Obahan Obaoğlu: Kent konseyi ortak akıl kültürü inşa ediyor

Burada ‘yapmak’ fiili geçerlidir, yapan öne çıkar. Olanın derdinde olmayıp, yapmanın derdinde olan her türlü kanal açık. Biz dernek olarak kurumsal anlamda ne katkı sağlamak istiyorsak ne proje yapmak istiyorsak kent konseyi arkamızda, yanımızda. 

Obahan Obaoğlu
Obahan Obaoğlu

Burada olan hadise bir kültür inşasıdır; katılımcılık kültürü, ortak akıl kültürü. Kent konseyinin iyi yanı o oldu çünkü o kültür yıpranmıştı ve bir araya gelmeye çok ihtiyaç vardı. Farklı kesimlerden kurumların bir araya gelmesi çok önemliydi. Resmen hasrettik. Belediyeyle en ufak ilişkimiz yoktu. Belediye yöneticisi ile bir şeyler paylaşmak hayal gibiydi.

Başkanımızın anlayışı ve yaklaşımı da işin buralara varmasında önemli bir etken. Gönüllülük esası çok önemli. Profesyonellik ister istemez bakış açısını daraltıyor. Mansur Bey’in ön açıcı cesaretlendirici yönü yadsınamaz. Komplekssiz yaklaşımlar, geniş kucaklayıcı düşünen bakış açısı ve yaklaşımı önemlidir.

Lale Özgenel: Kent konseyinin en büyük başarısı, dinlemektir.

Lale Özgenel
Lale Özgenel

Her şeyden önce kent konseyleri kentler için var. Ankara’nın başkent olması nedeniyle belki diğer kent konseylerinin üzerinde bir sorumluluk yüklüyor bize. Başkentin kültüründen kentsel gelişmesine, beşerî yapısından demografisine, ikliminden ekolojisine her boyutuyla paydaşlarından gelen problemleri anlamlı bir çerçeve kurarak yetkililere aktarmak gibi bir sorumluluğu var.  Bu anlamda en önemli şeylerden biri yönetim kurulunun geniş kadrolu, farklı meslek ve uğraş alanlarını temsil eden üyelerden oluşmasıdır. Dolayısıyla bu kadar geniş bir alandan yetkin kişinin tek ortak paydası var; Ankara. Buraya nasıl katkı yapabilir, elinden geleni nasıl ortaya koyabilir konusuna odaklanmak. Bu çok önemli bir fark. Buradaki herkes inanmış Ankara için çalışıyor başka bir gündemimiz yok. Bu anlamda AKK ayrıcalıklı bir yapı değil, içe dönük kapalı bir yapı değil. 

Başardığımız önemli şeylerin başında dinlemek var. AKK yaptığı toplantı ve temaslarda binlerce kişi, yüzlerce sivil toplum örgütü dinledi. Notlarını aldıktan sonra belediyeye aktarmaya çalıştı. Burası her şeyden önce bir dinleme platformu. Ben bunların çok önemli olduğunu düşünüyorum. Bu kanalı çalıştırabiliyor olması AKK’ni kısa sürede farklı yöne çekti. Diğer kent konseyleri de bunu yapıyor ama bizlerin dinlediği konuların çeşitliliği AKK’nin başarısını gösteriyor. 

25 yılın sonrasında Ankara’da bizlerin de çok farkında olmadığı nice nitelikli çalışma olduğunu fark ettik. Bu insanların birbirini dinlemeye ve enerjilerini buluşturmaya ihtiyaç duyduklarını gördük. Bunu da yaptığımızı düşünüyorum. Şu anda herhangi bir konu gündeme geldiğinde çalışma gruplarımız hemen entegre olabiliyor. Müthiş bir sinerji ile projeler oluşturabiliyor.

Savaş Zafer Şahin: Biz burada kente olan borcumuzu ödüyoruz.

Kent konseyinde makam mevki yoktur, bileşenlerimiz vardır. Kent konseyinin belediye üzerinde buyurucu, dayatmacı bir konumu yoktur. Tek yetkisi, belediye meclisinin ilk toplantısında önerileri gündeme alınır.

Savaş Zafer Şahin
Ankara Kent Konseyi Başkan Yardımcısı Prof.Dr. Savaş Zafer Şahin

Ankara’da 25 sene sonra belediye başkanı değişti. Büyükşehir belediye meclisinde çoğunluk olanlar, Türkiye’de iktidar ancak kentte muhalefet. Belediye meclisinde sağlıklı bir tartışma ortamı yok, kent sorunları değerlendirilemiyor. Peki kentin gerçek sorunları hangi platformda tartışılacak? Ankara Kent Konseyi hakkıyla kurulursa işte bu beklentiyi karşılayacağını öngördük.

Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş ve yönetim kurulu üyesi 30 kişi gayretli bir şekilde, kent konseyinin kentin ihtiyacı olduğu anlattı ve bir paydaş analizi yapılarak 300’e yakın sivil toplum örgütü, kamu kurumu temsilcisi ve ilgili tüm taraflardan oluşan bir formülasyon oluştu. Burada ortaya çıkan iki önemli durum var:

1- Ankara Valiliği’nin kent konseyinde olması gerekir. Valilik sahip çıkmazsa, Vali ve kadrosu bu işe inanmazsa kredibilitesi düşük bir yapı ortaya çıkar. Valimiz bu vizyona ve kent konseyine başından itibaren sahip çıktı ve kendisini temsil eden bütün bürokratları görevlendirdi. 

2- Siyasetten ari olmanın yolu siyasette eşit temsildir. Yani Belediye meclisinde grubu bulunan 4 partinin birer temsilcisinin kent konseyinde yer alması çok kritiktir. Buna uygun olarak en baştan 4 partinin temsilcileri kent konseyinde yer aldılar. 

Yıllarca TMMOB üyesi ve oda başkanıydım. Bütün toplantılarda “kent konseyi, kentteki suçlara karşı çıkmamız, kent sorunlarını tartışmamız için iyi bir yapıdır” dedim. Ancak derdimi anlatamadım. Bunun sebebi ise Ankara’da yıllarca böyle bir yapı olmamasıydı. Bir kentte kent konseyi tartışılıyorsa kentsel sorunlar da tartışılır. Demek ki, bir odak noktası vardır artık. Demek ki, bir noktada herkes bir araya gelip bir konuyu konuşabilir. 

Kent konseyi parasal kaynağı bulunmayan bir yapıdır. Buradaki bütün harcamalar belediye başkanı ve belediyenin iyi niyetinin göstergesi ve desteğidir. İkincisi, kent konseyinin tüzel kişiliği yoktur. Üçüncüsü, kent konseyinde makam mevki yoktur, bileşenlerimiz vardır. Dördüncü olarak, kent konseyinin belediye üzerinde buyurucu, dayatmacı bir konumu yoktur. Tek yetkisi, belediye meclisinin ilk toplantısında önerileri gündeme alınır. Son olarak, konseyin güç ve yetkisi güvenden gelir. Hiçbirimiz burada kent konseyinde var olduğumuz için şahsiyet elde etmiyoruz. Biz burada kente olan borcumuzu ödüyoruz. 

Biz ancak güven yaratarak insanların bir araya gelmesine vesile olabiliriz. Güven duygusunun ardından da dayanışma yaratılmalı. Üçüncüsü ise hoşgörü olmalı. Bu yol çok yorucudur ancak verimlidir ve ürün sağlar. Türkiye’de kaynak ve örgütlenme sorunu yok güven sorunu var. Bu sorunu aşabilmek için önce bütün güven sorununu ortaya çıkartan kaynak paylaşma, görev alma ve etki yaratma meselelerini bir kenara bırakmak lazım. Buna pek çok yerde “21. yüzyıl organizasyonu” deniyor. Biz bunu Ankara’da yeni deneyimliyoruz. Ankara’nın güçlü meslek örgütleri ve sivil toplum örgütleri buna itiraz ettiler. Onları ikna etmeye çalıştık yine de itirazlar sürdü. Biz yanlış bir şey yapmıyoruz. Eğer yanlış bir şey varsa da zaman içerisinde ortadan kalkacaktır. Biz sadece kentsel sorunları tartışmak isteyenlerin gelip katkı sağlayacağı ortam oluşturmak istiyoruz. 

Ankara her alanda vasata teslim olmuş durumdaydı, kaldırım taşından peyzajına kadar. Bu çok uzun süredir böyle. Kadrolar, örgütlenme, iş yapış biçimi bununla ilgili. Kent konseyinin bir diğer hedefi bu vasata teslim olmuşluğu kırmaktır. Mesela Ankara’da ilk kez mimarlık yarışması yapıldı. Buna öncülük eden kent konseyi oldu. Çubuk Barajı’nda nitelikli peyzaj yapılması için kent konseyi çalışmalar yürüttü. Semt ve mahalle düzeyinde bir katılımın önemini vurgulayan kent konseyi oldu. Herkes bunu biliyordu ama herkesin güvendiği bir noktadan söylendiği zaman daha farklı noktadan ele alındı. Biz şu anda belediye ile sivil toplum örgütleri arasında ara yüz oluyoruz. Bunların en önemlisi ise ‘katılımcı bütçe’ çalışmamızdır. Mükemmel bir uygulama olduğunu söyleyemeyiz ancak Türkiye’nin hiçbir yerinde konuşulmazken şu an Belediye bütçesinde katılımcı bütçe konuşuluyor.

Halil İbrahim Yılmaz: Ankara Kent Konseyi günü kurtarmak için değil kentin geleceğini kurtarmak için çalışıyor.

Bizim en büyük avantajımız 30’a yakın yönetim kurulu üyesi, 510 bileşenimiz ve çalışma gruplarındaki 2000’e yakın arkadaşımızdır. Biz onlara bir şey öğretme hayaliyle bu süreci başlatmış olsaydık Ankara’da bugüne kadar kurulmuş 22 bin dernekten biri olurduk. Burada kapıdan giren herkes birbirinden öğrenmeyi kabul ediyor. Başarımız bugüne kadar aynı masada oturmamış farklı sosyolojilerin önyargısının kırılmasından kaynaklanıyor. 

Ali Necati Koçak ve Irmak Dalgıç, Ankara Kent Konseyi Başkanı Halil İbrahim Yılmaz ile

Kentli haklarıyla ilgili katılımcılığın olduğu bir organizasyonuz ama bugüne kadar kamu, sivil toplum, üniversiteler ve diğer bileşenlerin tamamına yakını kendi haklılığını diğerine dayatarak enerjisini tüketti kentte. Bundan sonuç alamadık. Kent konseyinde oluşan iklim, ötekinin haklılığına inanarak başlıyor. Ötekinin haklılığına inandığınız andan itibaren müthiş bir konfor oluşuyor. Bu da bizde yeteneklerimizi kentin geleceği için kullanma etkisi oluşturdu. Kentin dikkatini çekme nedenimiz o. 

AKK, kentin geleceği için hayatın içinde yer alma kabiliyeti olduğu halde siyasetin gündemi olamayan mevzuların konuşulduğu yer oldu. Böyle olunca da günlük kazanç için uğraşan arkadaşlarımızın ilgisini çekmedi burası. Buranın bu kadar saygın olma nedeni küçük ihtiyaçları için buraya kullanacak insanların gelmiyor olması. Kentin içindeki bu birikimi gördükten sonra biz kendi sosyolojisinde kendisini ifade etme fırsatı bulamayıp ‘kente yapacağım hiçbir katkı yok’ diye düşünenleri çektik. Hayatın dışına çıkmış kesimler tekrar hayatın içine girdi. Kentte oluşan yeni politik iklim kentteki kamplaşmanın biteceğine inandırdı insanları. Kenara çekilmiş olanlar bir umutla birikimlerini söylediler ve burayı kürsü olarak gördüler. Kentin seçilmiş belediye başkanı bu iklime itibar etmemiş olsa konuştuklarımızın hiçbir anlamı olmazdı. Bugün Ankara’da birbiriyle hiç karşılaşmamış insanların aynı masada toplanma nedeni günü kurtarma endişesi değil kentin geleceğini kurtarma endişesidir.