Yermekân: Eylem, Deneyim, Temas üçlemesi 

Hacettepe Üniversitesi Heykel ve Sosyoloji Bölümü’nden mezun Ekin, Hazel ve Zeynep’in biraraya gelerek kendi uzmanlık alanlarına göre hem üretebilecekleri hem de ortak kelimelere sahip olan arkadaşlarla buluştukları bir atölye Yermekân.

Devamını oku

İhsan Seddar Kaynar: Kim diyor ki, buralar hep köydü?

Ankara tarihi tevatürlerle dolu ve bunlar düzeltilmeden tekrar ediliyor. Mesela hep tekrar edilen “buralar hep köydü” sözü. Nasıl ortaya çıktı acaba? Oysa Ankara köy değil, tarih boyunca da hiç köy olmamış. 1892’de demiryolu geliyor, kaç tane konsolosluk var, ticaretin merkezi, kozmopolit bir yer burası. Tarih yazımında da Ankara üvey evlat muamelesi görüyor. Ankara’nın konuları sahipsiz, yeterince ilgi çekmiyor, araştırılmıyor.

Devamını oku

Funda Şenol: Mahalle kültürünün oluşmasında mekânların rolü

Mahalle sadece fiziksel bir mekân değil bir hayali cemaat aslında. Ayrancı da bu anlamda harita üzerindeki sınırlarıyla tanımlanabilecek bir lokasyon değil, başka mahallelerden, yakın mücavir alandan insanların da katkısıyla oluşan veya eski Ayrancılıların anılarıyla da berkittikleri bir kimlik olduğunu söyleyebiliriz.

Devamını oku

Ceren Bozkurt: Gazinolardan lokantalara: Cumhuriyetin ilk yıllarında Ankara’da yeme içme kültürü

1920’lere kadar Ankara’da bir restoran kültürü yok, aşçı dükkânı kültürü var. Aşçı dükkanları çok az çeşit yemeğin olduğu, daha çok çorba üzerine olan bir nevi esnaf lokantası gibi düşünülebilir. 1920’li yıllarda Ankara’da batılı anlamda iki tane restoranla karşılaşıyoruz. Bunun birincisi “Kemal’in Lokantası”, diğeri “Abdullah Efendi Merkez Lokantası.” Bu yıllarda karşımıza çıkan Taşhan ileride Ankara’daki restorancılığın da temeli olacak.

Devamını oku

Gecekondudan kültür köyüne: Gamsheon

Kore Savaşı sırasındaki göçle oluşan bir gecekondu kasabası olan Gamcheon, çöküntü halinden 2009 yılında köyün sakinleri, sanatçılar ve hükümetin ortaklaşa bir projesi ile kaliteli yaşam koşullarına sahip canlı bir topluluğa ve turizm merkezine dönüştü.

Devamını oku

Güvenlik Caddesi’nin cazibesi

Sosyal yaşam kalitesi yüksek sokakların çekiciliği ve güzellikleri kültürel, toplumsal görgü-davranış ve iletişim üstünlüğü ile biçimlenmektedir. Aşağı Ayrancı’da bu özelliklere sahip başmekânlardan biri de Güvenlik Caddesi’dir. Zarif ve asil, döpiyesli sanata eğilimli bir hanımefendiye benzetilen bir şehir mekanı için yazılmış güzelleme…

Devamını oku

Bilişsel haritalar: Nasıl bir Ayrancı’da yaşıyoruz?

Araştırmalarımda katılımcı kişilere nasıl bir çevrede yaşadıklarına ilişkin bilişsel harita çizdiriyorum. Bilişsel haritaya bakılarak bireyin akan gündelik yaşam içindeki konumları, özellikleri ve ilişkileri hakkında bilgi edinilebilir. Siz de kendi Ayrancınızı çizin. Çizimi tamamladığınızda haritada gördükleriniz nasıl, ne şekilde, nerede yaşadığınız hakkında size, daha önce sizin de fark etmediğiniz, bilgiler verecektir. Fakat bu harita sizi üzebilir; Ayrancı’dan hiç çıkmıyor, farklı alanlarla temas kurmuyor olduğunuzu hissettirebilir. Kendinizi bunun sebebini sorgularken bulabilirsiniz.

Devamını oku

Editör Dükkan- Kitap&Kahve&Komedi

Editör Dükkan kitapçı, kahveci ve komedi kulübü olarak tanıtıyor kendini. Misafirleri buradan bahsederken editördeyim ya da dükkandayım diyor. Burada öncelikle keyif ve huzur sunmak amaçlanıyor. İnsanlar burada sosyalleşme imkânı da buluyor, başka insanlarla tanışabiliyorlar. Kahve, tatlı ve kitap satan dükkanda alışveriş yapmak zorunlu değil. Dilerseniz kitaplarınızı da dükkana bağışlayabiliyorsunuz

Devamını oku

Prof.Dr. Savaş Zafer Şahin; “İmar rejimi” ile yönetiliyoruz

Nasıl bir evde yaşamak isterdiniz diye basitçe soralım, 1 katlı müstakil bir evde yaşamak mı yoksa 15 katlı bir sitede yaşamak mı isteriz? Peki, soruyu başka şekilde soralım: bir arsanız var belediyenin bu arsaya imar vermesini istiyorsunuz, peki 1 katlı imar mı istersiniz yoksa 15 kat imar mı istersiniz? Kentleşme, kentsel dönüşüm, imar planlama dediğimiz bu üç konunun içinden çıkılmaz çelişkisi tam da burada yatıyor.

Devamını oku

“Yargıya güven kalmadı” mı?

Son zamanlarda sıkça duyduğumuz “yargıya güvenim kalmadı” cümlesine rağmen uğradığımız haksızlığa ses çıkarmak yalnızca kendimize olan sorumluluğumuz değil, aynı zamanda topluma olan sorumluluğumuzdur.

Devamını oku