlemesi çok keyifli hikâyeleri olan çok sayıda antikacı/eskici var. Güzin Hanım ve Muharrem Bey ile de antikacılık ve eskicilik üzerine güzel bir sohbet gerçekleştirdik.

Yazar Hakkında

+ Yazarın diğer yazıları
+ Yazarın diğer yazıları
Güzin Küçükşahin, ekonomist olarak çalışırken işini bırakmış ve 30 yıldır Muharrem Sönmez ile antikacılık yapıyor.

Tabelasında “Eskici” yazıyor olsa da bu dükkân aslında antikacı, genellikle antika ürünler satıyor. Güzin Hanım ve Muharrem Bey, Eskici’yi birlikte işletiyor. Kendilerine “Eskici” demelerinin ilgimizi ve takdirimizi kazandığını da söylemeden geçemeyeceğiz.

Güzin Küçükşahin, ekonomist olarak çalışırken işini bırakmış ve 30 yıldır Muharrem Sönmez ile antikacılık yapıyor. “Eskitme değil eski şeyler alıp satıyoruz” diyen Güzin Hanım Hamamönü’nde üç katlı bir konakta doğmuş. Babası da antikaya meraklı olan Güzin Hanım antikaya yabancı değil.

Muharrem Sönmez ise Sivas Divriği’de dünyaya gelmiş ve çok uzun yıllardır eskici, Ankara’nın en eski eskicilerinden. Daha önceleri Abdi İpekçi Parkı’nın içinde yer alan dükkânını, Samanpazarı’na taşımış. Dükkânı hastanelere yakın olduğu için müşterileri doktorlar olmuş ve genellikle Ayrancı’da oturuyorlarmış. Şimdiki müşterilerinin çoğu da o zamanlardan. Sonra Samanpazarı yıkılacağı için 1987 yılında Ayrancı’ya gelmiş ve o zamandan beri aynı dükkânda. Muharrem Bey’den önce Ayrancı’da Arnavut Cemal, Salih Güven, Abdullah Surgul da varmış eskicilik yapanlar arasında.

Ayrancı’nın antika merakı

Ayrancı’yı özellikle tercih etmiş Muharrem Bey. Nedenini sorduğumuzda “Ayrancı semti antikaya çok meraklı. Diğer çalıştığım yerlerde antikayı bu kadar bilen yoktu. Burada hem alıcı hem satıcı bulmak çok kolay. Aynı zamanda büyükelçiliklerin de semtimizde olması, yurtdışından gelen, piyasadan çekilmiş ürünlerin kolay bulunmasını sağlıyor. Yaşlı kesim de çok ve evlerinde genellikle antika oluyor. ‘Eskici’ sadece antika veya porselen üzerine çalışmıyor; halı, kilim, saat, mücevher de alıp satıyoruz” diyor.

İstanbul’da bir eskici olan Bilal Atış, eskicilik ve antikacılığın mükaşefe sanatı olduğunu söylüyor. Mükaşefe bir şeyi açığa çıkarmak demek. Antikacı da bilgisi, kültürü ve tecrübesiyle antikayı anlar, onun kıymetini duyurur. Muharrem Bey de böyle çalışıyor. Özellikle yaz aylarında tatile gittikleri yerlerde artık tanıyorlarmış Muharrem Bey’i, gelip danışıyorlar, antika ürün satmak istiyorlarmış. Muharrem Bey de gidip baktığı yerlerde antikayı ayırt edip hemen alıyormuş. Avşa’dan, Ayvalık’tan Ankara’ya getirdiği, “Eskici”de sattığı birçok ürün var böyle. 

Pandemi nedeniyle uzun süre dükkân kapalı kalmış olmasına rağmen satış yapabilmişler. Müşterileri genellikle Muharrem Bey’i tanıdığı için telefonla iletişim kurarak haberleşmiş ve sadece ürün satmak ya da almak için dükkânı açmışlar. Hatta yakın zamanlarda aynı şekilde tuğralı, antika bir kılıç satmışlar Zorlu’nun genel müdürüne. Ancak normalde semtte yürüyüş yaparken dükkanı görüp merak edenler de çokmuş. Özellikle dışarıdan küçük görünüyor olmasına rağmen içinin 400 m2 olması ilgi çekici. Aynı zamanda Ayrancı Antika Pazarı’nın da antika açısından önemini vurguluyorlar. Şimdilerde kendileri pazarda tezgâh açamıyor olsalar da önceleri açmışlar ve çok iyi satışlar yapmışlar.

Antikacılık yeni ve eski arasında çok derin bağlar kurabilen bir uğraş 

Eskici”de sadece antika ya da eski eşyalar yok. Resim satan en büyük mağaza aynı zamanda. Mustafa Ayaz, Turani, Hikmet Onat, Çoban Ressam, Nimettullah Gerasim gibi birçok ressamın resimleri var. Selim Güventürk, parmaklarıyla çalışan fırça kullanmayan ressam Ayrancı’da oturuyor. Farklı alanlara yönelebilmiş olmak aslında antikacılık ruhundan geliyor. Antikacılık yeni ve eski arasında çok derin bağlar kurabilen bir uğraş. Buna bir diğer örnek ise Güzin Hanım’ın antik taş evler yapıyor olması. Hatta Avşa’da yaptığı ev belediye başkanı tarafından da takdir görmüş. Antikacı ruhu bu işe de yansımış. Taş, tahta ve ferforje ile yaptığı evlerde eskicilerden bulduğu demirleri de kullanıyor. 

Muharrem Bey uzun yılların verdiği tecrübeyle birlikte bir ürünün malzemesini ve kaç yıllık olduğunu kolayca anlıyor. Bu kadar uzmanlık gerektiren bir işte bilginin aktarılması önemli. Güzin Hanım ve Muharrem Bey de antikaya ilgisi olan birini yetiştiriyor. Antikacılık için antika ile doğuştan gelen bir bağ, kültürel bir birikim lazım diyor Güzin Hanım. 

Uzun yıllardan beri semtimizde var olan bu dükkân semt kültürü açısından oldukça önemli. Özellikle antikacılık ve eskicilik, kültürün aktarılması açısından oldukça işlevsel. Güzin Hanım ve Muharrem Bey de bunun farkındalar ve Ayrancı’da oldukları için memnunlar. Biz de kendilerine teşekkür ederiz.

Ücretsiz E-Bülten Abonesi Olun

Yorum yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir