Plan Oba Apartmanı

1950’lerin sonları, 1960’lar, devletin, konut yapmak üzere bir araya gelen insanları, kooperatifleri desteklediği yıllar. Ayrancı bunun için uygun bir semt o zamanlar. İşte Piknik Apartmanı, İkramiye Apartmanı ve çoğunluğu planlamacı, mimar bir grup insanı biraraya getiren Plan Oba Apartmanı’nın hikayesi aynı zamanda mahallemizin de bir güzel hikayesidir.

Hoşdere’de bir apartmanın güzel ve hüzünlü hikayesi

Bu sayı için bambaşka bir konu vardı aklımda aslında. 1980’lerin tam ortasında ikinci kez Ayrancı’lı olduğum dönemde dönemde hayatıma giren, hala kıymetlim olan insanların varlıklarını fazlasıyla etkileyen, dostluklarının zemini olan, benim de onlardan bolca dinleme fırsatı bulduğum mekanlar üzerinden bir Ayrancı hikayesi yazmaktı niyetim, daha çok da dostlarımın anlatımlarına başvurarak.  Ama ne olduysa Ayrancım Gazetemizin ikinci sayısının duyurusunu fb’da paylaştığımda, çok sevgili dostum Emine’nin afişteki “özlediniz mi” sorusuna “hem de çok” cevabıyla oldu. Aslında hep İstanbullu olarak tanıdığım, bildiğim, İstanbul hayatımın baş kahramanlarından sevgili Emine’nin Ankaralı geçmişi, Ankara’da başlayan hayatının en güzel 9 yılının mekanı olan ve her anlattığında, güzel duygusu bana da geçen apartmanlarının, beni her dinlediğimde çok heyecanlandıran hikayesi geldi aklıma; Hoşdere Caddesi 18 numarada, yıkılmadan bu günlere gelmiş Plan Oba Apartmanı’nın hikayesi. Bu mahallemizin de bir güzel hikayesiydi. 


1950’lerin sonları, 1960’lar, devletin, arazisine sahip olmak koşuluyla, üzerine konut yapmak üzere bir araya gelen insanları, kooperatifleri desteklediği yıllar. Ayrancı konumu ve arazi fiyatlarının da uygunluğuyla bu niyetle bir araya gelenler için uygun bir semt o zamanlar. Nitekim bu yazının hazırlığı için “google”da küçük bir gezinti yaparken yıllar önce hikayesini yine heyecanla okuduğum, çocukluk, ilk gençlik anılarımın güzel, özel mekanlarından Piknik’in çalışanları için lojman amaçlı yapılan Piknik Apartmanı’nın Alidede Sokak 5 numarada olduğunu; bankaların 1930’lardan başlayarak 40 yıl boyunca, mevduat sahiplerini teşvik için yaptırdığı ikramiye evlerinden İş Bankası tarafından yaptırılan bir binanın Ayrancı Yeşilyurt Sokak 53 numarada hala İkramiye Apartmanı olarak ayakta durduğunu, üstelik bunların sıkça kullandığım yürüme güzergahımda, hep önünden geçtiğim apartmanlar olduğunu şaşırarak, heyecanlanarak fark ediyorum. İşte bu bağlamda; çoğunluğu planlamacı, mimar, ODTÜ bağlantılı ya da DPT’de çalışan bir grup insan da bu imkanı değerlendirmek ama en çok da bir arada güzel bir hayat kurmak hayaliyle, 1965’de Hoşdere Caddesi üzerinde 60.000 TL’ye bir arazi alıyorlar ve 2 yıl sonra üzerinde bir bina inşa etmeyi başarıyorlar.

Plan Oba Apartmanı (Temmuz 2020 – Ali İhsan Başgül)

1950’lerin sonları, 1960’lar, devletin, konut yapmak üzere bir araya gelen insanları, kooperatifleri desteklediği yıllar. Ayrancı konumu ve arazi fiyatlarının da uygunluğuyla bu niyetle bir araya gelenler için uygun bir semt o zamanlar. Piknik’in çalışanları için lojman amaçlı yapılan Piknik Apartmanı, İş Bankası tarafından yaptırılan İkramiye Apartmanı ve çoğunluğu planlamacı, mimar bir grup insanı biraraya getiren Plan Oba Apartmanı’nın hikayesi aynı zamanda mahallemizin de bir güzel hikayesidir.

Binanın mimarı sevgili arkadaşımın babası, benim de dostluk etme fırsat bulduğum, hayatımın bir döneminde çokça zaman geçirme şansı yakaladığım, zarif, hoş sohbet, güzel insan Yılmaz İnkaya, benim için Yılmaz Abi. Yılmaz Abi aslen İstanbullu, Güzel Sanatlar Fakültesi Mimarlık bölümü mezunu bir mimar. Ankara’ya ODTÜ üzerinden geliyor, o yıllar ODTÜ’de öğretim görevlisi; 1971-1972 yıllarında Mimarlar Odası Genel Başkanlığı da yapmış. Yılmaz Abi’nin şair yanını, Rıfat Ilgaz’a duyduğu hayranlıkla Rıfat ismini de adına eklemesini, temize çektiği şiirlerini Orhan Veli’ye okutmak uğruna yaşadığı macerayı (bu güzel hikayeye ilgi duyanlar için link-1) ve Orhan Veli’nin öldüğü gün bütün şiirlerini yakma hikayesini ne yazık ki kendisi bu dünyadan göçtükten sonra öğreniyorum; geçirdiğim onca yoğun zamanda onunla yapamadığım şiir sohbetlerine, şairliğini deşemeyişime, bu anıları onun ağzından dinlemediğime hayıflanıyorum. Biricik kızının doğum gününde beni ve bir yakın arkadaşımızı ayırmadan armağan ettiği Nazım Hikmet imzalı gümüş yüzüğü, zerafetini ve şairliğini hiç unutmayarak bir kez daha anıyor, gözüm gibi saklıyorum.

Hoşdere Caddesi 18 numaradaki Plan Oba Apartmanı (Temmuz 2020 – Ali İhsan Başgül)

Apartmanımızın hikayesine dönersek; bu grubun tek arzusu uygun koşullarda bir konut edinmek değil demiştim; onlar aynı zamanda ortak, anlamlı bir hayat kurmanın da hayalini kuruyorlar, bir anlamda küçük bir komün düşüyle yola çıkıyorlar. Onun için de apartmanlarının adını, planlamacılıklarını ve ortak yaşam arzularını barındırdığını düşünerek PLAN OBA olarak koyuyorlar. Plan Oba Apartmanı tam da bu amaca uygun olarak, 16 adet fazla büyük olmayan ama çok kullanışlı 2 oda 1 salon daire, apartman sakinlerinin ortak kullanımına uygun teras ve o dönem çevre apartmanlarda oturan (Petrolcülerin, Karayolcuların yine kooperatif olarak inşa ettirdikleri binalar onlar da) arkadaşlarımızın, bugün anarken “vaha” olarak tanımladığı arka bahçesiyle birlikte yani ortak alanları fazlaca önemsenerek tasarlanıyor. Apartman sakinlerinden çoğunun ortamı şenlendiren her bir çocuğu için bahçenin çevresine birer kavak ağacı dikiliyor. Çevre apartmanların çorak bahçe alanlarının yanında yeşilliğiyle, şenlikli haliyle ilgi çeken arka bahçe, çocuklar düşünülerek yapılmış oyuncakları, oyun alanları ile çevre apartmanların çocukları için de izlemekten, özenmekten kendilerini alamadıkları cazibe merkezi oluyor.

Bu dostlar apartmanı 1970’lerin başlarına kadar oba hayalinin, birlikte yaşam arzusunun karşılığını fazlasıyla veriyor; çat kapı ev ziyaretlerinin, teras ve bahçe muhabbetlerinin, ev eşyalarını bile değiştirmekten kaçınmadan, anahtarıyla evine giren ev sahibini şaşırtma amaçlı şakaların, muzipliklerin eksik olmadığı, tatillerin bile birlikte yapıldığı bir hayat olarak kuruluyor Ayrancı’nın göbeğinde.

Alp Erkin’in objektifinden alt komşular; Can, Emine İnkaya

Hayatının en güzel ilk 9 yılını bu apartmanda geçirmiş arkadaşım, anılarında olduğu gibi eminim diğer sakinlerin anılarında da önemli bir yer kaplıyordur Plan Oba Apartmanı’nda yaşananlar. 

Bu hikayesi güzel apartmanın sakinleri kimler peki; beni bu hikayeye katan başta apartmanın mimarı Yılmaz İnkaya olmak üzere, eşi Gunilla, çocukları benim güzel arkadaşım Emine ve Can; Gencay Şaylan-Serpil Şaylan ve kızları Zeynep; Tuğrul-Engin Erkin ve oğulları Alp; Alev-Ayla Damalı, Atilla-Tülin Çandır, oğulları Tolga ve Altuğ; Önder-Tansı Şenyapılı, kızları Burcu; çocuklar için evinde hep bir kasa gazoz bulundurmayı ihmal etmeyen kıymetli İlhan Tekeli, Yaşar Kemal’in oğlu planlamacı-mimar Raşit Gökçeli; Tanju Polatkan; Erdoğan-Besen Soral, çocukları Elif ve Bartu, Oktar Türel, Arif Şentek, Hülagü-Ayşe Bulguç ve mis gibi arap sabunu kokan apartmanın görevlileri, Abbas-Raziye çifti, kızları Emine ile birlikte arkadaşım Emine’nin çocukluk anılarında en güzel yeri süslüyorlar. Bu isimlerin pek çoğu ilgi alanları çakışanlar açısından bilindik, tanıdık isimler; dönemin, aydın, demokrat, dik duruşlu insanları. İlber Ortaylı bu apartmanda oturmamakla birlikte, apartmanın müdavimlerinden ve o dönem apartmanın çocukları için sevilen bir abi.

