Ayrancı şahit: O hep onyedisinde kaldı

Erdal Eren’in arkadaşı Sinan Suner 1980 Ocak ayında Ayrancı’da Nazilli Sokağı ile Hoşdere Caddesi’nin birleştiği yerde yazılama yaparken öldürülür. 2 Şubat 1980 gecesi aynı yerde anma yapanlar arasında Erdal Eren de vardır ve çıkan çatışmada bir asker ölür. Askerin Erdal’ın silahından çıkan kurşunla öldüğü iddia edilir ve Erdal yargılanır ve 17 yaşında asılır...

Yazar Hakkında

+ Yazarın diğer yazıları

Erdal Eren’in anısına

Giresun Şebinkarahisar’da 25 Eylül 1964 tarihinde dünyaya gelen Erdal Eren, 1980 yılında asıldı bir darağacında. Henüz 17 yaşındaydı. Yaşı bile asılmasına engeldi. Darbe ile ülke yönetimine el koyan Kenan Evren, “Asmayalım da besleyelim mi?” dediği Erdal’ın yaşını bir gecede büyüttü. 13 Aralık 1980’de Ankara Ulucanlar Cezaevi’nde idam edildi Erdal. Yıllar sonra yapılan 12 Eylül yargılamasında kendisine Erdal Eren’i tanıyıp tanımadığı soruldu ve “tanımıyorum” anlamına gelecek şekilde kafasını salladı Evren. Erdal infazını tabureye vurarak kendisi yaptı.

Sinan Suner, Erdal Eren’in arkadaşı. 1980 Ocak ayında Ayrancı’da Nazilli Sokağı ile Hoşdere Caddesi’nin birleştiği yerde yazılama yaparken öldürülür. 2 Şubat 1980 gecesi ise Sinan’ın öldürüldüğü yerde anma yapanlar arasında Erdal Eren de vardır ve çıkan çatışmada bir asker ölür. Askerin Erdal’ın silahından çıkan kurşunla öldüğü iddia edilir ve Erdal yargılanır.

Ailesi, arkadaşları, avukatı yıllarca anlattı Erdal Eren’i. Gencecik yaşında neden hapse girdiğini annesine yazdığı mektupta şu şekilde özetledi :

“O sözler ki kalbimizin üstünde dolu bir tabanca gibi ölüp ölesiye taşırız. O sözler ki bir kere çıkmıştır ağzımızdan, uğruna asılırız.”

Küçük yaşına rağmen söylediği sözler umut doluydu.

O’nun umut dolu, hala gelecek güzel günlere inanan sözleri ve tavırları birçok sanatçının eserlerinde kendini buldu. Gülten Akın, “Büyü” adlı şiirinde “Büyüyüp onyedine geldiğinde, büyü de baban sana idamlar alacak” demiş ve Erdal Eren’in 17 yaşındaki idamını anlatmıştır. Savaş Ay Erdal’a ait son fotoğrafları çekmiş ve bunları Sezen Aksu’ya gösterdiğinde Aysel Gürel’in Son Bakış Şarkısı’na ilham olmuştur. Öncelikle Ağıt Gibi dizeleri yazılmış Aysel Gürel tarafından. “Bir an duruşu gibi, ömrün gidişi gibi, veda ederken aşk ateşi gibi, söner iç çekişler. Amman amman yandım aman acı yüzler“. Daha sonra bu sözler Sezen Aksu tarafından seslendirilen Son Bakış şarkısı ile karşımıza çıkar.

O dönem Erdal’ın yaşıtı birçok kişi hapishanelerde işkencelere maruz kalmış, haksızca idam edilmiş ya da bir şekilde öldürülmüştür. Erdal Eren de ailesine yazdığı mektupta “sizin binlerce evladınız var” der. Erdal Eren gibi genç yaşta olan ve o gece ölen Er Zekeriya Önge de 19 yaşındadır. Her ikisinin de akrabası olduğunu söyleyen Teomanİki Çocuk” isimli şarkıyı yazmıştır. Şarkı “Kalpte kurşun ilmek boyunda iki çocuk ölüm karşısında” dizeleriyle Erdal’ın ve Zekeriya’nın ölümünü anlatmıştır.

17 yaş, düşününce küçük kardeş, küçük çocuk yaşı… Bu yaşta birinin ölmesi bile çok acıyken idamın yükünü taşıması akıl almaz. 17 yaş daha yolun başı bile değildir. 17 yaşında çocuklar daha lise öğrencisidir, hayal kurarlar, aşık olurlar. Erdal’ın da hayalleri vardı annesine yazdığı mektupta: “Baharın, karın altından fışkırdığı bugünlerde içeride olmak, çiçek kokusunu alamamak, geniş yeşilliklerin güzelliğini görememek insanda anlatılması zor bir duyguyu yaratıyor” demiş ve  gelecek görüşte özgürlüğü, özgürlüğün tohumlarını istemiştir. Teoman’ı Erdal Eren’e ilişkin yazdığı bir diğer şarkı ise “On Yedi”dir.

O’na ilişkin bu kadar eser verilmesi aslında O’nun hikayesinin ne kadar yaralayıcı ve etkileyici olduğunun ruha dokunan anlatısıdır. Erdal’ı anlatan diğer şarkılar: “Ahmet Kaya’ya ait Yaşamadın Sen, Ali Asker’e ait Şu Metrisin Önü, Ali Ekber Eren’in Ankara Adı Kara, Duman Kolay Değildir, Mor ve Ötesi Darbe, Saian Sakulta Salkım Suç, Ümmü Şen Nenni…”dir.

Yaşına ve küçücük bedenine rağmen çok ağır işkencelere maruz kaldığını söylüyor Erdal’ın abisi Erkan Eren. Erdal Eren’le aynı zamanda cezaevinde olan Pamuk Yıldız da Erdal gibi 17 yaşındaydı. Cezaevi’nden çıkınca yazdığı kitapta anlatır Erdal Eren’i. Her havalandırma ve sayımda tekme, yumruk ve copla dövdüklerini söyler ve şu cümleleri ekler: “Derinden, incecik ‘Bacı Bacı’ diyen bir ses duydum. Sesi aramak için, kafamı çevirmeden gözlerimi oynattım. Önünde durduğum tecridin hava alınması için açık bırakılan yerindeki küçük mazgalında, sakalsız, bıyıksız sevimli bir baş gördüm. ‘Bacılara selam söyle’ dedi. Gözlerimle ‘Kimin selamı’ dedim. Erdal’ın dedi.

Erdal Eren’in idamı Dünya’da da yankı bulmuştu. Hatta idamdan sonra Dominikli öğrenci hareketi yürüten bir genç bebeğine Erdal Eren ismini vermiştir. Erdal’ın idamından sonra Hindistanlı Anti-faşist gençlik delegasyonu bir marş bestelemiştir. 1983 yılında Danimarka’da düzenlenen 6. Uluslararası Anti-Faşist Anti-Emperyalist Gençlik Kampı’nda seslendirilir.

Sadece Türkiye’yi değil Dünya’yı derinden etkileyen bu idam, karar vericileri etkilememiş ve Erdal 17 yaşında hayata gözlerini yummuş, o hep 17 yaşında kalmıştır.

Ücretsiz E-Bülten Abonesi Olun

Yorum yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir