Sağlıklı çevrede yaşamak hakkımız

Kentlerimizdeki nüfusun yaşaması için temel ihtiyacı olan, temiz içme ve kullanma suyuna erişim, temiz hava soluma, sağlıklı besine ulaşma, atıklarının çevre sorunu yaratmadan uzaklaştırılması, ekonomiye kazandırılması ve bertaraf edilmesi konuları kentlilerin sağlıklı çevrede yaşama hakkının en önemli bileşenleri.

Yazar Hakkında

Web | + Yazarın diğer yazıları

Ayrancım Gazetesi’nin kent hakkına dair planladığı yayın çalışmasının ilk gündeminde çevre konusunun olması hiç kuşkusuz tesadüf değil. Kentlerimiz ülke nüfusunun çoğunluğunu barındırıyor. Son verilere göre il ve ilçelerde yaşayan nüfus toplam nüfusun %93’ü…

Bu nüfusun yaşaması için temel ihtiyacı olan, temiz içme ve kullanma suyuna erişim, temiz hava soluma, sağlıklı besine ulaşma, atıklarının çevre sorunu yaratmadan uzaklaştırılması, ekonomiye kazandırılması ve bertaraf edilmesi konuları kentlilerin sağlıklı çevrede yaşama hakkının en önemli bileşenleri. 

Peki bu konular kentlerde gerçekten başarılı şekilde yürütülebiliyor mu? Yurttaşlar kentlerde, temiz hava soluyup, musluklarından temiz suya erişebiliyor mu? Atıkları yaşam alanlarında ayrı toplanıp ekonomiye kazandırılıyor mu? İklim krizi nedeniyle artan afetlerin etkilerini azaltacak çalışmalar yapılıyor mu? Bunların cevabı hepimizin malumu… Bu konuda genel bir başarısızlık ve geri kalmışlık var. 

Her ne kadar kanalizasyon sistemleri gelişmiş olsa ve kanalizasyon alt yapısı birçok kentsel yerleşim alanında çözülmüş olsa da atık suların ileri arıtma yöntemleri ile arıtılıp yeniden kullanıma sunulamadığını görüyoruz. Bunu Marmara’da yaşanan müsilaj felaketi, Sakarya, Kızılırmak, Ergene, Gediz, Yeşilırmak gibi yüzey sularımızın en az %75’inin kirlenmiş olması ve arıtılmış suların sadece %2-3 civarında yeniden kullanıyor olmasından anlayabiliriz. 

İstanbul, Ankara, Adana, İzmir, Konya, Kütahya, Düzce, Denizli gibi birçok kentimizde hava kirliliği çok yoğun şekilde yaşanıyor. Ankara Siteler’de veya Sıhhiye’de yaz ayları hariç temiz hava solumak neredeyse imkansız. 

Belediye hizmetlerine güven yok

Oda Başkanı olduğum dönemde 2019 yılındaki hava kirliliğine dair yayımladığımız raporda 60 milyon insanın kirli hava soluduğunu tespit edip paylaşmıştık. Yılda 30 bin insanın sadece hava kirliliğinden hayatını kaybettiği OECD 2019 Türkiye raporunda yazıyordu. Çok zor değil, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın anlık olarak yayımladığı hava kalitesi ölçüm istasyonu verilerinden de bunu görebilirsiniz. 

Atıklarımızın %90 oranında ekonomiye kazandırılmadan, çevreyi tahrip eden vahşi ve düzenli depolama alanlarında depolandığını biliyoruz. Birçok kentimizde paket suya olan güven belediye hizmetlerine olan güvenden daha fazla. Organik sebze ve meyve almak için sosyal medya hesaplarından satışlar yoğunlaştı.  Hep söylerim, bütün sağlık sorunları çevre sorunu kaynaklıdır. Tüm hastalıkların ana nedeni çevre kirliliğidir.  Kentlerimizdeki sağlık sorunlarına baktığınızda da bunu görebilirsiniz. 

Temiz suya erişimin en önemli adımı kaynağın korunması

Sorunları tespit etmek hiç kuşkusuz çözmekten çok çok daha kolay. Peki ne yapmak gerekiyor? Her bir çevresel sorun için çözüm önerileri var. Yeter ki yeterince heyecan ve istek olsun. Bütçe de, emek de yaratmak mümkün. Temiz suya erişimin en önemli adımı kaynağın korunması. Havzalarımızın korunmasına ihtiyacımız var. 21. Yüzyılın ilk çeyreği tamamlanırken hala koruma eylem planı yapılmamış içme ve kullanma suyu kaynakları var. Bu kaynakların olduğu bölgelerde yapılaşmalara, madencilik faaliyetlerine izin veriliyor. En yakın örneğini İstanbul’un su kaynağının hemen dibine Düzce’de yapılması planlanan madencilik ve atık yönetim faaliyetlerinde gördük. 

Bu konuda Ankara iyi bir deneyime sahip. Ankara Büyükşehir Belediyesi Ankara Su ve Kanalizasyon İdaresi, Çamlıdere, Kurtboğazı, Eğrekkaya, Akyar, Çubuk barajlarının korunması için eylem planlarını hazırladı ve buralarda koruma amaçlı kuralları belirledi. Ankaralıların temiz suya erişmelerinin teminatı olacak bu çalışmalar tüm belediyelerden daha önce ve daha hızlı tamamlandı. Artık bu alanlarda yeni yerleşim alanları ve kirletici faaliyetler kısıtlandı. Bu örnekleri tüm ülkeye yaymak lazım. 

Ankara’daki hava kirliliğinin %35’e yakını ulaşımdan kaynaklı

Hava kirliliğine yönelik yapılacak en önemli adım da kömür kullanımının kısıtlanması ve ulaşımın toplu taşıma ile geliştirilmesi. Örneğin Ankara’daki hava kirliliğinin %35’e yakını ulaşımdan kaynaklı. Öte yandan, sanayinin sürekli denetlenmesine ihtiyaç var. Ankara Siteler bu anlamda çok kontrolsüz ve uçucu organik bileşikler gibi kanserojen maddelerin havada olduğunu ilk solumanızda hissediyorsunuz. 

Atıkların ev ve işyerlerinde ayrı toplanıp ekonomiye kazandırılması için ise tüm teknik ve mevzuat şartları yeterli. Ancak konu ne yazık ki Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından yeterince denetlenip ilerletilmiyor. Kuşkusuz burada kentlilerin de büyük eksikliği var. Ambalaj atıklarının ayrı toplanması için hepimizin ilçe belediyelerimizden talepte bulunması gerekiyor. Çözüm önerileri çoğaltılabilir. 

Çözüm; haklarımıza sahip çıkmak ve talepkar olmak

Ancak gerçekten çözüme ulaşabilmek için yapılması gereken en önemli şey haklarımıza sahip çıkmak ve talepkar olmak. Siyasi tercihlerimizi bu talep üzerinden şekillendirmek gerekiyor. Yani,  musluğumdan temiz su akmasını, bulunduğum ortamda en temiz havayı solumayı, atık sularımı ve atıklarımı doğayı ve geleceğimi koruyacak en iyi yöntemlerle yönetilmesini istemek gerekiyor. Yerel ve merkezi yönetim mekanizmalarının tüm önceliklerini bunlara odaklaması için sesi çok daha fazla yükseltmek, bu konularda siyasetçileri, bürokratları, emekçileri motive edip, desteklemek gerekiyor.

İşte bu nedenle, Ayrancım Derneği’nin bu konudaki hassasiyeti Ankaralılar için büyük bir fırsat. 

Ücretsiz E-Bülten Abonesi Olun

Yorum yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir