Ücretsiz toplu taşıma mümkün

Barınma, beslenme, eğitim kadar ulaşım da bir hak. İnsanların her türlü aktivitesinin ulaşım yoluyla sağlanabileceğini göz önünde tutarsak bu hak neden ücretsiz olmasın? Çok mu ütopik geliyor kulağa?

Devamını oku

Ücretsiz ulaşım mümkün

Kamusal ulaşımı, bir kentsel hak olarak kabul edebiliriz. Bu bakımdan herkes için ücretsiz kamusal ulaşım sağlanmasının öne sürülebilecek bir sav olduğunu düşünüyoruz. Bu yazıda da ücretsiz kent içi ulaşımın kısa-orta ve uzun erim bakımından ne tür yarar ve anlam üretebileceği üzerinde durduk.

Devamını oku

Kent Parkları: Kimlerle paylaşıyoruz?

Parkların en çok alan kaplayan türleri olan ağaçlar, hem yaşam alanı ve besin oluşturması açısından hem de civardaki sıcaklığı dengeleyip nemi artırarak iklimi düzenlediğinden diğer türler açısından oldukça önemli. Aynı zamanda birçok kuş ve böcek türü için de yuva alanı sağlamaktadırlar.

Devamını oku

Yolculukları severim ama göçebe ruhlu değilim

Erendiz Atasü: “Türkiye’de hayatın hemen hemen her yönünde olduğu gibi kadın meselesinde de büyük çelişkiler mevcut. Evet, belli kesimlerde, kadının bilinçlenmesi, her alanda kendini gerçekleştirmesi belirgin biçimde yaygınlaştı ama belirli kesimlerde. Toplumun bir kısmında kadının durumunun fecaate dönüşmesinde ise yoksulluğun ve cahilliğin etkisi olduğu kadar, Türkiye’nin geçtiğimiz on yıllarda ‘yobazlığa’ itilmesinin büyük rolü var.”

Devamını oku

“Öpüşenler” bir eser, bir sanatçı ve binbir doğru

Bir güzelliğe, bir esere bakarken ve onu anlatırken; nereden geldiğini, ne zaman konduğunu, kime ait olduğunu doğrulayabilmek adına, sözlü tarih ve yazılı kaynağın yanına mutlaka belge ve envanter katkısı koyarak, bilerek ve söyleyerek anlatalım. Öpüşenler’i de, Akasya zannettiğimiz Japon Sofora ağacını da, Karabatak sandığımız Sakarmeke’yi de…

Devamını oku

Antikanın merkezi Ayrancı

“Antikacılık farklı bir bakıştır hayata. Eskimiş, işe yaramaz diye atılan bir eşyanın içindeki ruhunu görürüz biz. Dedemizin, ninemizin dokunduğu, kullandığı, yaşanmışlık dolu tarafını hissederiz. O eşyada nefes alıp veren bir şeyler olduğunu biliriz. O duyguyu yakalamazsanız bu işi de yapamazsınız asla. Antika işi, bir eşyayı al-sattan ibaret değildir, olamaz. Çok zor bir iştir antikacılık, hatta bir gönül işidir, sevdadır…”

Devamını oku