Yazar Hakkında
Ankara'da bulunan Rus Müziği Müzesi'nin kurucusu ve gazetecidir.
Leon Theremin’in torunu ve dünyanın tek otantik theremin okulunun kurucusu Peter Theremin, Türkiye turnesinde Ankara’da geçirdiği günleri, şehirle kurduğu bağı ve yeni albüm planlarını gazetemize anlattı
Theremin nedir?
İnsanlık tarihinde ses çıkarmak için sadece dört yöntem ve buna bağlı olarak dört tür müzik aleti vardır: yaylı, vurmalı, nefesli ve tuşlu. Ancak, 1919 yılında Rus fizikçi Leon Theremin‘in beşinci yenilikçi yöntemi, yani temassız yöntemi icat ettiğini çok az kişi bilir. İcat, onun soyadından esinlenerek theremin (Rusça’da “termenvox” – Theremin’in sesi) olarak adlandırıldı. Bu icat, ses hakkındaki tüm algıları değiştirdi ve elektronik müzik çağını başlatmakla kalmadı, aynı zamanda bugün kullandığımız, kablolardan ve düğmelerden vazgeçen birçok temassız icadın gelişimine de ivme kazandırdı.
Theremin Hollywood filmlerinde kullanılmış ve hem akademik hem de popüler müzikte, örneğin Jean Michel Jarre ve Led Zeppelin’de yer almış olsa da, bu enstrümanın çalınmasının sıra dışı ve zor olması, onun keman veya piyano kadar yaygınlaşmasını engelliyor. Dünya çapında profesyonel olarak theremin çalan kişi sayısı 15’i geçmemektedir. Theremin’in popülerleştirilmesi ve Leon Theremin’in mirasının korunması için büyük bir çalışma yürüten kişi, onun torunu ve dünyanın önde gelen theremin sanatçılarından biri olan Peter Theremin, dünyadaki tek otantik theremin okulu (toplamda zaten sadece iki tane var) kurucusu, Ankara’daki Rus Müziği Müzesi’nin davetiyle iki kez Türkiye’yi ziyaret etti.

Peter Theremin, konser programının çok yoğun olduğunu, her gün konserler ve seyahatler olduğunu anlatıyor. Turne organizatörünün, Rus Müzik Müzesi’nin kurucusu Aliona Palazhchenko olduğunu ve Ayrancı’da yaşadığını, bu yüzden lojistik olarak yakın olmanın kendileri için daha uygun olduğunu söylüyor. Rus büyükelçiliğinin de burada olmasını hoş bir şey olarak gördüğünü ekliyor. Ayrancı’yı sevdiğini belirten Theremin, semtin sakin, hoş ve az katlı binalara sahip olduğunu, zorlu turne seyahatlerinden sonra burada dinlenebildiğini dile getiriyor.
Theremin’in Ayrancı’ya dair bu değerlendirmelerinin ardından, kendisine Ankara’daki deneyimlerini ve Türkiye turnesini sorduk.
Ayrancı’da nereleri gezme fırsatı buldunuz?
Ne yazık ki, tüm konserlerim Ankara’nın başka yerlerinde gerçekleşti örneğin, Cumhurbaşkanlığı Orkestrası’nda, şehir merkezindeki konser salonlarında, bu yüzden buraya geç saatlerde geliyoruz ancak her seferinde Aliona, arabayı sürerken yerel turistik yerler hakkında bilgi veriyor ve onları ziyaret etmeye ikna ediyor. Atakule’ye çıkmak, Polis Müzesi’ni, Şefik Bursa Müzesi’ni ziyaret etmek, Botanik Parkı’nda yürüyüş yapmak istiyorum. Umarım bir dahaki sefere bunun için vaktimiz olur. Belki de Çankaya Belediyesi konser vermemizi teklif eder ve ben de seve seve kabul ederim.
Yaşadığınız yer olan St. Petersburg ile Ankara’yı karşılaştırdığınızda burada ilginç ve sıra dışı ne gördünüz?
St. Petersburg ve Ankara’nın farklı tarihleri var, farklı şekillerde ve farklı zamanlarda inşa edilmişler, bu yüzden karşılaştırılamazlar. Ama her şehir, her ülke kendine özgü ve kendine göre şaşırtıcıdır. St. Petersburg tamamen düz bir şehir, Ankara ise yükseltili yapısıyla beni çok etkiledi. Aliona’nın dairesinin dördüncü katından, hayatımda gördüğüm en güzel manzaralardan biri görünüyor. Bu Ayrancı’nın muhteşem bir özelliği ve gerçekten inanılmaz.
Bu manzaraya karşı balkonda çay içtiniz mi?
Henüz fırsatımız olmadı. Genellikle çok erken çıkıyoruz ve kahvaltı yapmaya bile zaman bulamıyoruz. Kediler beni çok mutlu etti: Ayrancı’da çok sayıda kedi var ve yerel halk onlara inanılmaz bir sevgiyle yaklaşıyor: onlara bakıyor, besliyor, kulübeler yapıyor. Benim de kedilerim var fakat bizim şehrimizde kedilere böyle bir ilgi yok. Ayrıca Cinnah’daki güzel ahşap heykeller de dikkatimi çekti bunlar gerçek sanat eserleri. Bana, yerel heykeltıraşların bunları kurumuş ağaç gövdelerinden, orijinal yerlerinde yonttuklarını açıkladılar. Tabii ki ağaçların canlı kalması daha iyi olurdu ama madem öldüler, bu kadar eşsiz bir şekilde korunmaları bence olağanüstü.

Türkiye’de ziyaret ettiğiniz şehirlerden en çok hangisini beğendiniz?
Ziyaretlerim turistik amaçlı değildi. Bu yüzden çok şey gördüğümü söyleyemem ama Kapadokya, Ankara Kalesi, Urfa ve Afyon’un eski mahalleleri, kliplerimi çektiğimiz Göbeklitepe kazıları, Harran Üniversitesi, Nallıhan Milli Parkı ve Çorum’daki Hitit başkenti Hattuşa beni çok etkiledi. Anıtkabir’i de mutlaka ziyaret etmek istiyorum. Atatürk’ün kişiliğinden ve başarılarından çok etkilendim.

Ünlü büyük büyükbabanız Leon Theremin Türkiye’ye gelmiş miydi?
Hayır. Avrupa’nın birçok ülkesini gezdi, on yıl ABD’de yaşadı ama Türkiye’ye hiç gelmedi. Türk müziğinin onu ilgilendireceğinden eminim çünkü theremin, mevcut tüm enstrümanlar arasında sınırsız ses aralığına sahip olan ve diğer tüm enstrümanların aksine, çok sayıda makam içeren Türk halk müziğine uygun her türlü mikro titreşimi üretebilen tek enstrümandır.
Siz de theremin ile Türk müziği çalıyor musunuz?
Evet, konserlerde kendi düzenlemem olan iki Türk bestesini çalıyorum: ‘Bir başkadır benim memleketim’ ve Urfa halk şarkısı ‘Ninna’. Bunları Rusya’da da çalıyorum. Kısa bir süre önce Moskova’da bir konserin ardından bir Türk bana yaklaşarak, Moskova sahnesinden Memleketim’i duyduğunda şaşkınlıktan bayılmak üzere olduğunu söyledi. Bu kişi, Hacettepe Konservatuarı mezunu Erkan Çimenciler’di ve şu anda Moskova Konservatuarı’nda okuyor. Onunla tanıştık, belki bir gün birlikte çalabiliriz.
Thereminde Türk müziği çalmaya devam edecek misiniz?
Kesinlikle Türkçe eserlerden oluşan bir albüm kaydetmek istiyorum. Bu, müzik tarihinde thereminle icra edilen Türkçe şarkıların ilk derlemesi olacak. Şu anda bunun için repertuar seçiyorum ve yayımlanması için sponsor arıyoruz.
Büyük büyükbabanız olağanüstü bir mucitmiş, sadece theremin değil, birçok farklı icat da onun imzasını taşıyormuş?
Evet, birkaç müzik aleti icat etti. İlk ritim makinesi, dokunmatik çello, polifonik synthesizer… Televizyonun öncülerinden biriydi, 1926’da dünyanın ilk sistemlerinden birini sergiledi. ABD’de Albert Einstein, Charlie Chaplin ve Leopold Stokowski onun çalışmalarının hayranlarıydı. Türk okuyucular, evlerinin girişlerinde herhangi bir hareket olduğunda yanan ampullerin de Leon Theremin’in icatları olduğunu bilmek isteyeceklerdir çünkü ilk hareket sensörlerini ve temassız alarmları icat eden kişi oydu. 1930’larda New York’taki dairesinde Leon Theremin, insanlık tarihinde ilk kez, şu anda her yerde bulunan, kendi icat ettiği kendiliğinden açılan kapıları kurdu. Aslında, Leon Theremin, dünyamızın ancak şimdi, 21. yüzyılda, taa yüz yıl sonra ulaştığı temassız teknik gelişimin başlangıcını yaptı. Ek olarak, 1922 yılında Vladimir Lenin theremin çaldı ve büyük büyükbabamın bu enstrümanın tanıtımına yeşil ışık yaktı ve hatta Rusya’da konserler vermek için bedava seyahat izni verdi.
Büyükbabanızın biyografisi ne kadar ilginç! Konserlerinizde ondan bahsediyor musunuz?
Kesinlikle. Aliona ile birlikte Leon Theremin hakkında bir film Rusça’dan Türkçe’ye çevirdik ve seslendirdik. Bu film, Rus Müziği Müzesi’nin Youtube sayfasında izlenebilir. Bu arada, müzede ailemiz tarafından bağışlanan bir theremin var. Bu, Türkiye’de müze sergisinde görülebilen tek theremin. Aliona izin verirse oraya gidip çalabilirsiniz.

Ankara veya Ayrancı’da komik bir anınız oldu mu?
Peter’ın menajeri Aliona: Cumhurbaşkanlığı orkestrasında konserden geç saatte dönüyorduk, Peter acıkmıştı ama tüm restoranlar kapanmıştı. Çaresizlik içinde Ayrancı’da dolaşıyordum ve sonunda Hoşdere Caddesi’nde açık olan Beykoz restoranını gördüm. Sevindim, yanına park ettim ve arabadan inelim dedim. Birden arka koltuktan yüksek sesli kahkahalar duydum: “Hayır, oraya gitmeyeceğim! Neden zavallı keçileri dövüyorlar?!“ diye gülerek Peter yerinden kıpırdamadı. Türkçe konuşmaya alıştığım için, Beykoz’un Rusça’ya ”keçileri döv” olarak çevrildiğini hemen anlamadım.
Peter: Neyse ki orada kimse keçileri dövmüyordu ve biz de harika bir akşam yemeği yedik!
Türkiye’ye gelme planınız var mı?
Elbette. 2026 yılında tüm dünya, büyük dedem Leon Theremin’in 130. doğum gününü kutlayacak. Sadece Rusya’da değil, diğer ülkelerde de çok sayıda etkinlik, konser, gösteri, çekim, televizyon ve radyo programı planlanıyor. Programımda en az bir hafta Türkiye’de turne yapmak için yer bulmak istiyorum. Ülkeniz şaşırtıcı ve çekici. Ve sadece büyük şehirleri gezmediğim için çok mutluyum. Aliona beni daha az bilinen, ama zengin turistik yerlere götürmeye, Türk mutfağının en iyi yemeklerini yedirmeye çalışıyor. Türkiye’yi, misafirperver halkını, müziğini, melodik dilini sevdim.
Türkçe bir şeyler öğrendiniz mi?
Merhaba, teşekkür ederim, Atatürk, Memleketim! Bir de Ayrancı!
Ayrancı E-Bülteni’ne Abone Olun
Merhaba, yazılarımızı beğeniyorsanız, bizi takip etmek ve her hafta e-postanıza yeni içerikler almak için ücretsiz bültene kaydolun

