Ayrancı’da bir taş baskı hikâyesi: Litografi Günleri III ve Dou Print Studio üzerine
Ayrancı, geçmişten bugüne Ankara’da sanatçıların üretim ve yaşam alanlarını iç içe kurabildikleri nadir semtlerden biri oldu; apartman dairelerinde başlayan atölyeler, bağımsız sergi mekânları ve kolektif üretim alanlarıyla zaman içinde kendine özgü bir kültürel ekosistem geliştirdi. Son yıllarda semtte artan sanat atölyeleri, baskı ve tasarım stüdyoları, küçük ölçekli üretim alanları ve inisiyatifler, Ayrancı’yı bir yerleşim alanı olmanın ötesine taşıyarak gündelik hayatla temas eden bir üretim bölgesi hâline getiriyor. Bu üretim ekosisteminin bugün en görünür ve etkili duraklarından biri ise, Türkiye’de özel ölçekte çalışan tek litografi atölyesi olan Dou Print Studio.


Türkiye’de Litografi Günleri III
Türkiye’de Litografi Günleri (Litho Days)’nin üçüncüsü, Ankara’nın gündelik yaşamla iç içe geçmiş tarihsel mekânlarından Anafartalar Çarşısı’nda gerçekleştirildi. İki yılda bir gerçekleştirilen bir etkinlik serisi olarak kurgulanan Litografi Günleri, litografinin mucidi Alois Senefelder’in doğumunun 250. yılı anısına düzenlenen ilk etkinlikten bu yana giderek güçlenen bir üretim ağına dönüşmüş durumda.
8 Kasım–28 Aralık 2025 tarihleri arasında “Ayırma ve Birleştirme Noktası” başlığıyla düzenlenen Litografi Günleri III sergisinde yer alan tüm litografi üretimleri, Ankara’nın Ayrancı semtinde konumlanan ve Türkiye’de özel ölçekte çalışan tek litografi atölyesi olan Dou Print Studio’da üretildi. Sergide, farklı kuşaklardan ve disiplinlerden sanatçıları bir araya getiren çok katmanlı bir seçki sunuldu. Dou Print Studio’nun konuk sanatçı programı kapsamında üretilen litografilerde; Türkiye çağdaş sanat sahnesinden Levent Aygül, Emre Hüner, Merve Denizci, İlhan Sayın ve Ece Bal’ın yanı sıra Fransa’dan Alexandra Duprez, İtalya’dan Fedele Maura Friede ve Polonya’dan Anna Trojanowska’nın çalışmaları yer aldı. “Ayırma ve Birleştirme Noktası” başlıklı sergi, adını tren vagonlarının eklenip ayrıldığı teknik bir terimden alıyor. Bu kavram, litografinin temel prensiplerine-yağ ve suyun ayrışmasına, taş ile kâğıdın pres anında birleşip sonra ayrılmasına-doğrudan işaret ediyor. Sergi, yüzey ve derinlik, orijinal ve kopya, biriciklik ve çoğaltılabilirlik gibi ikilikleri yeniden düşünmeye olanak tanırken; resim, yerleştirme, metin, ses, video ve koku gibi farklı öğeleri litografiyle birlikte ele almasıyla dikkat çekiciydi.

Atölyede kolektif üretim: Sanatçı ve usta baskıcı arasında
Dou Print Studio’nun üretim modelinin merkezinde yer alan konuk sanatçı programı kapsamında davet edilen sanatçılar, kısa süreli üretim ziyaretlerinden bir aya varan konaklamalı süreçlere kadar atölyede çalışarak litografiyi doğrudan deneyimliyor. Bu üretim sürecinin belirleyici unsurlarından biri, sanatçı ile usta baskıcı arasındaki iş birliği ve etkileşim. Bu nedenle Dou Print Studio’da ortaya çıkan işler, tekil bir sanatçı imzasından çok, bilgi aktarımına ve karşılıklı öğrenmeye dayalı kolektif bir üretim sürecinin ürünü olarak şekillenmesini sağlıyor. Bu süreçte sanatçılara, atölyenin teknik ve üretim bilgisini taşıyan usta baskıcı Doğu Gündoğdu eşlik ederken, Naz Önen atölyenin proje koordinatörlüğünü üstleniyor. 2020 yılından bu yana atölyede üretilen litografilerin bir bölümü ise bu günlerde, Litho Wall kapsamında Erimtan Arkeoloji ve Sanat Müzesi’nde sergilenerek, atölyede üretilen işlerin müze mekânında farklı bir okuma düzlemine taşınmasına olanak tanıyor. Böylece litografi, hem mahalle ölçeğinde hem de kurumsal sergi bağlamında dolaşıma girmiş oluyor. Müze Cafe alanında, her üç ayda bir yenilenecek olan Litho Wall’da yer alan çalışmalar aynı zamanda satışa da sunuluyor.

Litografinin zanaatla kurduğu bağ
Litografi, 18. yüzyılın sonlarında geliştirilen ve yağ ile suyun birbirini itmesine dayanan özgün bir baskı tekniği. Sanatçının doğrudan kireç taşı üzerine çizim yapmasıyla başlayan bu süreç, taşın kimyasal olarak hazırlanması ve pres altında kâğıda aktarılmasıyla tamamlanıyor. Çoğaltılabilir yapısına rağmen, her baskının tek tek el emeğiyle üretilmesi, litografiyi hem zanaate hem de çağdaş sanata eşit mesafede konumlandırıyor. Tarihsel olarak haritalardan afişlere, belgelerden sanat eserlerine uzanan geniş bir kullanım alanına sahip olan bu teknik, bugün Dou Print Studio gibi bağımsız atölyeler aracılığıyla yeniden güncel bir üretim ve düşünme alanı olarak ele alınıyor. Litografinin bu denli sınırlı sayıda atölyede uygulanabilmesinin temel nedeni, tekniğin yüksek maliyetli altyapı gerektirmesi ve uzun bir teknik deneyim sürecine dayanması. Kireç taşlarının temini, ağır presler, kimyasal süreçler ve ustalık gerektiren baskı aşamaları, litografiyi bireysel sanatçı atölyeleri için neredeyse erişilemez kılıyor. Türkiye’de bu koşulları bağımsız ve sürdürülebilir bir modelle bir araya getiren nadir örneklerden biri, hatta özel ölçekte çalışan tek atölye, Ayrancı’da konumlanan Dou Print Studio. Teknik altyapı ve uzun soluklu üretim gerektiren bu atölyenin Ayrancı’da konumlanması, rastlantısal bir tercih olmaktan çok, semtin kültür–sanat belleğiyle kurduğu sürekliliğin bir parçası olarak okunabilir.



Mahalle ile temas eden bir sanat alanı
Dou Print Studio’nun Ayrancı’da konumlanması, mahallenin geçmişten bugüne şekillenen kültür sanat ortamına çağdaş ve özgün bir katkı sunuyor. Açık atölye etkinlikleriyle zaman zaman izleyiciye ve mahalleliye kapılarını açan stüdyo, bu karşılaşmalar sayesinde sanat üretimini yalnızca izlenen ya da uzaktan takip edilen bir faaliyet olmaktan çıkarıp, mahalleyle doğrudan temas eden bir sürece dönüştürüyor. Bu çerçevede Dou Print Studio’nun hikâyesi, Ayrancı’nın üretmeye devam eden kültürel hafızasını bugün de görünür kılıyor.
DOU PRINT STUDIO
Güvenevler Mahallesi, Kuzgun Caddesi, 57/A, Ayrancı, Ankara,
Instagram: @dou.printstudio

















