Bir heykelin anımsattıkları

Kuğulu parka meydan tarafından girerken, paslanmaz çelikten modernist bir heykel karşılar sizi. Sevgililere nazire yaparcasına gagaları yuvarlak bir nesnenin içine gizlenmiş iki kuşun öpüşmesini çağrıştıran “öpüşenler” adlı bu heykeli Çankaya Belediyesi 2005 yılında Muzaffer Ertoran’a yaptırmıştır. Sanatçının bir başka eseri taştan yontularak yapılan İstanbul’daki “İşçi” anıtıdır. Kuğulupark’takinin aksine, elinde çekiç tutan bir işçi gibi daha gerçekçi imgeler içermektedir. Öyle olunca da anıtın başına gelmeyen kalmaz...

Ayrancı ahalisi spor ve yürüyüş amaçlı gezilerinde son yıllarda sıkça Dikmen Vadisi’ni kullansa da, soluklanmak için Kuğulupark ziyareti kaçınılmazlarındandır. Aslında Kuğulupark’a gidilmez, gezmeye çıktığında zorunlu uğranır, bir bakıma ayaklar sürükler. Herkesin bir biçimde parkla bir ilişkisi vardır. Her türlü yol üstüdür, üstelik anıların da mekanıdır. Havuz kenarında banklara otururken kuğuları izlemek aslında bahanedir. Bazen ilk sevgiliyle buluşma yeri, bazen de anne babalarının getirdiği çocuk parkıdır. 

Ayrancı’dan parka gidişte genellikle iki güzergâh tercih edilir. Biri; Fransa Büyükelçiliği’nin aradan Cemal Süreya’nın “Hayat kısa kuşlar uçuyor…” dizelerinin hep yazılı kaldığı boyalı merdivenleri takip eden merdiven sokak, diğeri ise Şili Meydanı’ndan Kuveyt Caddesi boyunca Atatürk Bulvarı ile kesişen köşe. İkinci güzergâhı izleyenleri parka girerken, paslanmaz çelikten modernist bir heykel karşılar. İlk bakışta; birlikte olmak, kavuşmak, birleşmek gibi imgeler uyandıran heykel, sanki sevgililere nazire yaparcasına gagaları yuvarlak bir nesnenin içine gizlenmiş iki kuşun öpüşmesini çağrıştırıyor. Rivayet odur ki soyutlama bu ya, bazıları Mustafa Kemal ve Latife Hanım’a, bazıları ise Sevda-Cenap And çiftine atfen yapıldığını düşünürler. Ama nedendir bilmem (?) ben her baktığımda Juhani Pallasmaa’nın “Yoğun heyecan halinde ve derin düşünmede görme genellikle bastırılır.” dediği René Magritte’nin “Âşıklar” tablosuyla bir bağ kurarım. Merak bu ya… Ben de “Bu heykel kimin acaba?” diye kısa bir araştırmaya giriştim.

René Magritte’nin “Âşıklar” tablosu

Ankaralılar hatırlar, doksanların başında Murat Karayalçın’ın Belediye Başkanlığı döneminde Ankara’nın birçok parkına kent estetiği açısından gayet şık birçok heykel yaptırıldı. Muhtemelen proje beğenilmiş olmalı ki devam niteliğinde Çankaya Belediyesi de 2005 yılında Muzaffer Ertoran’a “öpüşenler” adlı bu heykeli yaptırmış.

Belli bir yaş grubu içinde Yılmaz Güney’in 1971 yapımı  “Baba” filmini izleyenlerimiz vardır. Filmin bir sahnesinde aralarında Cemal’in de bulunduğu bir düzine insan, misafir işçi olarak gidebilmek için ağızları yırtılırcasına açık vaziyette Alman doktorun kendilerini muayene etmesini beklemektedir.  Celeplerin büyükbaş hayvan pazarlarında büyükbaş hayvan kontrolüne benzer bir yöntemle kontrolü tamamlayan doktor, Türkçe bilmediğinden Türk hemşire aracılığı ile iki kişinin öne çıkmasını ister. Cemal ve yanındaki, ağız sağlıkları elvermediğinden gidemeyecektir. 

Ne kadarı Alman doktorların gazabına uğradığı için gidemedi, bu sayıyı bilmemekle birlikte, 1960-70 yılları arası tam 865 bin kişi o günkü adıyla Federal Almanya’ya misafir işçi olarak çalışmaya gider. 1973’te yapılan bir proje gereği yüzbinlerce Cemal’in zedelenen gururunu onarmak için eski adıyla Federal Almanya Misafir İşçi Bürosu, şimdilerde ise İş Kurumu İstanbul Bölge Müdürlüğü olarak kullanılan o binanın önündeki parka konmak için bir “işçi” anıtı yapılması planlanır. Bu projeyi de Muzaffer Ertoran üstlenmiştir. 

Taştan yontularak yapılan “İşçi” anıtı, Kuğulupark’takinin aksine, elinde çekiç tutan bir işçi gibi daha gerçekçi imgeler içermektedir. Öyle olunca da anıtın ismi eser sahibinin önüne geçer. Sosyalizmi sembolize ettiği gerekçesiyle anıtın başına gelmedik kalmaz; önce parmakları kırılır, sonra elindeki çekiç, yetmez kolları koparılır; yüzü katranla siyaha boyanır, daha da yetmez ve en son kafası koparılır. 2010 yılında “Hafriyat“ sanatçı kolektifi heykel üzerindeki duyarlılığı artırmak için ilginç bir projeye imza atarak, niyet o olmasa da anıtı çalma girişiminde bulunur. Bu yolla bir kez daha hatırlansa da “torso”yu (kolsuz ve başsız heykel gövdesi) andıran anıt, son haliyle işçilere nazire yaparcasına 2016 yılı “1 Mayıs
günü İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nce sessiz sedasız bir şekilde tamamen kaldırılır. 

İşçi sınıfı anıtını yeniden kazanır mı ya da İstanbul’un ilgili belediyeleri yeniden Tophane Parkı’na kazandırmayı planlar mı? Bilinmez…

Umalım ki, eldekini korumanın iyice zorlaştığı şu günlerde, gerek yerel yönetimler marifeti gerekse başka nedenlerle İşçi anıtının başına gelenler, uzun yıllardır ev sahipliğini Kuğulu Park’ın yaptığı “öpüşenler” heykelinin de başına gelmesin.

Yazar Hakkında

Ücretsiz E-Bülten Abonesi Olun

Yorum yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir