Afet İnan Parkı’ndan Ayrancım Gazetesi’ne mektup

Yakında bu günler bitecek dedi geçen bir misafirim, her yer açılacakmış yakında, herkes rahatça her yere gidebilecekmiş, sınırlama olmayacakmış. Ya beni eski halime bırakırlarsa, unuturlarsa ve bir daha gelmezlerse?

Yazar Hakkında

Afet İnan Parkı

Sevgili Ayrancım Gazetesi,

Bir süredir gelip gidenlerden isminizi sıkça duyuyorum, öğrendim ki mahalleyle, şehirle ilgili yazılar yayınlıyormuşsunuz, benim derdimi de belki dinlersiniz dedim.

Uzun yıllardır Ayrancı mahallesinin sakiniyim, ama çoğu kimse bilmez beni. Oturduğum yer de sapa değil halbuki, ama hem nohut oda bakla sofa, hem de etrafta Seğmenleriydi, Kuğulusuydu, çok meşhurlar olunca herkes onları görmek istiyor tabi. Olsun alıştım sayılır. Misafirlerim az da olsa daimidir, çok seviyorum onları da. En çok mahallenin büyükleri gelir, telaşı kalabalığı az olduğu için her halde rahatça dinlenebiliyorlar. Yedi kıymetli bankımda ağırlarım onları. Bizim buranın çocukları da gelirler sağ olsunlar, üç adım ötede daha havalı oyuncakları var Kuğulupark’ın demezler; bir kaydırakla, üç çakıl taşı ile saatler geçirirler. Biraz gürültü oluyor filan ama onlar gelince de park parka benziyor doğrusu, o yüzden yağmur, kar yağınca pek üzülürüm evde kalacaklar diye. Kuşlarım gelir, çünkü bir sürü su kabım ve kuru ekmeğim var rahat etsinler diye. Tabii en çok da köpekler ve köpekliler gelir bana. Mahallemizde evcil hayvanı olan çok ama ben bu misafirlerimi seviyor muyum çok emin olamıyorum, kuşlarımı korkutuyorlar, bazen de ortalığı pis bırakıp gidiyorlar çünkü, sonra temizliği bekle ki gelsin. Ama yine de neşe işte. En sevmediğim misafir ise gecenin bir yarısı gelenler. Bizim de dinlenme hakkımız var diye düşünmeden bağıra çağıra geliyorlar, hiç özen göstermeden etrafı dağıtıp gidiyorlar, sonra cam kırıkları ayaklara batacak diye uyku tutmuyor beni, sağa sola döne döne sabahı ediyorum. Neyse ki çok fazla gelmiyorlar. Son zamanlarda etrafım epey kalabalıklaştı, sokaktan gelen geçen çok arttı, meğerse meydanda kahve içilen yerler filan açılmış, kalabalık ondanmış. Ama onlar bana hiç misafirliğe gelmediler, oysa başka parklarda kahveleriyle oturanlar varmış. Üzüldüm biraz, benim neyim eksik dedim doğrusu. Ama ne yapalım demek ki öyle seviyorlar. 

Lafı ne kadar uzattım, yaş işte. Diyeceğim oydu ki son iki ayda her şey çok değişti, inanın neye uğradığımı şaşırdım. Önce baktım etraftaki kahveci mi neyse onlar kapanmış, bir anda ayağı oraya alışan herkes kapıma dayanmış. Ay neye uğradığımı şaşırdım, tanımadığım etmediğim misafir, nereye oturtacağımı nasıl eyleyeceğimi bilemedim. Neyse onlar da iki üç geldiler, bir daha gelmediler. Aman iyi ki de gelmediler, her gelişlerinde maske miymiş beyaz bişi, onlarından bol bol bırakıp gittiler, temizliği bizim işçi çocuklara kaldı, nasıl yetişsinler hepsini toplamaya yazık değil mi onlara da. Sonra çok sevdiğim büyüklerim kayboldu ortalıktan, hasta olmasınlar diye bana gelmelerine izin vermiyorlarmış. Hiç anlamadım benim nerem hasta edecek, alındım doğrusu bunu düşünene. Arada kaçak geldiklerinde çok sevindim, gözden uzak yaprakların arkasına sakladım onları. Sonra da küçüklerim gitti, kaydırak, salıncak öyle öksüz kalıverdi, valla ağladık sabaha kadar. Bir köpekliler kaldı sağ olsunlar. Nasıl başa çıkacağım bu hasretle derken bir baktım hiç görmediğim mahalleliler ara ara gelmeye başladı. Ay nasıl heyecan bilemezsiniz, bunca yıldan sonra gelip oturdular, hatta bazen arkadaşlarıyla buluştular inanır mısınız!  Meğerse etrafımdaki park arkadaşlarımın hepsinde bekçi geziyormuş da kimseyi oturtmuyormuş, tuhaf doğrusu. Üzüldüm de arkadaşlar için, bunca yılın alışkanlığı bir sürü kalabalığı konuk etmek, onlara da ne zor olmuştur kim bilir. Neyse oralarda barınamayınca bizim mahalleli sonunda bana mecbur kalmasın mı! Çay kahve getirip uzun uzun sohbet ettiler valla dünyalar benim oldu. Sonra arada sırada da olsa özlediğim büyüklerim ve çocuklarım da gelmeye başladı, iyice şenlendik. Arada pek kimsenin gelmediği bir iki gün oluyor hafta sonları ama onlar ne pek anlamadım, hastalıktanmış diyorlar, aynı iki gün mü hasta oluyor herkes? Neyse çok takılmıyorum ona, etraf kalabalık, bahar geldi; güneş, açan çiçeklerim, keyfim pek gıcır bu aralar.

Afet İnan Parkının kuşları, ağaçları

Ancak beni huzursuz eden bir mevzu var sevgili Ayrancım’ın Gazetesi, mahalleyi/kenti biliyormuşsunuz diye öğrendim ve size sormak istedim. Yakında bu günler bitecek dedi geçen bir misafirim, her yer açılacakmış yakında, herkes rahatça her yere gidebilecekmiş, sınırlama olmayacakmış. Önce misafirlerim için çok çok sevindim çünkü anlıyordum yani hep üzgündü yüzleri, canları sıkkındı. Son bir iki haftada onlar biraz neşelenince ben de mutlu olmuştum, demek hayatları düzelecekti biraz, ne güzel. Ama sonra beni aldı bir endişe. Her yer açılınca ya giderse misafirlerim? Ya beni eski halime bırakırlarsa, unuturlarsa ve bir daha gelmezlerse? Çok korkuyorum sevgili Ayrancım Gazetesi, çok özlerim ben onları. Ben elimden geleni yaparım rahat etsinler diye valla bak. Ne var sanki bu düzen devam etse, çaylarını kahvelerini alıp gelseler yayılsalar yine? Mutlu idiniz hem öyle diyordunuz, gülüyordunuz hep ‘oh be’ diyordunuz ‘iyi ki parkımız var’? Daha mı mutlu olacaklar oralarda anlamadım ki. Hem o dışardaki kahvelerin içlerine ne koyuyorlar belli değil…

Ne olur bir yol gösterin bana sevgili Ayrancılılar, ne yapabilirim?

Sevgilerimle / Afet İnan Parkı

Ücretsiz E-Bülten Abonesi Olun

Yorum yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir