Turan Erol: Türk resim ve sanat yazınının duayeni

1960’ların başında Ankara, Aşağı Ayrancı’da yaşamaya karar veren Turan Erol, üç kızı ve eşi ile Meneviş Sokağında Milli Kütüphane Evlerinde oturdu. Erol, bu dönemde sanatçı, yazar ve mimarlardan oluşan ve kısa sürede köklü dostlukların filizleneceği bir arkadaş çevresinin de içindeydi.

1927 yılında Muğla’nın Milas ilçesinde doğan Türk resim ve sanat yazınının duayenlerinden Turan Erol, 29 Ekim günü 95 yaşına girdi. 1944 yılında yetenek sınavını kazanarak girdiği İstanbul Devlet Güzel Sanatlar Akademisi’nin resim bölümünü 1951 yılında Bedri Rahmi Eyüboğlu Atölyesi’nden mezun olarak tamamladı. İstanbul Devlet Güzel Sanatlar Akademisi’nde Bedri Rahmi Eyüboğlu’nun en yakın öğrencisi ve dostuydu. Mezuniyetinin ardından Diyarbakır Ziya Gökalp Lisesi’nde sekiz yıl sürecek bir öğretmenlik dönemi geçirdi. 1960’ların başında Ankara, Aşağı Ayrancı’da yaşamaya karar verdi. Meneviş Sokağı Milli Kütüphane Evleri  B-1/2 Aşağı Ayrancı adresindeki arka tarafında küçük bahçesi olan bu evde önce kiracı olarak bir müddet sonra satın alarak üç kızı ve eşi ile burada oturdular. Kızları bu evde yetişti. 22 yıl sonra buradan taşındılar. 

Turan Erol Oran’da şimdiki oturduğu evde

Bu dönemde Bilge Karasu, Nezihe Meriç, Fikret Otyam, Orhan Peker, Refik Epikman, Cemal Bingöl, İlhan Berk, Cahit Külebi, Ruhi Su, Selçuk Milar gibi sanatçı, yazar ve mimarlardan oluşan ve kısa sürede köklü dostlukların filizleneceği bir arkadaş çevresinin de içindeydi.  

Bu arkadaşlıklara ait mektupların bir kısmı Gözlerinden Öperim – Turan Erol’a Mektuplar ismi ile kitaplaştırılmıştır. Kitapta Turan Erol’a yazılmış Bedri Rahmi’den Bilge Karasu’ya, Orhan Peker’den Avni Arbaş’a, Nedim Günsür’den Neşet Günal’a ve daha birçok sanatçıdan gelen mektuplar yer almaktadır. 

2016 yılında 90. yaş günü için çekilen fotoğraf.

Çoğunun son cümlesi ‘gözlerinden öperim’ olan bu mektuplar, özellikle Türk sanat ve kültür ortamında 1950-1970 arasında D Grubu, Müstakiller, Yeniler Grubu, On’lar Grubu, şiirde İkinci Yeni akımı gibi, gruplaşmaların, yerellik-evrensellik tartışmalarının, sanat, edebiyat ve politikada yenilikçi-toplumcu düşüncelerin, Doğu-Batı kutuplaşmalarının gündeme geldiği hareketli bir döneme rastlıyor. Bu hareketli dönemde Meneviş Sokağı’ndaki bu evde Ruhi Su’nun türküler söylediği nice gecelerin yaşandığını, Bedri Rahmi’nin “Gauguin Kızım“ diye sevdiği kızı sevgili arkadaşım Zuhra Erol Yıldız’dan dinlemiştim.

 Bu yıllardaki en büyük tutkusu kent gözlemciliği yaparak Altındağ gecekondu bölgesini resmetmekti. 1970 ve 1980’li yılları Bodrum, Milas ve tekne kaburgaları resimleri dönemiydi. 1980’li yıllar aynı zamanda Turan Erol için Bozkır Ekolü yıllarıydı. Hüzünlü, sessiz Orta Anadolu’yu konu edinen resimler bu dönemdedir. 1990’lar ve 2000’ler Ankara Konya asfaltından kent gözlemciliğine devam ettiği ve Ara Güler fotoğraflarından esinlenerek ortaya koyduğu çarpıcı Ağrı Dağı resimleri dönemidir. 

Meneviş Sokağı’ndaki evlerinin bahçesinde eşi Türkan Erol ile.

1990 yılında emekli olduktan sonra Ankara, Bodrum ve Kuzguncuk İstanbul’da sanat çalışmalarına devam eden Turan Erol, her zaman entelektüel bir sanatçı olmuştur. Kendi kuşağı ya da  yetiştirdiği kuşağın insanları ile çalışmaktan hiç yorulmamış bir sanat ve düşün adamıdır. Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesi, o zamanki adıyla Basın Yayın Yüksek Okulu’ndaki akademisyenliği sırasında Şenol ağabeyimin de en sevdiği profesörü olmuştur ve her zaman genç sanatçıları yakından takip etmiş ve onlar için sergiler organize etmekten heyecan duymuştur. Öğrencisi ve iş arkadaşı akademisyen Ferhat Özgür onun için, “Turan Hoca davet edildiği konferanslara, sempozyumlara ve panellere sınavlara hazırlanır gibi hazırlanmış bir öğrenci, dayanışmadan ve omuz omuza olmaktan mutluluk duymuş vefakâr bir dost, beğeni yönünden olumsuz değil ama zor bir kişilik, yaşlılığı oynamaktansa onu yaşamayı kabullenmiş bir bilge, medyatik olmaktan uzak durmuş, Anadolu türkülerine vurgun, üretken bir sanatçı olageldi” demiştir.
İlhan Berk ise “Turan Erol beyazı karıyor. Kendi beyazını. Önünde bir göğün” diyor bir şiirinde. 

Bilge Karasu bir şiirinde, “Denize baktı gene / Gene toprağa / Çiçeğe baktı” diyor. Diğerindeyse, “Aynaya bakılarak yapılmış bir Turan resmiydi bu. Tükenmez gençliğinde donmuş bir resim, şimdi”. Metin Altıok, “İyi ressam, iyi şair/Ve bir çevirmendir o/Sözcükleri renklere/Renkleri de/Sözcüklere çevirir” … Ve Ruhi Su bir şiirine İnsan ve Emek başlığı atmış ve yazmış; 

Benim memleketimde bugün

Kırk elli bin liradır

Resmin metrekaresi

Ve dillere destandır canım

Turan Erol beyazıyla Bodrum’un mavisi.

Hocası Bedri Rahmi Eyüboğlu da, “Kuru gürültüye pabuç bırakmayan, aklını, yüreğini, çoluğunu çocuğunu, paletini, fırçasını başına devşiren sayılı aydınlarımızdan biridir, Turan Erol” diye yazmıştır. Sanata, edebiyata sadece resimleriyle değil, yazıları ve kitaplarıyla da katkıda bulunmuş bir ressam olan Turan Erol Cer Modern’in de fikir babasıdır.

Sanatçı her an yeni bir şey yapamayabilir, her an değişemeyebilir. Değişme isteği belli bir doygunluk noktasına varıldığında kendiliğinden gelir. Bu noktaya kadar sanatçı iki şey yapar: Ya bulduğu/yakaladığı bir olgunluğu sürdürür ya da geçmiş yapıtlarına dönerek onlara tekrar el atar, ilerletir” diyen Turan Erol’u derin saygı ve sevgilerimle selamlıyorum.

Yaklaşık 50 yıl önce Ressam Eşref Üren ile Meneviş Sokağı’ndaki evinde.

Yazar Hakkında

+ Yazarın diğer yazıları
Ücretsiz E-Bülten Abonesi Olun

Yorum yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.