Soldan sağa, Tolga Çandır, Alp Erkin, Hülagu Bulguç, Emine İnkaya,
Zeynep Şaylan (ayakta), Altuğ Çandır (oturan), Elif Soral (ayakta banka yaslanmış)

Bu hikayeyi bana açan sevgili arkadaşım Emine için bu isimlerin her biri tek tek çok kıymetli olsa da içlerinden birisi var ki ayrı bir yeri, önemi var 5 yaşındaki Emine’nin hayatında; ilk aşkım olarak tanımlıyor Emine; O’na, Hülagü Bulguç’a yönelik yoğun sevgisini. Birlikte oldukları her zaman Hülagü’sünün yanından hiç ayrılmıyor, kucağından hiç inmiyor.

Ne yazık ki 1971 darbesi ülkeye karanlık günler getirirken, Plan Oba Apartmanı sakinleri de bu karanlık günlerden fazlasıyla nasibini alıyor. Sevgili Yılmaz Abi, Yılmaz İnkaya, İlhan Tekeli 1971 döneminde ODTÜ’den atılan, uzaklaştırılan, baskılar sonucu uzaklaşmak zorunda kalan öğretim görevlileri arasında yer alıyor mesela (Link-2). Hülagü Bulguç’un başına gelenler ise oldukça ağır; ODTÜ Mimarlık Fakültesi Şehir ve Bölge Planlama Bölümü mezunu, Mimarlar Odası Merkez Yönetimi’nde uzun yıllar görev yapmış Bulguç 1972 yılında Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan’ın idamını engellemek niyetiyle İstanbul Maltepe cezaevinden kaçan Mahir Çayan ve arkadaşlarına Ankara’da yardım etmekten gözaltına alınıp, cuntanın o zamanlar yüzbaşı iken sonradan Genelkurmay 2. Başkanlığı’ndan emekli Çevik Bir’in de aralarında bulunduğu timleri tarafından sorgulanırken işkencede felç oluyor, sinir sistemi ağır hasar görüyor ve ömür boyu sürecek bir sakatlık yaşıyor (Hak savunucusu, mimar Yavuz Önen’in 15 şubat 2007 de bu dünyadan ayrılarak İzmir Tire’de toprağa verilen dostu, yoldaşı Hülagü Bulguç’un anısına yazdığı dokunaklı yazının linkini, ilgi duyanlar için aşağıda paylaşıyorum, Link-3).

Apartmanın minik sakinlerinden Emine için işkence sonrası evine dönen Hülagü ile karşılaşmak belki de yaşadığı ilk büyük acı oluyor; gördüğü kişinin o olduğuna inanmıyor, isyan ediyor. Böylece dostlar, dostluklar baki kalsa da bir rüyanın sonuna geliniyor, sıkıyönetimin ağır koşulları, işinden edilmeler, geçim derdi herkesi bir tarafa savuruyor; ama o rüyayı yaşayanların hayatına kattıkları ve bizlere kadar ulaşan hikayesiyle hala güzele, iyiye, dostluğa yönelik umutları besleyen bir dönem olarak kıymetli yerini koruyor. Belki, sonunda hüzün de olsa bu güzel hikayeyi anlatma isteğim de umuda daha fazla ihtiyaç duyduğumuz şu günlerde, iyiye, güzele, dostluğa inancımız beslensin, mahallemizde yaşanmış güzellikler bugün kuracaklarımıza ilham olsun, umudumuz diri kalsın diyedir… 

TEŞEKKÜR: Bu güzel hikayeyi benimle içtenlikle paylaşan, bana zaman ayıran sevgili dostum, kızkardeşim Emine İnkaya Köknel’e teşekkürlerimle..

Plan oba apartmanı arka bahçesi; Gunilla, Emine İnkaya, Ayşe Bulguç.

Yazar Hakkında

+ Yazarın diğer yazıları
Ücretsiz E-Bülten Abonesi Olun

Yorum yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir