Scooter çözüm mü, düğüm mü?

Mikro mobilite konusunda yeni bir alternatif yaratan elektrikli scooterların hız sınırı, yaş sınırı, dijital ehliyet gibi sınırlandırmaların yanı sıra, veri paylaşımı, belediyeler ve merkezi yönetimle koordinasyonun sağlanması gibi konularda bir standardizasyona gidilmesi gündemde. Çevreciler ise karbon salınımı, bataryaları ve şarj ihtiyaçları nedeniyle masum olmadığını vurguluyor.

Şehir içi ulaşımda kitlesel çözümlerden bireysel çözümlere yeni tartışmalar

İstanbul’da başlayıp Ankara’da da özellikle gençlerin yoğun ilgisiyle kullanılan elektrikli scooter devletin yasal düzenleme çalışmasıyla bir yandan sektör temsilcilerinin milliyetçi politik dile sarılması diğer yandan söylendiği kadar çevre dostu olmadığı tartışmaları ile gündemimize oturdu.

Resmi olarak bir araç statüsü kazanamayan elektrikli scooter’lar için pek çok ülke gibi Türkiye’de de yasal düzenlemeler gündemde. Kazaların artması, trafik ihlalleri, park yerleri gibi birçok konuda her ülkede farklı kararlar bulunuyor. Ancak yaşanan ölümlü kazalar ile gündeme gelen elektrikli scooter’lar için şimdi söylendiği kadar çevre dostu olmadığı tartışmaları yapılıyor. 

Elektrikli scooter’ın kullanımı otomobillere oranla çok daha çevre dostu olduğu ortada. Ancak toplu taşımada tek seferde fazla yolcunun taşınması daha az aracın yollarda bulunmasını sağlıyor ve bu karbon salımı açısından hala daha avantajlı. Elektrikli scooter’ların lityum-iyon batarya ve alüminyum parçalar gibi malzemelerin yalnızca üretimi değil, üretim süreci ve kullanım alanları gibi değişkenlerin de değerlendirmeye girmesi gerekiyor. Özellikle Çin’in bu alandaki çalışmalarının daha iyi denetlenmesi isteniyor. Çünkü alüminyum kullanımından, şarj etmek için kullanılan malzemelere kadar karbon salınımının oldukça yüksek olduğu ortaya konuldu.

Elektrikli  scooter, kısa mesafeli ulaşımda bireysel kullanımı özendirerek bir ‘mikromobilite‘ çağı başlattı. Özellikle koronavirüs salgını sonrası toplu taşıma araçlarına binmek istemeyenler, kısa mesafelerde bu araçları tercih etmeye başladı. Birçoklarına göre e-scooter, büyük bir potansiyele sahip. Kısa sürede popüler olması da bunu doğrular nitelikte. ‘Yeni normal‘in yıldızı e-scooter’lar yaygınlaşınca, bunlarla ilgili tartışmalar da büyüdü.

Ya devlet başa ya kuzgun leşe

Elektrikli scooter kiralama uygulaması Martı’nın CEO’su olan Oğuz Alper Öktem, Youtube’da konuk olduğu bir programda elektrikli scooter’larla ilgili gündemdeki düzenleme tartışmalarına yönelik “ya Devlet başa, kuzgun leşe” ifadesi kullanıcılardan olduğu kadar farklı kesimlerden de tepki topladı. Öktem “Bizim burada vatanını seven her Türk iş adamı gibi dememiz gereken şey: Devlet başa, kuzgun leşe. Devlet başımızda olduğu sürece sıkıntı olmaz.” ifadesini kullandı.

Piyasadaki Palm Tech, ETKU, HOP Scooters, Bizero, DUCKT, Yapıdrom, Kumru Scooter, Eşarj gibi sektörün diğer paydaşlarıyla buluşan Ulaştırma Bakanlığı küçük yatırımcının güçlendirilmesi için bir standardizasyon geliştirilmesinin önemine, hız sınırı, yaş sınırı, dijital ehliyet gibi sınırlandırmaların önemli olduğuna, veri paylaşımının ve hem belediyeler hem de merkezi yönetimle koordineli çalışmanın gerekliliğine ve veri havuzu oluşturulması için çalışmalar yapılması gerektiğine vurgu yapıyorlar.

Ankara’da Martı ve HOP markaları piyasada olsa da, İstanbul’da başka girişimler de var. BinBin İstanbul Havalimanı ve üniversite kampüslerinde hizmet veriyor. MOBİ sadece İstanbul’un belirli bölgelerinde hizmet veriyor. Palm üniversitelere odaklanan bir girişim, İTÜ Ayazağa yerleşkesinde hizmet veriyor. ETKU, Osmanağa ve Caferağa mahallelerinde hizmet vermeye başladı fakat kısa zamanda kapandı. 

Ülkelere göre elektrikli scooter düzenlemeleri

TÜRKİYE

Ülkemizde henüz e-scooterlar ile ilgili bir yasal düzenleme yok. Ancak bu yönde çalışmalar yapılıyor. Şu an için araçları kiralayan firmaların kendi belirledikleri kısıtlamalar var. Örneğin hız sınırı saatte 18 km. Yasaya göre bu araçları 11 yaşından büyükler kullanabilse de kiralama şirketleri genelde 18 yaş ve üstüne müsade ediyor.

İNGİLTERE

Koronavirüs salgınından en çok etkilenen ülkelerden biri olan İngiltere’de yakın zamana kadar yasak olan e-scooter yasal hale getirildi. Bu araçlar için özel yollar yapılmasına karar verildi. Kullanıcılarının geçici ya da kalıcı ehliyet almaları gerekiyor. Maksimum hız saatte 25 km. Kaldırım ve yaya yollarında sürülmesi yasak. E-scooter’ın araç olarak kaydedilmesi gerekmiyor ancak sigortalanması şart. Kask kullanılması öneriliyor ancak zorunlu değil.

ABD

Ülkede genel bir kural yok. Eyaletlere göre değişen çeşitli kısıtlamalar var. Örneğin New York şehrinde nisan ayına kadar e-scooter kullanmak tamamen yasaktı. Yeni yasayla birlikte belirlenen bazı sokak ve caddelerde kullanıma izin verildi. Kaliforniya’da 16 yaşından büyükler kask takmak zorunda, yollarda, bisiklet şeritlerinde hatta kaldırımlarda e-scooter kullanabilirsiniz.

ALMANYA

E-scooter’ların sigortalanması ve sigorta etiketinin aracın görünür bir yerinde olması gerekiyor. Kayıt yaptırıldıktan sonra araçlara plaka takılıyor. Ayrıca ekipman olarak fren, lamba, reflektör ve zil bulundurulması zorunlu. Yaş sınırı 14. Saatte 20 km. hıza kadar izin var. E-scooter’lar normal yollarda ve bisiklet yollarında kullanılabiliyor ancak kaldırım ve yürüyüş yolları bu araçlara yasak.

FRANSA

2019 yılı sonunda e-scooter’lar için yasal düzenleme yapıldı. Buna göre 12 yaş üzeri bu araçları kullanabiliyor. Azami hız saatte 25 km. Ancak e-scooter kiralayan şirketler, yaya yoğunluğunun fazla olduğu bölgelerde bu sınırı saatte 8 km’ye kadar düşürüyor. Araçlara sigorta yaptırılması zorunlu değil.

AVUSTURYA

E-scooter’lar bisikletlerle aynı statüde kabul ediliyor. Azami hız sınırı saatte 25 km. Sürücüler, bisikletler için geçerli trafik kurallarından sorumlu. Kullanıcıları araçlarını izin verilen yerlere, belirlenen kurallar çerçevesinde park ettiklerini kanıtlamak için fotoğraflarını çekmek zorunda.

İSPANYA

İspanya’da e-scooter’lar sadece özel tabela bulunan bisiklet yollarını kullanabiliyor. Yaya yoğunluğunun fazla olduğu sokaklarda kullanılması yasak. Kask takılması zorunlu. Araçların sokaklara park etmesi yasak.

AVUSTRALYA

E-scooter kullanırken kask ve koruyucu elbise giymek gerekiyor. Bazı eyaletlerde araba ehliyeti, e-scooter kullanmak için de yeterli. Bazı eyaletlerde ise önce eğitim almanız ve sonra sınavı geçmeniz gerekiyor. E-scooter’ı alkollü kullanmak ya da sürüş sırasında cep telefonu kullanmak kesinlikle yasak. Avustralya’da maksimum hız sınırı da eyaletlere göre saatte 10 km ila 25 km arasında değişiyor.

(Kaynak: Sözcü Gazetesi)

Ayrancı’daki kullanıcılar elektrikli scooter için ne düşünüyor

Onur Dinçer

2011’den beri Aşağı Ayrancı’da oturuyorum.Martı’yı ilk olarak pandemiden önce Şubat ayında Ankara’ya ilk geldiğinde denedim. Kent hayatını olumlu etkileyen, kolaylaştıran bu tarz teknolojik yenilikler çok ilgimi çekiyor. Bir youtube (kahvetrip) kanalım var. Yer yer teknoloji ve sürdürülebilir kent hayatı üzerine de içerik üretiyorum. Dolayısıyla Martı benim için hem heyecanlı bir keşif hem de güzel bir içerik kaynağı oldu. Çekimlerini Ayrancı’da yaptığım ve Martı’yı tanıttığım videom oldukça ilgi gördü ve 6 ayda 70.000’e yakın görüntülenme aldı.

Daha sonra araya pandemi girdi ve çok uzun bir süre Martı kullanmadım. Açıkçası, hem “evde kal” çağrıları hem de aletin birçok kişi tarafından kullanılmasından kaynaklı hijyen kaygıları sebep oldu buna. Pandemiden sonra sokağa çıkma yasaklarının bitmesiyle ve de havaların ısınmasıyla Martı yine benim çok kullandığım bir araca dönüştü. Bu arada daha önce Bilkent ve ODTÜ çevresinde bulunan HOP da mahallemize geldi. Bir süre sonra daha seri olması ve scooter’larının daha sağlam olması sebebiyle HOP’u tercih eder oldum. Özellikle yokuşlarda daha iyi performans sergiliyordu. Hala da yakın çevrede HOP varsa öncelikli tercihim o oluyor. Hem de bildiğim kadarıyla Ankaralı bir firma, dolayısıyla belki de bu şekilde yerel bir girişimi desteklemiş oluyorum.

Elektrikli scooter kiralama hizmetini (hem Martı hem HOP) çok sık kullanıyorum. Kuşkusuz bunda Ayrancı’nın merkezi bir konumda olması etkili. Tunus Caddesi, Tunalı Hilmi, Farabi Caddesi, Büklüm Sokağı civarlarında çok vakit geçiriyorum. Buralara ulaşmak bazen yürümek için üşendirici, taksiye binmek için anlamsız. Aracınızla gitseniz bu sefer de park yeri sorunu var. Dolayısıyla elektrikli scooter yakın yerlere ulaşımda hem çevreci hem de keyifli bir çözüm. Hatta bazen akşam saatlerinde sırf keyfine mahallede elektrikli scooter ile gezdiğim de olmuyor değil. Açıkçası bu kadar çok sık kullanınca bir elektrikli scooter mı edinsem diye düşünmeye başlamadım değil. Bir de ilk başlarda ne yalan söyleyeyim insanların şaşkın bakışları da hoşuma gidiyordu. Sonra insanlar alışmaya başladı ve taksicilerden beklenen tepkiler gelmeye başladı. 

Açıkçası benim bir Ankaralı olarak beklentim, bu çevreci çözümün sınırlandırılması/yasaklanması değil aksine yaygınlaştırılması. Son zamanlarda Anıttepe, Bahçelievler ve Hacettepe civarlarında yaygınlaşan bisiklet yolları sevindirici ama bunları daha merkezi yerlerde de görmek istiyorum. 

Özellikle Ayrancı’da yollar dar ve araç trafiği yoğun. Dolayısıyla elektrikli scooter kullanmak ekstra dikkatli olmayı gerektiriyor. Yollar bu tarz elektrikli araçlar için uygun bir hale getirilmeli. Bu araçları kullanan kişiler de kesinlikle sorumlu davranmalı. Trafik kurallarına ve yaya önceliğine dikkat etmeli. Gerekirse bu aletler için makul ve teşvik edici bir yasal düzenleme de yapılabilir. 

Açıkçası bu medeni ulaşım aracının daha da pahalı olmasından ya da ciddi sınırlamalar getirilmesinden endişeliyim. Bu tarz medeni ulaşım çözümlerini artık hak ediyoruz. 

Bulunduğumuz kenti yaşanılabilir kılacak her türlü girişimi destekliyorum. Karbon salınımını azaltmak için hali hazırda geç kaldık. Bunun üstesinden gelebilmek için her türlü teknolojik inovasyona ihtiyacımız var. Kentleri “akıllı” hale getirirken bireyin mahremiyeti de özenli bir şekilde korunmalı ve ihmal edilmemeli tabii ki..

Can Irmak Özinanır

İlk olarak salgın başladığında kullanmaya başladım. Sık sık kullanıyorum. Toplu taşımayı kullanmamak için binmeye başladım ilk, sonra hem keyifli geldiği için hem de pratik olduğu için kullanmaya devam ettim. Yollar boşken kullanmak biraz daha kolay oluyordu tabii. 

Hem HOP! hem de Martı kullanıyordum ama Martı CEO’sunun “devlet başa” şeklindeki milliyetçi açıklamaları sonrasında Martı uygulamasını sildim. Düzenleme ne şekilde olacak bilmiyorum, buna bağlı olarak kullanmaya devam etmeyi düşünüyorum ama salgın olmasa muhtemelen fiyat nedeniyle toplu taşımayı kullanmayı daha çok tercih ederim.

İlk zamanlarda bir kere Kızılay’a gitmem gerekiyordu, yürüyerek gittim ama dönüşte de yürümek çok yoracaktı. İlk o zaman bindim. Sonra da Tunalı, Kızılay gibi yerlere gitmek için sık sık kullandım.

Özellikle yakın mesafelere gitme konusunda çok işe yarıyor, kardeşimin anlattığı kadarıyla Çayyolu gibi yerlerde de sıkça kullanılıyor

Bir ara satın almayı düşündüm ama şimdilik alacağımı sanmıyorum. Bir yerlerde bulup binmek daha pratik.

Emre Baykal

Ben Ankaralı olması ve şehrimizden çıkan bir girişimi desteklemek amacıyla sadece HOP kullanıyorum. Mart’yı da bu sebeple tercih etmemiştim. Martı’nın TC kimlik numarası istemesi de diğer sebepti. 

HOP ilk çıktığı günden beri takip ettiğim bir girişim. Çok hevesle ve severek kullanıyorum. Günlük işlerim için sıklıkla kullanmaya başladım. Bazen haftada bir-iki, bazen iki haftada bir kullanıyorum diyebilirim. 

Martı hakkında başta saydığım sebeplerden dolayı biraz mesafeliydim. Yakın zamanda girişimcinin yaptığı “ya devlet başa” açıklaması ile de tamamen olumsuz tarafa geçtim. Bir kez bile kullanacağımı düşünmüyorum. Umarım HOP da bu tarz bir yola girmez. HOP’un memnun olmadığım tek kısmı fiyatlandırması diyebilirim. Biraz daha makul fiyatlandırma yapılabilir. En azından açılış ücreti alınmayabilir. Tabi rekabet için bu da gerekli, anlayabiliyorum. 

Devletin getirmeyi düşündüğü regülasyonlar konusunda da genel olarak kararsızım. İnsanların özgürce ve anonim/kimliksiz seyahat edebilmelerini önemsiyorum. Bahsedilen tarzda bir belgelendirme biraz rahatsızlık verici geliyor. 

Diğer taraftan insanların böyle bir aracı kullanırken bazı sorumluluklarının olması gerektiğini de düşünüyorum. Kaldırımda yayalara saygılı davranmak, yolda ise araç trafiğini engellemeden sürüş yapmak önemli konuları. Genel olarak bu tarz girişimlerin artmasını ve şehir ulaşımına, özellikle Ayrancı gibi yokuşlu mahallere hızlı adapta edilmesini, hatta toplu taşımaya entegre edilmesini heyecanla bekliyorum.

Deniz Okumuş

Paris Caddesi’nde doğdum ve büyüdüm. 8 yıldır Kıbrıs Sokağı’nda işlettiğim bir Yoga stüdyom var. Son 4 yıldır Tomurcuk Sokağı’nda oturuyordum 2 hafta önce GOP’a taşındım 🙂 Doğma büyüme Ayrancılıyım 🙂 

Martı’yı da HOP’u da zaman zaman kullanıyorum.

Piyasaya ilk çıktıkları günden beri kullanıyorum bazen ayda bir bazen günde 3 kere kiralayabiliyorum.

Mahalle arasındaki kısa yollu ve zamanlı işlerim için çok ideal bir de bol yokuşlu mahallemizde ideal bir yokuş dostu 🙂

Ayrancının merkeze yakınlığı benim için pek farketmedi.

İlk zamanlar satın almak için çok araştırdım fakat sayıları arttıkça kiralamak bana şu anda yetiyor.

Salgın bunu kullanmamda etkili oldu, bir araç kullanmam gerektiği zamanlarda yanımda köpeğim yoksa ilk tercihim bu oluyor.

Mümkün olduğunca kaldırımdan kullanarak ne yayaları ne trafiği rahatsız etmeden ve kendi güvenliğimizi de mümkün olduğunca sağladığımız sürece dilediğimiz zaman kullanabileceğimizi düşünüyorum. 

Yazar Hakkında

alinecatikocak@gmail.com | + Yazarın diğer yazıları

1967 Ankara doğumlu. Gazi Üniversitesi Ekonometri Bölümünden mezun oldu. 1995 yılından bu yana kendi firmasında yayıncılık yapmaktadır. 2014-2019 arasında Çankaya Belediyesi Meclis Üyeliği yaptı.

Ücretsiz E-Bülten Abonesi Olun

Yorum yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir