Blog

Ayrancı Festivali

Yazar Hakkında

Web |  + Yazarın diğer yazıları

Ayrancım Derneği Yönetim Kurulu Ayrancı semtindeki kültürel ve sanatsal faaliyetleri desteklemek ve geliştirmek, bunları semt halkıyla buluşturmak, semtteki farklı yaş grupları arasında etkileşimi sağlamak, semtin tarihi ve kültürel mirasını yerel çalışmalar ve sözlü tarih çalışmalarıyla desteklemek ve bu yolla semt kültürününün gelişmesine destek vermek amacıyla her yıl Ankara’nın başkent oluşunun yıldönümü olan 13 Ekim ile 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı arasında Ayrancı Festivali’nin düzenlenmesine karar vermiştir.

Festival içeriği


Foto-Safari

Ayrancı semti içerisinde gerçekleşcek 1 günlük foto safari etkinliği


Fotoğraf ve Resim Sergileri

Semtteki sanatçıların eserlerinden oluşacak fotoğraf ve resim sergisi


Cumhuriyet ve Kent Kültürü Konuşmaları

Festival tarihinin özelliği nedeniyle Ankara’nın başkent oluşu ve Cumhuriyet Söyleşileri

Ayrancı semtinin tarihinden ve Ankara kent tarihinden kesitlerin konuşulacağı Kent Kültürü Konuşmaları


Gülecek Bi’şey mi Var! Stand up gösterileri

Stand up sanatçılarının katılacağı semtin değişik mekanlarında gerçekleşe3cek stand-up gösterileri


Ayrancı Çocuk Şenliği

Pazar günü Portakal Çiçeği Parkı – Çocuk Parkı önünde gerçekleşecek

Yazarlar Çocuklarla Buluşuyor imza günü ve söyleşiler

Resim Atölyesi, Karikatür Atölyesi, Bez çanta boyama ve Yüz boyama atölyesi, Satranç, Yaratıcı Drama Etkinliği, Dans Etkinliği, Çocuk Şarkıları Konseri


Kapanış Konseri

Portakal Çiçeği Parkı’nda gerçekleşecek konser etkinliği


1. Ayrancı Festivali 2023

2. Ayrancı Festivali 2025

3. Ayrancı Festivali 2026

Yollardaki tabela kargaşası

Yazar Hakkında

1967 Ankara doğumlu. Gazi Üniversitesi Ekonometri Bölümünden mezun oldu. 1995 yılından bu yana kendi firmasında yayıncılık yapmaktadır. 2014-2019 arasında Çankaya Belediyesi Meclis Üyeliği yaptı.

Her isteyen yollara yönlendirme tabelası asabilir mi?

Her isteyen yollara yönlendirme tabelası asabilir mi?

Şehirlerimiz giderek büyüyor. Özellikle şehir merkezlerinde hem binaların kat yükseklikleri artıyor hem de şehir çeperlerine doğru yayılıyor. Bu kadar büyüyen şehirlerde hem dikkat çekmek hem de şehirdeki hareketliliğe yön vermek için reklam panoları ve yönlendirme levhalarının sayıları artıyor, boyutları büyüyor. Geldiğimiz noktada şehirde gezinmeyi kolaylaştırmak için tasarlanan tabelalar şimdi algıyı zorlaştıran, okumayı güçleştiren bir kirliliğe dönüştü.

Öyle ki, işletmeler artık yüzeylerdeki tabelaları yeterli görmüyor sokak başlarına, caddelere yönlendirme tabelaları asıyor. Dükkanlarının önüne park edilmesin diye asfalta uzun borudan oluşan delinatörler vidalıyor. Bunlar da yetmezse şapka denilen trafik konisi satın alıp bütün yol boyunca onları koyuyorlar.

İnsanın yaşam kalitesini olumsuz etkileyen reklam ve tabelaların şehri pervasızca kaplaması özellikle görüntü kirliliği, mimari estetiğin bozulması, kültürel belleğin zarar görmesi ve kamusal alanlara demokratik erişimin engellenmesi bağlamında eleştiriliyor. Bu açıkça bir çevre sorunudur. Bunun önüne geçilmesi, kent kültürünün başaramadığı zamanlarda ancak etkin bir denetimle mümkün görünse de, mevzuatların yeterli olmaması ve idarelerin ihmalleri bu bağlamda öne çıkıyor.

Görüntü kirliliği

Görüntü kirliliği, artık çevre kirliliğinin önemli bir boyutu olarak ele alınmaktadır. Şehrin tarihsel birikimi ile uyumlu olmayan yapılar, açıktan giden telefon ve elektrik kabloları, baz istasyonları ve sokaklardaki telefon kutuları, sokaklardaki çöpler ve çöp konteynerleri ile birlikte reklam panolarını ve tabelaların en önemli kirlilik unsuru olduğu kabul edilmektedir. Ayrıca bunlara düzensiz araç parkı, üst geçitler, düzensiz pazar alanları ve dönüşümü bekleyen yıkılmayan yapıları da eklemek gerekir. Bütün bunlar şehrin görüntü kalitesini düşürdüğü gibi şehir yaşamını ve kültürünü de olumsuz etkilemektedir.

Kamusal alanlar

Son yıllarda gündemden iyice düşürülen kamusal alan kavramı şehir yaşamı için vazgeçilmez önemdedir. Buradaki en önemli eleştiri noktası kamusal alanların vatandaşların rızası olmadan hızla ticarete tahsis edilmesidir. Yeşil alanları gasp eden restoran ve kafeler, kaldırımlarda ve parklardaki taksi durakları, ticari faaliyetlerin en yüksek olduğu noktalara konulan meşrubat ve tekel büfeleri, köfte ve kokoreç büfeleri, çiçekçi dükkanları, vale büfeleri gibi sayarken bile yorulduğumuz örnekler bunlar. Yerel yönetimler bunları koyma kararı alırken ne kamusal alan ne de vatandaş rızası aramamaktadır. Kamusal alanların demokratik erişilebilirliğinin engellenmesi olarak ifade edilen şey; büfe ve taksi durakları nedeniyle kaldırımlarda ve yollarda yürüyememek, parkların restoran bahçelerine dönüşüp ticarileşmesi, vale terörü ve bunlar nedeniyle sokağı kullanamayan çocuk, engelli ve yaşlılardır.

Kültürel bellek, Mimari estetik

Şehrin tarihsel birikimi ile uyumlu olmayan yapılar, şehrin görüntü kalitesini düşüren reklamlar, şehir yaşamını ve kültürünü de olumsuz etkilemektedir. Bellek dediğimiz şey sonunda hatıralarımız, yaşadıklarımız, alışkanlıklarımızdır. Araştırmalar, görüntü kirliliğinin, başta şehirlerin tarihi yerleri olmak üzere genel mimari manzarasını ve peyzajını bozduğunu ve bunun da kültürel belleğin ve bilincin zayıflamasına neden olduğunu ortaya koymaktadır. 

Trafik güvenliği

Yukarıda sayılanlar arasında insan hayatını doğrudan tehdit eden en önemli unsur trafik güvenliğidir. Şehir içindeki trafiğin giderek hızlandığı, alt geçitler, tek yön uygulamalarıyla adeta otobana dönüşen trafik için güvenliğin sağlanması öncelikli sorundur. Bir yönlendirme tabelasının trafik güvenliğine olan katkısı; bu tabelanın kısa sürede görülmesi, algılanması ve anlaşılır olması olarak tanımlanmaktadır. Bu nedenle yönlendirme tabelalarının görüntü kirliliğinden arındırılmış olması, reklam amaçlı yönlendirme tabelalarının kargaşasından uzak olması trafik güvenliği açısından son derece önemlidir.

Mevcut durum ve uygulamalar

Peki her isteyen yollara yönlendirme tabelası asabilir mi? Asfalta delinatör çakabilir mi, yola şapkalar koyup park edilmesini engelleyebilir mi?

Şehirlerdeki tabela ve işaretlemelerin temel amacı trafik düzenini sağlamak ve trafik güvenliğini artırmaktır. Trafik düzen ve güvenliğini sağlamak amacıyla tüm karayollarında yapılacak işaretlemenin standartları İçişleri Bakanlığının görüşü alınarak Karayolları Genel Müdürlüğünce tespit edilir, yayımlanır ve ilgili kuruluşlara gönderilir.

İşaretleme standartlarına aykırı olarak uygulama yapılamaz, ancak il ve ilçe trafik komisyonlarının uygun görmesi halinde trafik işaretlerinin ölçülerinde, görülmeyi kolaylaştırmak amacıyla değişiklik yapılabilir.

İşaretlemenin standartlara uygun olarak yapılıp yapılmadığı Karayolları Genel Müdürlüğünce kontrol edilir. Tespit edilen standart dışı uygulamalar, ilgilisince standarda uygun hale getirilmediği takdirde Karayolları Genel Müdürlüğünce ve gerektiğinde zabıta ile işbirliği yapılarak kaldırılır.

Ankara Büyükşehir Belediyesi’nin yol tabelası atölyesi

Yönlendirme levhalarında temel kurallar

Trafik işaretleri ve levhaları şu temel kurallara göre yapılmalıdır.

– Standart olmayan işaret ve tesisler kullanılmamalıdır.

– Trafik işaret levhalarının gereksiz olarak fazla sayıda kullanılmaları, inandırıcılıklarını ve etkinliklerini yitirmelerine neden olur. Bu bakımdan mümkün olduğu kadar az fakat gerektiği kadar çok olmalıdır.

– Trafik işaret levhaları, trafik güvenliği için büyük önem taşıdığı için gece-gündüz hareket halindeki bir araçtan rahatça anlaşılabilir olmalıdır.

– Trafik işaretlerinin amaca uygunluğu, yörenin yabancıları tarafından test edilmelidirler. Yani, işaretleme yöreyi bilenlere göre değil, yörenin yabancılarına bilgi verecek şekilde yapılmalıdır.

Teknik dayanak

Trafik kontrol elemanlarının kullanımı aşağıdaki genel esaslara dayandırılmalıdır.

Trafik Kontrol Elemanları;

• Bir ihtiyacı karşılıyor olmalı,

• Yeterince dikkat çekici olmalı,

• Basit ve anlamı açık olmalı,

• Saygı ve itibar ediliyor olmalı,

• Kolay okunabiliyor olmalı,

• İşaret ile verilen emrin yerine getirilebilmesi için kullanıcıya yeterli zamanı tanıyor olmalı,

• Trafik işaretlerinin uygulanmasında yeknesaklık sağlanmalıdır.

Yasal düzenlemeler ve sorumluluk

Şehrin mimari dokusunu ve estetik görünümünü bozan görsel kirlilik, önemli bir çevre sorunu olmasına rağmen, 2872 Sayılı Çevre Kanunu’nda görsel kirliliğin önlenmesine ilişkin hüküm bulunmamaktadır. 

Şehirlerde, hukuka aykırı olarak ortaya çıkan görüntü kirliliğini önlemek öncelikle belediyelerin görevidir. Ancak belediye kanunları da görsel kirliliğine oldukça dar bir açıdan bakarak, sadece “ticari tabela ve levhalar kirliliği” olarak değerlendirmektedir. 5393 sayılı Belediye Kanunu’nun 15. maddesine göre belediyeler, “reklam panoları ve tanıtıcı tabelalar konusunda standartlar getirebilirler” 5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanunu’nun 7. maddesine göre ise, “belediyeler ilan ve reklam asılacak yerleri ve bunların şekil ve ebadını belirleyebilir” denilmektedir.  

Belediyeler, kanunun tanıdığı yetkiye dayanarak ticari levhaların uygunluğunu zabıta eliyle denetler ve kriterlere uymayanlar hakkında mevzuatta öngörülen idari ceza ve yaptırımlar uygulayabilir.

Genelgeler

Görüntü kirliliğini önlemek amacıyla Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Mesleki Hizmetler Genel Müdürlüğü 19.12.2014 tarihinde yayımlanan “Görüntü Kirliliği” genelgesi bu konuda bilinen yegane genelgedir. Buna göre belediyelerin görüntü kirliliği konusunda standart bir uygulama getirmeleri sağlanmaktadır. “Yol güzergâhları” başlığı altında; yol boyu otopark düzenlemelerinde görüntü kirliliğini engellenmesi, elektrik direklerine sürüş güvenliğini tehlikeye düşürecek şekilde ışıklı reklam, afiş vb. materyallerin asılmaması, şehir içi ulaşım yönlendirme levhalarının trafiği ve görsel erişimi sağlayacak şekilde standartlara uygun olarak tasarlanması gerektiği ifade edilmiştir.

Görüntü kirliliği kapsamında ele alınabilecek ilk düzenlemenin 3.07.2005 tarih ve 5393 sayılı Belediye Kanunu‘nun 15. maddesinin birinci fıkrasının (n) bendinde yer aldığı görülmektedir. Buna göre; “Reklam panoları ve tanıtıcı tabelalar konusunda standartlar getirmek” belediyelerin sorumluluğuna verilmiştir. Ayrıca benzer şekilde 10.07.2004 tarih ve 5216 sayılı Büyükşehir Belediye Kanunu‘nun 7. maddesinin birinci fıkrasının (g) bendinde;“..ilân ve reklam asılacak yerleri ve bunların şekil ve ebadını belirlemek:...” hükmü yer almaktadır. Buna göre belediyelere ağırlıkla tabela standartlarını belirleme sorumluluğu yüklenmiştir.  

Şehir içi tabela uygulaması

Şehir etrafındaki otobanlar karayollarına bağlı olup onun dışındaki ana arterler Ankara Büyükşehir Belediyesi’ne bağlıdır.

Sokak tabelaları Fen İşlerine Dairesine bağlı Numarataj Şube Müdürlüğü’nün sorumluluğunda olup mahalle ve sokak tabelalarını onlar yapıyorlar. Sinyalizasyon ve Altyapı Şube Müdürlüğü ise standart trafik işaret levhaları (durmak yasak, park etmek yasak, sağa dönüş yok, tek yön gibi levhalar), sinyal sistemlerinin (yeniden yapım, bakım, onarım, devamlılığının sağlanması) tamamını yapmakta.

Karayolundaki düzenlemeleri, yapılacak işlemleri; işaretleme, sinyalizasyon, yol çizgisi, hız limitleri gibi işlerin hepsi 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’na tabii olarak yapılıyor. Bu bir zorunluluk. Yollarda herhangi bir kaza veya benzer sıkıntı olduğunda, geriye dönük bir hukuk süreç başladığında bilirkişiler işaretlemelerin bu kanunda emredilen kurallara uygun yapılıp yapılmadığına bakıyor.

Burada yapılan trafik levhalarının da bir standardı var. Çapı 60 cm olacak bir tabelayı daha iyi görünsün diye 65 cm yapamıyorlar. Buralarda bir kaza durumunda mahkeme öncelikle tabelaların standarda uygun olup olmadığına bakıyor. Bu nedenle bu standartların dışına çıkılamıyor.

Şehir içinde Büyükşehir Belediyesi’nin astığı yönlendirme tabelaları dışında TRT, TBMM gibi kamu kurumları da dahil hiçbir şekilde yönlendirme tabelası asılamaz. Özel işletmeler, oteller vb yönlendirme tabelası asamazlar.

İzinsiz asılan yönlendirme tabelalarında zabıta yetkili. Zabıta’nın; Kabahatler Kanunu’na göre idari ceza kesme ve tabela kaldırma yetkisi var. 

Asfalta boyama ile yapılan işaretlemeler

Asfalta üzerine yapılan yönlendirme uygulamaları ve işaretleri de Büyükşehir Belediyesi Yol Asfalt Şube Müdürlüğü yapıyor.

Kasisler

Kasisleri, asfalt olanları da plastik olanları da Sinyalizasyon ve Altyapı Şube Müdürlüğü yapıyor. Asfaltın boyamasını Yol Asfalt Şube Müdürlüğü tarafından yapılıyor.

Standartlarda kasisin net bir tarifi yok. Nerelere uygulanacağı net belirlenmemiş. Çok fazla talep olduğu için Ulaşım Koordinasyon Merkezi (UKOME) bir karar alarak okul, hastane, sağlık ocağı öncelikli, ihtiyaç halinde cami ve ana okulları olmak üzere 5 noktada kasis uygulaması yapabiliyor. 

Delinatör

Delinatör ve trafik konisi

Cadde ve sokaklarda apartman önleri, garaj girişleri, dükkan önlerine kimsenin delinatör ve trafik konilerini koyma yetkisi yok, kanunen yasak. Şikayet halinde denetim yetkisi ilçe zabıtasında.

Bir kent hakkı olarak “adlandırma hakkı”

Kentler-semtler bir mücadele alanıdır, iktidar yüklüdürler, çoğu zaman müzakere edilirler. Bu müzakerede kişi veya topluluk olarak nerede bulunduğumuz veya bu müzakereye ne ölçüde katılıp katılmadığımız hakkımızı belirler. Bu bakımdan bir kent hakkı olan adlandırma üzerinde düşünmek mücadele alnında yeni cepheler kazandırabilir.

Yılların Nevzat Tandoğan Caddesi 15 temmuz sonrası Zeytindalı Caddesi oldu.

Bir yere ad vermek bir şeyi diğerinden ayırır, tanımlar, görünür kılar ve farkı inşa etmek anlamına gelebilir. Kentte kişilerin neye, nasıl ad verdiğini takip etmek kente ilişkin hakkın kimde olduğunun cevabını verir.

Türkiye’de idari olarak ad vermek farklı ölçeklerde merkezi otoritenin elindedir. Bu adlandırmalar çoğunlukla ad verilen yerlere rağmen ortaya çıkar. İl veya ilçe meclislerinde ad vermeye ilişkin kararlar çoğunluğun kararı olarak uygulanır. İlin veya ilçenin çoğunluğu; sokak, park gibi çok mikro bir alan için karar verebilir. Buradan çıkan adlandırma kararları çoğunlukla bir kişiyi memnun etme, belli siyasi mesaj gönderme, siyasal alanı genişletme gibi reflekslerle yapılır. Sokağa ilişkin kararlar alınırken o sokakta oturan kişilere sorulmaz. Bu, bir bakıma adlandırmaya ilişkin sokağın veya semtin sahip olduğu adlandırma hakkının gaspıdır. Çünkü sokağın tarihi, kimliği, çeşitliliği göz ardı edilir. Kent mekânı tabula rasa gibi düşünülür. 

Peki, bu gaspı ve gaspa ilişkin rızayı nasıl üretirler? Noterde bir kişiye vekâlet verilmesi durumunda söz-yetki hala asıl kişidedir. Burada söz asıl kişi aleyhine gasp edilmez. Fakat on bin kişinin vekâlet verdiği bir kişiye bir anda on bin kişinin söyleyecek tüm sözlerinin hakkı da devredilmiş gibi algılanır. Böylece bir kişi yüz bin kişinin söz hakkını gasp eder. Çünkü seçilerek gelmiştirler ve ilgili sokağa-semte ilişkin söz hakkı seçilmişlere devredilmiştir. 

Kendilerinden duyurma ve dinletme gücü alınan semt sakinleri susmak ve konuşturulmamak arasında sıkışıp kalırlar. Temsil gücünü elinde bulunduranlar kendilerini temsil ettikleri ile özdeşleştirirler, ben grubum, ben varım, öyleyse grup da vardır derler. Kendini hizmetkâr olarak lanse ederek elde ettiği gaspı gizler ve sembolik iktidarı güçlenir. Temsil eden kişi kendisinin vazgeçilmez olmasını sağlamak için kendine olan ihtiyacı yaratmak zorundadır. Böylece birey tüzele kurban edilir, aşkın tüzel kişi lehine sıradan birey ortadan kaldırılır. Kendini başkaları adına konuşmaya muktedir görmesinin altında başkalarının sözünün gaspı yatar. Temsili devreden ile temsil eden arasındaki diyalektik ilişki semte ilişkin demokratik süreçlerin merkezden yerele kaymasını engeller. Böylece adlandırmaya ilişkin meseleler yukarıdan aşağıya dayatılması meşrulaşır.

Adlandırma hakkının gasp edilmesi ulusal ve yerel ölçekte kentlerin, semtlerin, sokakların, köylerin hafızasını ortadan kaldırır ve hafızaya ilişkin sürekliliği yararak kesintiye uğratır. 1952’de bakanlık bünyesinde Ad Değiştirme İhtisas Kurulu kurulmuş ve 1978’e kadar bu kurul çalıştırılmıştır. Bu kurul; köy, mahalle, sokak, dağ, anıt vb. yerler dahil yaklaşık otuz bin yeni ad üretmiştir. Daha yerel ölçekte bir sabah uyandığınızda sokağınızın adı Oğuzhan Asiltürk olabilir. Opera Meydanı’nız Necmettin Erbakan Meydanı’na dönüşebilir. Çocukluğunuzun hafızasında, fotoğraflarda, anı defterinizde yer alan parkın bir gün adı değiştirilir ve artık eskiden bu parkın adı şöyleydi demek zorunda bırakılırsınız. Adlandırmanın kendisinin hangi amaçla yapıldığı bir taraftan da politik olduğu için yeni ad parkın, sokağın benzer politik hamlelerle dönüştürülmesini de beraberinde getirir. Bu mekâna ilişkin hafızanızın, aidiyetinizin jeolojik katmanlar gibi sarsılarak üst üste fakat farklı katmanlar şeklinde birikmesine sebep olur.

Adile Naşit Parkı – Ayrancı

Bunun önüne geçmek için il veya ilçeye bizi temsil etmesi için devrettiğimiz haklarımızı daha yerel ölçeğe çekerek söz ve yetki hakkını merkezileştirmek yerine demokratikleştirmek gerekiyor. Bunun bir yolu da semt, ilçe ve kent meclis ve konseylerini kent-semt hakkı lehine işletmektir.

Bir kent hakkı olarak adlandırma hakkı için iki şekilde hareket edilebilir. İlk olarak adlandırmaların neyi, niçin hatırlattıkları, adların köken ve oluşumlarına, ikincisi adlandırmalarda sosyal süreçlerin rolüne ve arka plandaki politik mücadelelere, ortak kimlik oluşturma süreçlerine odaklanmak. Mekânın adlandırılmasının hafızasını kalıcı hale getirmenin ve bu hakkı daha güçlü savunmanın yolu buradan geçiyor gibi gözüküyor.

Sahi, siz hiç yaşadığınız mekâna ad verme hakkınızı kullandınız mı?

Helsinki Belediye Başkanı Yardımcısı, izinsiz grafiti çizerken yakalandığı için ceza alabilir

Finlandiya’nın başkenti Helsinki’nin belediye başkanı yardımcısı Paavo Arhinmäki, izinsiz grafiti yaparken yakalandı. 46 yaşındaki belediye başkanı yardımcısı ve arkadaşı, şehirdeki Vuosaari limanına doğru çıkan tünelin girişine grafiti çizerken polise yakalandı.

Helsinki belediye başkanı yardımcısı Paavo Arhinmäki, şehirdeki Vuosaari limanına doğru çıkan tünelin girişine grafiti çizerken polise yakalandı.

Helsinki’deki kültür ve eğlence faaliyetlerinden sorumlu siyasetçi, görevinden istifa etmeyeceğini söyledi. 

Finlandiya Ulaştırma Bakanlığı’nın paylaştığı bilgilere göre, tren hattının geçtiği tüneldeki grafitinin temizlenmesi yaklaşık 3 bin 500 euroya mal oldu. Arhinmäki’nin grafitisinin temizlenmesi sırasında tren seferlerinin bir süreliğine durdurulduğu da bildirildi. Tünelden geçen hat, özellikle limana gidip gelen yük trenleri tarafından kullanılıyor.  

Finlandiya’nın başkenti Helsinki’nin belediye başkanı yardımcısı Paavo Arhinmäki.

Polis, belediye başkanı yardımcısı hakkında soruşturma başlatıldığını ve cezai işlem uygulanabileceğini belirtti. 

2011 – 2014 arasında Kültür ve Spor Bakanı olarak da görev yapan ve gençliğinde de sokak sanatına düşkünlüğüyle bilinen Arhinmäki, Facebook hesabından yaptığı paylaşımda olaydan ötürü özür diledi.

Belediye başkanı yardımcısı, Helsinki’de sokak sanatçılarıyla ünlü Pasila bölgesindeki grafitilerden etkilendiklerini belirterek, “Bu benim aptallığım oldu, affınızı istiyorum” diye yazdı.

Ayrancı Baharevi’nde Sanat rüzgarları

Çankaya Belediyesi’nin Çankaya Evleri’nden biri olan Baharevi çeşitli kurslara mekan olmaya devam ediyor. Ayrancı Çankaya Evi resim kursu, dönemi katılımcıların eserlerinden oluşan sergiyle tamamladı. Kurs süresinde çalışılan eserler 7 Haziran 2023 tarihinde Baharevinde sergilendi. Mahallelinin ilgiyle katılım sağladığı sergi görülmeye değerdi. 

Resim öğretmeni Tuğçe Ergüzel:

Birbirinden değerli öğrencilerimizle bir dönemi daha geride bıraktık. Her yıl çok güzel işlere imza atan sevgili Ayrancı Çankaya Evi öğrencileri bu sene de çok güzel resimler çıkardılar. Emeği geçen herkese gönülden teşekkürler. 

Öğrencilerden Burcu hanım:

Belediyelerin bizlere sunduğu bu imkanlarla hocalarımızın bilgi ve deneyimleriyle birkaç basit adım atarak yeni bir şeyler öğretmesi ve o bilgilerle üretebildiğini görmek oldukça heyecan verici. Yeni yetenekler geliştirebileceğini gördükçe kendinde bir değişim başlatabileceğine inanıyor insan. Bizden daha fazla deneyim sahibi olan insanlarla vakit geçirmek, onların farklı dünya görüşlerinden ve hikayelerinden hayata yeni kapılar aralamak, kendi hayatlarımıza onların yaşanmışlıklarından, minik minik anektodlar eklemek bize kalan en güzel kişisel  gelişim yollarından. Başkalarının edindikleri tecrübelerden yararlanmak benim için oldukça faydalı oldu açıkcası Emeği geçen herkese minnettarım.

*Çankaya Evlerinin yeni dönem kayıt tarihleri Eylül ayında Çankaya Belediyesinin internet sitesinde duyurulacak.

Hollanda’dan misafir Ankara Manzarası’nın belgeseli Baharevi’nde ağırlandı

Ayrancı Semt Meclisi’nin düzenlediği Perşembe buluşmaları kapsamında 15 Haziran 2023 19.00’da Baharevi’nde Ankara Manzarası belgesel gösterimi ve belgesel ekibi ile söyleşi gerçekleştirildi. 

Hollanda devlet müzesinde kayıtlı olan, 1700’lere tarihlenen ve Halep Manzarası olarak anılan tablonun Prof. Dr. Semavi Eyice’nin tespiti ile Ankara Manzarası olduğu anlaşılıyor. Bir etkinlik kapsamında Hollanda Büyükelçiliği ve Rahmi Koç müzesinin çalışmalarıyla Ankara’ya misafir gelen tabloyu görünce bir Ankara aşığı olan yönetmen Muhammed Murat Aslan tablonun belgeselini çekmeye karar veriyor. Yollarımız bir noktada kesişti, hikayeyi dinledik ve konuyu komşularımızla da paylaşmak istedik. Belgesel ekibine bize kırmadıkları için teşekkür ediyoruz. 

Belgeselin yönetmeni Muhammed Murat Aslan ve belgesel uygulayıcı yapımcısı Murat Pehlivanoğlu belgesel gösteriminin ardından sorularımızı yanıtladı. Rahmi Koç Müzesi Hollanda Büyükelçiliği ve Vekam işbirliğinde gerçekleştirilen Tarihi dokumak: Bir kentin gizemi, Sof etkinliği vesilesiyle Ankara Manzarası tablosunun Ankara’ya gelmesi üzerine konuyu araştırmaya başladıklarını belirten belgesel ekibi Cumhuriyet öncesi Ankarası konusunda bir farkındalık yaratmak amacıyla yola çıktıklarını belirttiler. Tablonun orijinalini görmenin bambaşka bir duygu yarattığını ve adeta büyülendiğini söyleyen yönetmen Aslan Vekam’ın da desteğiyle belgesel çalışmasına başladıklarını ve süreci aktardı. 

Belgeselin yönetmeni Muhammed Murat Aslan ve belgesel uygulayıcı yapımcısı Murat Pehlivanoğlu belgesel gösteriminin ardından sorularımızı yanıtladı.

Politika yapma sürecine etki edebilecek ve belgeselin Ankaraya faydasını değerlendirecek herkese ulaştıklarını ancak bu kimselerin ne yazık ki belgesel ve tablo ile pek de ilgilenmediklerini anlatan belgesel ekibi yeterli bir destek bulamadıkları için belgeselin uzun versiyonunu da çekmediklerini belirttiler. 

Katılımcılardan gelen sorular arasında tablonun tarihlendiği 1700’lü yıllarda aslında bu coğrafyada gayrimüslimlerin yani Ermeni ve Yahudi vatandaşların da yaşadığı ancak belgeselde bu konuya neden değinilmediği vardı. Tabloda yer alan tüm karakterleri detaylı şekilde incelemek gerektiğini, bu sebeple kısa versiyonda detaylara yer vermediklerini belirten Aslan belgeselin mevcut kısa versiyonunun belgeselin tabloya dair kısa zamanda ortalama bir fikir vermek olduğunu belirtti. Sof tüccarları, sof ticareti, tiftik keçilerinin Ankara’ya özgü olduğu fakat Osmanlı döneminde keçilerin gizli yollarla kaçırılıp başka ülkelerde de yetiştirilmeye başlandığını aktaran Aslan marka yaratmanın çok zor olduğunu aslında sofun bizim markamız olabileceğini ancak tarihi, kültürel ve ticari olarak yetkili kişilerin bu konuya pek eğilmediğini de vurguladı. 

Katılımcılar olarak Ankara Büyükşehir Belediyesi, Kültür Bakanlığı ve benzeri ilgili kuruluşların Ankara’nın tarihine ışık tutan, ta 1700’lü yıllardan bugüne gelmiş ve bize bazı yanlışlarımızı göstermiş bu tablo ile neden ilgilenmediğine, neden bir devlet müzesi yerine özel bir müze olan Rahmi Koç Müzesinin bu konuda çaba gösterdiğine şaşırdık.

Farklı bakış açılarına sahip pek çok kişi ile bir araya geldiğimiz bu etkinlik bizi aslında pek lafı edilmeyen bir noktada birleştirdi: Hemşehrilik. Bilirsiniz, memleketimiz çoğu zaman doğduğumuz yerden ziyade doyduğumuz yerdir. Hayatımızı geçirdiğimiz, sevinçlerimizi, acı ve heyecanlarımızı yaşadığımız bu kentin tarihine şahane bir pencere açan belgeseli izledik, söyleşimizin ardından dağılamadık. O kadar sorumuz, konuşacak o kadar konumuz vardı ki!  Tüm bu sebeplerle en mümkün ve en yakın zamanda Rahmi Koç müzesine bir gezi planlayarak Ankara Manzarası’nı yerinde görmeyi, tabloyu gördükten sonra tabloda gördüğümüz yerleri bir de şimdi nasıllar diye gezmek kararı alarak vedalaştık.

Rahmi Koç Müzesi ve Ankara Manzarası tablosunda yer alan yapıları incele gezimizle ilgili detaylar semtimizin ilk derneği Ayrancım Derneği ve Ayrancı Semt Meclisi aracılığıyla ilgililere duyurulacaktır.

Sokak tabelalarında direniş ve sanat

Sokaklar ve sokakların sağladığı imkânlar avangard ve politik amaçlar güden sanat üreticilerine de her zaman büyük imkânlar sağlamıştır. Sanat üreticileri her zaman kendilerine galerileri ve müzeleri mekân olarak belirlemezler, sadece sanat koleksiyonerlerini ve sanatseverleri izleyicileri olarak kabul etmezler. Avangard sanatçılar toplumu değiştirmek ve bir şeyler aktarabilmek adına sanat üretimlerini kullanırlar. Tıpkı avangard kelimesinin kökeninde yer alan öncü birlik anlamında olduğu gibi, toplumun geleceğine dair öncü bir rol üstlenmek isteyen sanat üreticileri de vardır. Bu avangard sanat üreticilerinin insanlara ulaşmak için kullanabilecekleri en kolay yol ise kamusal alanlardır. Bu kamusal alanların başında da sokaklar gelir.

Duvarların gizli yüzü: Banksy

İnsanlara ulaşmak için sokaklarda üretim yapan bu sanat üreticileri sokağın her yüzeyini, her noktasını ve her imkânını kullanırlar. En bilinen sokak sanatları doğal olarak yüzeylerin kullanıldığı görsel sanatlardır. Sokak yüzeylerinin kullanıldığı görsel sanatlar bazen bir resim, bazen metin içeren bir grafiti, bazen de yüzeye yapıştırılmış bir görsel olabilir. Bunun en politik örneği dünya çapında üne kavuşan sokak sanatçısı Banksy. Banksy özellikle savaş karşıtı eserleriyle son yıllarda gittikçe daha da önem kazanan bir sanat üreticisi. 

Görünmez tiyatro

Görsel sanatlar kadar gösteri sanatları da sokaklarda ve diğer kamusal alanlarda icra edilmektedir. Bunların başında görünmez tiyatro akımı gelir. Görünmez tiyatro bir direniş örneği olarak Arjantin’de ortaya çıkmıştır. Askeri diktatörlük rejiminin ardından topluma ulaşmak isteyen devrimciler ve tiyatrocular bir yöntem olarak görünmez tiyatroyu oluşturular. Görünmez tiyatronun en önemli özelliği izleyicilerinin bir oyun izlediklerinin farkında olmamasıdır. Kimsenin oyuncu olduklarını bilmedikleri kişiler kamusal bir alanda birden performanslarını sergilemeye başlar. Bu güncel bir politik duruma dair hararetli bir tartışma veya yüksek sesli bir fikir alışverişi olabilir. Esas amaç tiyatro yapmanın yasakladığı ve tiyatrocuların izleyicilerine ulaşmasının engellendiği bir zamanda böyle bir gösteri ile insanlara ulaşmaktır. 

Burada bir cinayet işlendi

Sokakların ve diğer kamusal alanların sadece yüzeyleri ve imkânları değil ayrıca o kamusal alanlarda yer alan çeşitli unsurlar ve nesneler de sanatsal bir direniş araçlarına dönüşebilirler. Bu nesnelerin başında da sokak tabelaları gelir. Sokak tabelaları bazen yüzeyleri manipüle edilerek bazen sokak tabelası biçiminde sanat nesneleri üretilerek politik ve sosyal sanatın unsurları haline gelirler. 

Örneğin sokak levhalarını bir biçim olarak kabul eden bir sanat projesi Kuir Mekanlar (Queer Spaces) projesidir. Bu çalışma çerçevesinde sokak levhası benzeri pembe üçgen tabelalar üretilmiştir. Bu levhaların içerisine öldürülmüş eşcinsel ve transeksüel kişilerin ve aktivistlerin isimleri ve mücadelelerine dair bilgiler yer almaktadır. Bu hazırlanan levhalar sokaklarda yer alan direklere veya yüzeylere monte edilmişlerdir. Böylece bu tabelaları gören kişiler öldürülmüş veya bir şekilde kaybolan kişiler ile kentin karanlık tarihi arasında bir ilişki kurarak politik bir farkındalık ortaya koyabilmişlerdir. Bu çalışma sokak levhalarının iki unsurunu da içermektedir; hem bir kent ve sokak mobilyası olarak her yerde olmanın ve bulunabilmenin pratiğini ortaya koyabilmektedir hem de bir biçim olarak mevcut düşüncelere sanatsal form vermenin bir aracı olabilmektedirler.(1)

Dikkat yeşil alanınız azalabilir: Bahar işaretleri

Kuir Proje kadar doğrudan politik olmayan, sanatın oyun unsurunu ve eğlendirme değerini de kullanan başka sokak levhası çalışmaları da vardır. Mesela Mark Jenkins kentlerdeki yeşil alanların azlığını Bahar İşaretleri (Signs of Spring) eserleri ile ortaya koymaktadır. Jenkins bu çalışmasında sokak tabelalarının olduğu direklere iki adet yeşil yaprak şeklinde metal levhalar yerleştirmiştir.(2) 

Tabelanızla bir iletişim sorunu yaşayabilirsiniz

Sokak tabelalarını sanat nesnesine çeviren bir başka sanat üreticisi Clet Abraham’dır. Abraham’ın çalışmaları çok politik çalışmalar değildir ama dolaylı da olsa iktidar alanıyla mücadele içerisindedir. Abraham sokak tabelalarını bir iletişim aracına çevirir ve onları mizahi bir ürün olarak yeniden üretir. Böylece birbirleriyle iletişimsiz insanlar arasında iletişimi oluşturacak kamusal nesneler ortaya çıkmış olur.(3) Abraham’ın mizahi çalışmalarına benzer bir çalışma  Türkiye’de Küf ekibinden gelir. Küf, Ankara’da Tunalı Hilmi Caddesi ile İran Caddesinin kesiştiği köşede yer alan trafik tabelasında G. O. Paşa yazısının ilk iki harfini Tosun ile değiştirmiştir. Böylece tabelada Yeşilçam sinemasının kült komedi filmlerinden Tosun Paşa filmine gönderme oluşmuştur. Bunu gören kişilerin de yüzlerinde bir gülümseme oluşacağını düşünmek kaçınılmazdır.(4) Bu çalışmalar doğrudan politik olmasalar da kentlerin gittikçe daha fazla betona bulanıp yeşil alanlarının yok olduğu, sürekli hız ve koşturma içerisinde güzeli unuttuğumuz kabullerinden yola çıkarak üretilmişlerdir. Bu kabulleri değiştirmeye çalışıp kentte yaşayan insanların yüzünde bir gülümseme yaratarak, gündelik hayatı yeniden yorumlayarak ufak da olsa politik bir hedefe ulaşmaktadırlar. 


(1)https://archive.org/details/1994QueerSpaceSubmissionRepoHistory/1994_QueerSpace_Submission_RepoHistory.jpg; https://www.gregorysholette.com/repohistory/ 

(2)https://www.trendhunter.com/trends/signs-of-spring-mark-jenkins

(3)https://artslife.com/2016/07/14/clet-abraham-quando-larte-e-segnaletica/

(4)https://www.behance.net/gallery/484864/Tosun-Pasa

Ayrancı’da yürümek

Yazar Hakkında

Yürünebilir kent yaşanabilir kenttir:

İnsan ve çevre ilişkisi insanın erişebilir ve çevrenin ulaşılabilir olmasıyla doğrudan bağlantılıdır. İnsanın doğa ile iç içe yaşadığı dönemden doğayı bir rant aracı olarak gördüğü günümüze kadar mekânın dönüşümü insan eylemlerini de dönüştürmüştür. Önceleri insanlar barınmak, yiyecek bulmak ve güvenlik ihtiyaçları için uzun mesafeler yürürken günümüzde temel ihtiyaçlarını motorlu taşıt aracılığıyla karşılayıp spor yapmak ya da gezmek gibi amaçlarla yürüyüş yapmaktadır. Ancak yürüyüşün her türünde güvenli, konforlu ve sağlıklı olması gerekmektedir. 

1900’lü yılların sonuna doğru kentsel sorunlar iyice ayyuka çıktığında Avrupa Parlamentosu tarafından 1988 yılında Yaya Hakları Bildirgesi yayınlanmıştır. Bu bildirge yayaların güvenli ulaşımını sağlayacak güvenlik önlemlerinin alınması gerektiğini belirtir. Yürümenin güvenli olması kaldırımlardan tutun da tabelalara kadar birçok konuyu ilgilendirir. Hızlı kentleşme nüfusun kontrolsüz artışını ve çarpık yapılaşmayı beraberinde getirmiş, böylece kentler birçok soruna ek olarak yürünebilir olma niteliğini de kaybetmiştir. Özellikle otomobil üretimindeki artış, otomobil satışına teşvik için trafik kurallarının dahi motorlu taşıtlara yönelik olmasına yol açmıştır. Yürümek en doğal ve basit ulaşım aracıyken kentsel mekânın dönüşümü yürümeyi zor hatta imkânsız hale getirmiştir. 

Araç öncelikli kentlerden yaya öncelikli kentlere geçiş sürecinde ulaşmak ya da gezmek için yürüme eyleminin gerçekleştirileceği mekânın yürümeye uygun olması gerekmektedir. Yürünebilir kent yaşanabilir kentin de göstergesidir. Jacobs yaya ve araç trafiğinin birlikte aktığı cadde ve bulvarların insanları birbirine yakınlaştırdığını, buraların yaşamak için daha uygun olduğunu ifade etmiştir. Yürümek için sağlanması gerekenler uygun zeminli yürüme alanları ve kaldırımlar, yer yön işaretleri ve tabelalardır. Kentsel çeşitliliğin argümanları arasında da sayılan ve kent mobilyası olan tabelalar doğru yönlendirme, sokak, cadde ve mahalle adlarını belirtme, trafik kurallarını hatırlatma açısından gereklidir. Thierry Paquot Şehirsel Bedenler isimli kitabında şehrin yayayı fiilen okuyucuya dönüştürdüğünü ifade ederken ışıklı ve ışıksız tabelalardan bahseder. 

Tabela tahta veya sacdan yapılan, üzerinde belirtici, tanıtıcı bir yazı, sayı, im ya da resim bulunan levhadır. Tabelalar sokak, cadde ve mahalle gibi alanlarda yaya ve trafik güvenliğini sağlamanın yanı sıra kent kültürünün de bir parçasıdır. Tabelalar sayesinde kent okunulabilir bir hâl almakta ve bireyler daha kolay yönlerini bulmaktadır. Tabelaların konumu yayanın görüş açısı ve hızına uygun şekilde seçilmelidir. 

Kentteki sokak tabelaları kentte hatta ülkede yaşanmış sosyal ve siyasi birçok olaya atıf yapmaktadır. Özellikle İstanbul duvarlarını süsleyen tabelaların kent kültürüne etkisini değerlendirmek için birçok çalışma yapılmıştır. Bildirişim tasarımı ürünü adını alan tabelaların rengi, yazı şekli ve şeritleriyle okunaklı, estetik ve standart olduğu ifade edilmektedir. Tabelaların önemini vurgulayan ve kentimizde yapılan bir diğer çalışma ise tabela tasarımlarının halk oylamasına sunulmasıdır. Belediye ve Büyükşehir Belediyesi Kanunları tabela düzenlemelerine ilişkin maddeler içermektedir. Bu çerçevede yapılan oylama katılımcılığın, kent sakinleri için hayati olan ya da olmayan her konuda sağlanması yönünde önemli bir adımdır. Kırmızı ağırlıklı, beyaz yazılı ve siyah şerit tasarımlı tabelalar kent estetiğinin sağlanması için bir örnek hazırlanmış; sokak, cadde, meydan, bulvar gibi alanlara asılmıştır. 

Tabelalar, Ayrancı semti için işlevsel bir özellik taşımaktadır. Ayrancı semti kapsadığı beş mahalleyle birlikte yaklaşık 50 bin nüfusun ikamet ettiği 15 dakikalık mesafe içerisinde semt sakinlerinin ihtiyaçlarını yürüyerek veya bisikletle karşılayabileceği bir mekândır. Semtte yaptığımız bir online anketten edindiğimiz bilgilere göre semt sakinleri Ayrancı’nın oldukça güvenli bir mahalle olduğunu söylerken buranın en önemli sorunun kaldırımlar ve yürüme yollarının eksikliği olduğunu belirtmiştir. Seve seve yürümek ama bir hobi olarak ya da markete, manava, kasaba yürümek bu semtin sakinlerinin ortak özelliğidir. Güvenli yürümek için Ayrancı oldukça anlaşılır tabelalara sahiptir. 

Kentteki tabelalar yeterince anlaşılırsa ve doğru konumlandırılmışsa kente ilk kez gelen birinin kaybolması pek mümkün değildir. Tabelaları takip ederek hem yön bulmak hem bir kentin kültürünü anlamak hem de sokaklara/caddelere/meydanlara ismini veren kişileri tanımak mümkündür. Ankara Büyükşehir Belediyesinin tabelalara koyduğu QR kod tabelada ismi geçen kişinin hayat hikâyesini öğrenmemizi sağlar. Ayrancı’da da şair ve yazar isimlerinin, bürokratların, ülke başkanlarının, siyasetçilerin ve gazetecilerin isimlerinin yer aldığı tabelalar doludur. Ankara’nın en eski semtlerinden olan ve mahalle kültürünü hâlâ yaşatan Ayrancı semtinde tabelaların semtin kültürel ve mimari yapısına etkisi, tabelaları bir çalışma konusu olarak ele almayı gerekli kılmıştır.