Arkası Yarın I: akşam, balkon, karar

35 yaşıma yedi gün kala, hayatımda yalnızca gerçek şeyleri var etmeye karar verdim. Sanıyorum, bir tür bilinçli rüya deneyimi yaşıyorum, yani uykumun ortasında, bunun bir rüya olduğunu fark ettim.

Oil on canvas (Leonora Carrington)

Bir kadın ve küçük oğlu kedilerini arıyor. Deniz diye bağırarak etrafı kolaçan ediyorlar. Apartmanımızın girmemize müsaade edilmeyen koruluktan bozma bahçesindeki yalnızlık sona erdi. Gür saçlı kestane, armut, elma ve sarıçam küçük bir iç geçiriyor. Ağzımı buruşturup kiraz ağacıyla bakışmayı sürdürüyorum. Deniz diye kedi ismi mi olur…

Balkonum yerden birkaç metre yüksek. Ben her şeyle eşit mesafedeyim. Ama şimdilik, herkesten ve deniz seviyesinden biraz aşağıda. Kuşlar çarpışarak uçuyor. Kiraz ağacı benle yaşıt. Sarıçam, belki anneannemin ömrünce güneş görmüştür. 10 dakika önce, doğumgünüm hatırına bir şeyler yazmak için, katlanan masayı açıp başına oturdum. Peri, –evet benim de kedim var– bir zıplayışta kucağıma tırnaklarını geçirdi. Deniz bulunamadı. 35 yaşıma yedi gün var ve size ümitli şeylerden bahsetmeyeceğim. 

Evlenmedim. Birçok çocuk edindim ama doğurmadım. Hiç Rusya’ya gitmedim. Hayatımda daha önce de bir sürü kere gördüm bu kadar çok kirazı yan yana. Çünkü bu yerden birkaç metre yüksek balkonda daha önce de oturdum. Yedi yıl kadar. Ritalini bırakalı dokuz ay oldu. Kendimi benimle birlikte hareket edip duran ve ruh halimin şeklini alan bu boşlukla aynı yatakta bulalı, epey. İki yaşımı hatırlasaydım, o zamandan beri, derdim mesela. Ne olduysa iki yaşında olup bitiyormuş, biliyor musunuz… Örneğin kanun kaçakçısı bir ailenin içine doğduysanız, anneniz iki yaşına kadar kıçınızı sahte dolarla sildiyse, geçmiş olsun. İki yaşınıza kadar ne olduysa oldu. Sonra kulaklarınıza kirazlar takarak da yaşasanız, tren kaçtı. Siz o iki yaşın mamülüsünüz artık. Geri kalan bütün ömrünüzü, o iki yılın ruhunuza gizlice sinen ağır kokularını bastırarak harcayacaksınız. Ya da gidip yıkanacaksınız. Başkaları kokuyor sanarak geçirdiğiniz onca yıldan sonra bu pisliğin size ait olduğunu kabul etmek hiç kolay değil. Ama zaten size kolay olacağını söylemedim. Ümitli şeylerden bahsedeceğimi de söylemedim. Öte yandan, benim kedinin ismini duyunca yaptığım gibi kıvırıyorsunuz burnunuzu; bu sözlerimi, benim depresyonda olmamla açıklıyorsunuz. Hayır. Sadece, gerçekçi davranıyorum. 

35 yaşıma yedi gün kala, hayatımda yalnızca gerçek şeyleri var etmeye karar verdim. Sanıyorum, bir tür bilinçli rüya deneyimi (lucid dreaming) yaşıyorum, yani uykumun ortasında, bunun bir rüya olduğunu fark ettim. Ama rüya olduğunu anlayabildiysem, rüyanın bundan sonra nasıl ilerleyeceğini de kontrol edebilirim. 

Doğduğum güne kadar her akşam, ay şu en ihtişamlı sarıçamın arkasında ufaktan büyüyüp de sivrilene kadar, oturup size de anlatacağım. Çünkü bahçeye girmemize izin yok ve balkonumda katlanabilen bir masam var. Tabi bir de, artık iyi olmak istiyorum. Sıradan bir hayatın içinde, bir haziran akşamı, havadaki hafifliğe değince sevinç duyabilecek kadar.

Etraf karardı. Ay, sarıçamın arkasında büyüyüp kızardı. Peri’yi, severken canımı acıttı diye, bir telaşla kucağımdan attım. Deniz, tabi ki bulunamadı. Gerçekler diyordum evet: İçinde uyandığıma göre, artık rüyamı anlatabilirim size. 

(devamı önümüzdeki ayın sayısında.)

Yazar Hakkında

+ Yazarın diğer yazıları
Ücretsiz E-Bülten Abonesi Olun

Yorum yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir