Daha iyi bir yaşam için: Katılım

Proje üzerinde örgütlenmek çok önemli. Gençlik Konseyi tabii ki çalışmalarını yapsın, ilkeler, politikalar saptasın, önersin ama projeleri tanımlayın. Bunlar öyle projeler olsun ki sonuçta insanların bir kazanımı olsun çünkü insanlar ancak sonucunda bir şey kazanacakları süreçlere katılıyorlar. Yoksa olmuyor.

Yazar Hakkında

+ Yazarın diğer yazıları

1989-1993 yılları arasında Ankara Büyükşehir Belediye Başkanlığı yaptınız, bugün konuştuğumuz pek çok şeyin sizin döneminizde hayata geçmiş örnekleri var. Bu deneyimlerin üzerinden yaklaşık 30 yıllık bir süre geçmiş. Şimdi değerlendirecek olursak, sizin döneminizdeki katılım anlayışınızı nasıl tarif edersiniz?

Murat Karayalçın

Bizim katılım platformumuz “Ankara Kurultayı” idi. Genç yaşlı, cinsiyet ayrımı yapmadan hemşerilerin katılımını üç alanda önemsiyordum; bütçeye katılım, planlara katılım ve projeye katılım.

Bu Ankara Kurultayı şöyle örgütlendi; birincisi bir temsil yapısı vardı. Temsil edilen insanlar oraya gönderecekleri kişiye delege olma yetkisi veriyordu. Bunu dikkate alarak Ankara’daki bütün sivil toplum örgütlerine bir mektup yazdım. Onları davet ettim, ‘temsilci, delege gönderin’ dedim. Bunların içinde hem bilinen sivil toplum örgütleri vardı, yani TMMOB, sendikalar, ticaret odaları gibi hem de Ankara’da oldukça yaygın olan hemşeri dernekleri vardı.

Bir de hiçbir sivil toplum örgütüne üye olmayan ama bu kurultaya katılmak isteyenler de olabilir diye düşünerek billboardlar hazırladık. Katılmak isteyenler gelip kayıt yaptıracaktı. Gelenin girebildiği değil, kayıt yaptırılarak delege kartı alarak kurultaya girdiler.

Kurultayın üç amacı vardı; bütçenin görüşülmesi, belediyenin hazırladığı imar planlarının müzakere edilmesi ve projelere katılım.

“Dikmen Vadisi Projesi katılımın da ötesinde bir ortaklaşmadır”

Biz projelere katılımı ayrı tuttuk. Her proje kendi özelinde ele alındı. Mesela Dikmen, Batıkent, İvedik Organize Sanayi Bölgesi projesi gibi. Biz bu projelerden olumlu-olumsuz etkilenecek Ankaralılarla bir ortaklık platformu oluşturduk. Yani Batıkent’in 55 bin sabit toplumsal tabanı var, bu konut sayısı. Bu konutlarda oturmak isteyen insanların üyesi oldukları kooperatifleri esas aldık. Dikmen projesinde 2 bin gecekondu vardı. Onlara kooperatif kurdurduk. Dönüşüm kooperatifi dediğimiz kooperatiflerdi. Hacı Bayram’da kaldıracağımız 170 dükkan vardı, bunlara kooperatif kurdurmadık ama temsilci seçtirdik. İvedik Organize Sanayi Bölgesi’nde ise kooperatifler vardı. Orada da kooperatiflerle çalıştık yani kimi zaman kooperatiflerle kimi zaman bu projelerden etkilenecek kişilerin seçtikleri temsilcilerle çalıştık. Aynı zamanda belediye görevlileriyle bir araya geldiler ve bu projelerin karar kurulunu oluşturdular. Örneğin Dikmen’de 5 tane kooperatif temsilcisi vardı. Ben de 5 belediye görevlisi tayin ettim, 10 kişi, ben de başlarındaydım, 11 kişi Dikmen Vadisi Projesi karar kurulunu oluşturdu. Bu Türkiye’de ilk defa yapılıyordu ve bu tamamen sosyal demokrat, sol bir çözüm. Bu 10 kişi Dikmen Vadisi Projesi için alınması gereken bütün kararları birlikte aldılar, birlikte imzaladılar ve ben bu kararları belediyeye talimatım olarak verdim. Aynı zamanda projeyi birlikte izleyip denetlediler. Bu olağanüstü bir modeldir. Yani katılım da değil bu ortaklaşmadır. Katılımın da ötesindedir.

Tekrar Ankara Kurultayı’na bakacak olursak iki konu öne çıkmıştır; bütçe ve imar planları. Ankara Kurultayı’nı Ekim ayında toplamıştık. 13 Ekim Ankara’nın başkent olduğu hafta Ankara Kurultayı haftasıydı. Hem delegelerle birlikte olduk hem de 13 Ekim’i kutladık. Burada bütçe taslağını kurultaya sundum. Büyükşehir belediyesinin meclis üyeleri de kurultayın doğal üyesiydi.

“Hem Ankara hem de İstanbul için işe yarayacak bir modeldir”

Aslında bu hem Ekrem İmamoğlu hem Mansur Yavaş için işe yarayacak bir model. O zaman biz belediye meclisinde de çoğunluktaydık. Şimdi Ankara ve İstanbul’da çoğunlukta değiliz. Onun için belediye meclisi üyelerini belediye başkanının kendi ağırlığını taşıyan bir platforma çekip hemşerileri ile bütünleştiği o platformda baskı yapmak işe yarar bir yöntemdir. Bu modelde bütçeyi Ankaralılar tartışmış oluyor. Bu bütçenin bir provasıydı. Aynı zamanda imar planları da orada tartışmaya açılıyordu. İmar kararları belediye meclisinde kabul edildikten sonra bu kararlar kamu yararı oluyor ve bu müthiş bir güç. Kurultay dilediği komisyonları kurabiliyordu. Gecekonduların Ankarası, Gençlerin Ankarası, Kadınların Ankarası gibi komisyonlar kuruldu. Doğrusu bu komisyonlar söylemde güçlü ancak pratik olarak pek başarılı değildi. Pratik olan bütçe ve imar planlarına ilişkin çalışmalardı.

Belediyecilik anlayışınız içinde gençlerinin yerinin ayrı olduğunu biliyoruz. Gençlere ilişkin Ankara Kurultayı’nda ne gibi çalışmalar yapıldı? Beklentileriniz nelerdi?

“Kaliteli kent hizmetinin yaygınlaştırılması, gençlere ve tüm kent yoksullarına sunulabilmesi” sosyal demokrat belediyeciliğin özüdür. Aslında bu bir paylaşım. Dikmen projesinde iki tane yüksek kule arasında da köprü vardır. Bu köprüye ‘Gençlik Köprüsü’ ya da ‘Kültür Köprüsü’ denmektedir. Bu alan tümüyle gençlere ayrılmıştı. Gençler burada müzik dinleyebilecekleri, kitap okuyabilecekleri, oyun oynayabilecekleri, sohbet edebilecekleri bir takım büyük mekanlara sahip olmuşlardı. Bu aslında müzik kitaplığı, bilardo, satranç demek. Bir genç gelsin orda tostunu yesin, çayını içsin, tüm gününü kaliteli bir şekilde ucuza geçirsin. Gençlerin zevkle gidebilecekleri alanların yaratılması projesiydi.

“Her eğitim yılının başında üniversitelere gittim gençleri Ankara’nın yönetimine davet ettim”

Ben belediye başkanı olarak her eğitim yılının başında üniversitelere gittim. Hepsinde de gençleri Ankara’nın yönetimine davet ettim. Gençler de ‘tamam’ dediler ama her sene böyle geçti. Ne ben öneride bulundum ne de gençler öneride bulundu.

Bir sonraki sene yeniden gittim. Gazi Üniversitesi’ndeydi. Ben tekrar çağrı yaptım gençlerde ‘tamam’ dediler ‘ancak bu sefer bir karara bağlayalım’ dedim. Öneri sordum ancak salondan öneri gelmedi. Ben de o sırada aklıma gelen Seymenler Parkı’nın yönetimini gençlere vermeyi teklif ettim. Temsilcilerinizle gelin ve protokol imzalayalım dedim. Seymenler Parkı hayli büyük bir park ve amfisi var. Parkta konserler olsun, bakımını, temizliğini ister öğrenciler yapsın ister belediye yapsın, çocuk parkına tıp fakültesinden öğrenciler gelsin, aileler için güvenli bir ortam olsun gibi önerilerde bulundum. Bu şekilde bir protokol imzalandı ancak gençlerin katılımı çok kısa sürdü.

İnsanlar ancak sonucunda bir şey kazanacakları süreçlere katılıyorlar. Maddi ya da manevi bir şey kazanacaksın. Batıkent projesi bence bir mucize. 11 yılda bir kent kuruldu; bin hektarlık bir alanda 300 bin nüfuslu kent. Bence kamu ile konut elde etmek için projeye asılan insanların çabası ile oldu. Dikmen’de iki yılda birinci kısım bitti. Kaliteli bir yaşama ivedilikle ulaşmak isteyen insanlar işe asıldılar. Güveniyorlardı çünkü ortaklaşa karar veriyorlardı.

Kurultayda gençlik komisyonu çalışmalarını sürdürdü ama oradan çok somut kullanacağımız bir şey çıkmadı. Ben projelerden etkilenen kişileri ‘proje muhafızları’ diye adlandırmıştım. Bu kişiler projeye sahip çıkıyorlar ve bir enerji ortaya çıkıyor ve sürüklüyor projeyi. Zaten bu benim değişmez kamu yönetimi anlayışım. Birlikte karar aldığın zaman iyi işler ortaya çıkarabiliyorsun. Yürütme erkinin içine halkı da katacaksın. Sonuç itibariyle bu yapıyı denedik ve başarılı olduk.

“Etrafı üniversite öğrencileri ile çevrili iki parkı halkın kullanımına açtık”

Sizin gençlik konseyi fikriniz o dönem için ilkmiş. Ne gibi çalışmalar yapmıştınız? Günümüzde gençlik çalışması yürüten gençlere ne gibi tavsiyelerde bulunursunuz?

Bir arayışın ifadesiydi bu. Ankara Kurultayı kendi içinde birkaç komisyon kurmuştu. Bu insanlar orada bir şey ortaya çıkacak diye umarak geliyorlardı. Yani ‘Gençlerin Ankara’sı’ komisyonunu gençlerin Ankara’da daha iyi bir yaşam için çözümler üreteceğini umarak oluşturduk. Öncelikle etrafı üniversite öğrencileri ile çevrili olan iki parkı halkın kullanımına açtık. Kurtuluş Parkı büyük duvarlarla çevriliydi ve kimse giremezdi. Gençlik Parkı’na ise girişler ücretliydi. Ben ikisini de halkın kullanımına açtım. Ankaralılar bir taraftan girecek diğer tarafından çıkacak. Bu bir projeydi ve sonuçta ortaya görünür bir şeyler çıktı.

Proje üzerinde örgütlenmek çok önemli. Konsey tabii ki çalışmalarını yapsın, ilgili komisyonlar kurulsun. Onlar ilkeler, politikalar saptasın, önersin ama projeye eğilin. Projeleri tanımlayın, hazırlayın. Bunlar öyle projeler olsun ki sonuçta insanların işine gelsin. Bir kazanımı olsun çünkü insanlar bir şey elde edilecekse çalışmalara katılıyor. Yoksa olmuyor.

Örneğin belediyeden ucuz hizmet talebiniz varsa en iyi yöntem projelere dayandırmaktır. Mühendislik, iktisat, kamu yönetimi okuyan arkadaşlarınız vardır. Basit bir proje ile belediyeyle çalışabilirsiniz.

Bizim çok önemli bir etkinliğimiz vardı; hipodrom konserleri. Hipodroma yüz binler geliyordu. Yılda iki konser verdik. John Baez, Theodorakis, Zülfü Livaneli, Grup Yorum, Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası konserleri yapıldı. Belediye otobüsleri topluyordu vatandaşları ve geri bırakıyordu. Ulaşım maliyetsiz ve kolay oluyordu. İki saat boyunca müzik şöleni oluyordu ve gençler hemşerileşiyordu, toplumsallaşıyordu. Sanat kitleselleşiyordu. Gençler de böyle etkinlikler yapabilirler. 2022 Mayıs ayına böyle bir organizasyon düzenleyebilirsiniz. Somut olmak ve tarih vermek lazım.

Gazi Üniversitesi öğrencilerine tahsis edilen “Seğmenler Parkı” etkinlikleri için yapılan bir ilan örneği
Ücretsiz E-Bülten Abonesi Olun

Yorum yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir