Ankara logosu

Başkentin bitmeyen amblem öyküsü

Eski Anadolu uygarlıklarından Hattilere ait bir eser olan “Hitit Güneşi”, 1973’te, Vedat Dalokay’ın Belediye Başkanlığı döneminde Ankara’nın ilk amblemi olarak seçildi. O günden bugüne elli yıldır Ankara’nın amblemi üzerine kopartılan fırtınalar, bir başkentin kendisini temsil edecek amblemden yoksun kalmasına kadar getirmiştir süreci.

Devamını oku
Kahve kirazı

Kahvenin yolculuğu: Topraktan fincana

Yeni nesil kahvecilik, mahalledeki butik dükkanların hızla artması derken kahveyi artık modern dünyanın dönmesine katkı sunan bir içecek olarak tanımlamak sanıyorum abartılı olmaz. Peki kahvenin arkasındaki bilimi, tekniği ve emeği kimler merak ediyor? Bu yazıda biraz buna bakacağız.

Devamını oku
Savaş Zafer Şahin

Savaş Zafer Şahin: Biz burada kente olan borcumuzu ödüyoruz.

Ankara’da 25 sene sonra belediye başkanı değişti. Büyükşehir belediye meclisinde çoğunluk olanlar, Türkiye’de iktidar ancak kentte muhalefet. Belediye meclisinde sağlıklı bir tartışma ortamı yok, kent sorunları değerlendirilemiyor. Peki kentin gerçek sorunları hangi platformda tartışılacak? Ankara Kent Konseyi hakkıyla kurulursa işte bu beklentiyi karşılayacağını öngördük.

Devamını oku

Semtimizin tarihçileriyle bir hoş sohbet

Adalet Ağaoğlu İlbank Bloklarında yaşarken, Polonya Elçiliğinin bahçesini görüyor evinden ve o Elçilik bahçesinde bir binanın çatısını çok seviyor, sadece o çatıyı görmek bile onu çok iyi hissettiriyor ve hep o orda olsun istiyor. Yaz Sonu romanında bunu Nevin’e söyletiyor; “insan yok olmak istemiyor, insan yaşadığı yerlerin yok olmasını istemiyor.”

Devamını oku

Bir fikir “Bauhaus”: Sanatın teknik ve üretimle birlikteliği

Bauhaus’un hedefi, özgürlükçü ve yeni bir dünya görüşüyle sanat ile seri üretimin bir arada yapılabileceğini göstermekti ve Bauhaus bütün dünyada birçok tatbiki güzel sanatlar okullarının kurulmasına örnek teşkil etti. Ayrancı semti sanat atölyeleri, sanatçıları, yazarlarıyla zengin bir mahalle kültürüne sahip. Aslında herkesin özgürce sanatını ortaya koyduğu küçük bir Bauhause fikri mahallemizde mevcut. Kim bilir belki ileride tüm bunların aynı çatı altında toplanıp, tartışıldığı bir yer oluşur. Van Der Rohe’nin söylediği gibi “Bauhaus bir fikirdi aslında…”

Devamını oku

Bahçıvan evinden Alman Okulu’na

1925 yılında Alman Federal Devleti’nin büyükelçiliği Ankara’ya taşınınca büyükelçilik çalışanlarının çocuklarının eğitim hayatlarını devam ettirebilmeleri için okul arayışı başlar. 1930’dan önce bazı ebeveynler çocukların eğitimi için okul izni olmayan özel bir “Alman Okul Çevresi” kurarlar. Okul eğitimine “Alman Okulu Ankara” adıyla ve 26 öğrencisi ile 15 Ekim 1952’de başlayabilir. Dersler, Alman Büyükelçiliği binasındaki bahçıvan evinin bitişiğindeki bir binada yapılır.

Devamını oku