Ayrancı köyün kavalcısı: Ekim Yavuz

Yaşadığınız yer; doğasıyla, sokağıyla, canlılarıyla, yaşamın keyfiyle güzeldir. Hele bir de insanı/insanları dayanışmacı, iyilik düşkünü, yardımı-sever, kolektif ve kendini büyük görmüyor ise, işte o mahallede yaşamak insana keyif verir. Ayrancı’da da böyle insanlarımız var, bunlardan biri de Ekim Yavuz

Yaşadığınız yer; doğasıyla, sokağıyla, canlılarıyla, yaşamın keyfiyle güzeldir. Hele bir de insanı/insanları dayanışmacı, iyilik düşkünü, yardımı-sever, kolektif ve kendini büyük görmüyor ise, işte o mahallede yaşamak insana keyif verir. Ayrancı’da da böyle insanlarımız var ve çok şanslıyız. Bunlardan biri de Ekim Yavuz, size biraz O’ndan ve yaptıklarından söz etmek istiyoruz.

Neden mi bu haberi yapıyoruz; önemsiyoruz ve paylaşarak çoğalmasını diliyoruz. Dayanışmanın, komşuluğun, kolektif/birarada mahallede üretmenin, başkası için, başka bir canlı için emek vermenin ve çaba sergilemenin önemine parmak basmak istiyoruz. Becerebildiğimizce de gazetemizin sayfalarına her ihtiyaca koşturanları taşımak istiyoruz, Ekim Yavuz ilki.

Gittiği parktan, doğa gezisinden, uzak besleme bölgelerinden ağaç tohumlarını toplayıp, onları az güneşli bahçesinde fideye dönüştürebilen, fideleri mahalleli ile paylaşmak için haber salan, yetmezse parkın kesilen emektar ağacının kütük ve dallarını yeniden bir ağaca dönüştürebilen, doğaya ait bir insan kendisi.

Parkların hem kavalcısı hem de koruyucularından. Kim onun/onların parkına betonarme ve yanlış yere koccaaa bir tuvalet yapabilir? Muhtara koşar, dilekçe yazar, ulaşabildiği herkese imzalatır… Ödü kopar parkındaki kuşların sesleri kesilecek diye.

Köpekler onun uzmanlığı. Kendisinden ağır(!) köpeğin üstüne biner, 15 kişiyi toplar yakalamak için ki yarasını iyileştirebilsin, felçlisine kefir içirir, ötekine vitamin yutturur, kendi kuş kadardır ama. Sanırsınız pamuk prensesin masaldan fırlamış hali gibidir, güvercinler ve birçok hayvan yürür peşinden. Biri ‘kedi’ desin ‘kaputta kalmış’, arabayı kaldırır yerinden ki, o kedi kurtulsun.

Sadece ağzı dili olmayan parklar ya da ne söylediğini anlamadığımız hayvanlarla sınırlı değil tabii ki yaşamı. Bir gezide tanıştığı, imkansızlıklar içinde dağ köyünde yaşayan ortaokul öğrencisi için de koşar, mahalleliye haber uçurur ve destek organize eder, O’nu üniversiteye yerleştirir, ev bulması için uğraşır veya yurt kaydı için çalmadık kapı bırakmaz.

Kimsesiz bir kadın mı var çocuklarıyla yalnız; araba ayarlanır, evin eşyaları dayanışmacı bir organizasyonla toparlanır, erzak alınır ve bu destek bir düzene bağlanır.

Kocasından şiddet mi görmüş? Gider kaçırır ve bir sığınma mekanı bulur, yerleştirir. ‘Ya sağlık çalışanları covid19’a yakalanırsa’ diye gözüne uyku girmez, toplar insanları ve haftalarca eli-beli ağrısa da siperlikler yaparlar. Siperliklerin yanına romantik notlar yazılır ulaştığında sağlıkçılar okusun diye. Gelen her teşekküre de gözleri dolar, titreyen her sese ağlar.

Ha bunları yalnız yapmaz tabii ki, seslenir mahalleliye hep.

Kendi için mi? Hiçbir şey istemez, isteyemez. Yeter ki kendinden başka tüm insanlar/canlılar iyi olsun.

Yazar Hakkında

+ Yazarın diğer yazıları
Ücretsiz E-Bülten Abonesi Olun

Yorum yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir