Ayrancının fark yaratan lezzetleri: Topraktan bardağa Kuzgundokuz salebi
Daha önceden de gazetemize konuk olmuş olan KuzgunDokuz’u bu sefer başka bir özgün yönüyle ele aldık. Aslında nitelikli Türk kahvesi ve el yapımı cheesecakeleriyle Ayrancı’da nam salmış olan bu Kafe’nin, topraktan bardağa bütün süreçlerine dahil oldukları salepleri de çok leziz. Bir şey için çaba harcamanın zaman ve nakit kaybı olarak görüldüğü günümüzde, KuzgunDokuz’un sahipleri Ali ve Önder misafirlerine güvenilir ürün sunabilmek için kolları sıvamış. Salebin KuzgunDokuz’daki serüvenini Ali Taşyürek ile konuştuk.

“Tulumumu galoşumu giyip öğütme aşamasına geçiyorum.”
Öyle ki Ali Bey için salep yetiştiriciliği ve salep yapımı bir hobi olarak başlamış. Daha sonra memleketi de olan topraklarda, Sivas ve Yozgat arasında bulunan ve rakımı 1600-2100 metre olan Akdağlar’da yetişen salep bitkisinden yaptığı salebi KuzgunDokuz’da misafirleriyle buluşturmuş. Türkiye’nin Kahramanmaraş, Toroslar, Burdur, Bucak gibi birçok yerinde, farklı kök yapılarına sahip salepler yetiştirildiğini ancak kendilerinin tercih ettiği salep kökünün çatal salep olduğunu ve bunun coğrafi işaretli bir ürün olduğunu söylüyor Ali Bey. Aynı zamanda bu çatal salep aroması ve yüksek tutuculuğuyla farklı bir yapıya da sahip.
Topraktan bardağa diye tabir ettiği süreç hasat ayı olan Haziran’da 15-20 gün Akdağlar’da kalmasıyla başlıyor. Salep bitkisi fotoğrafta da görüldüğü üzere yumrulu bir köke sahip ve bildiğimiz orkide familyasından.


Genel olarak 2, çok nadir 3 yumruya sahip olan salebin yumrularından yumuşak olanı tohumluk olarak saklanıyor. Ali Bey süreci şöyle anlatıyor: “Toplanan salepler yıkanıyor, kaynatılıyor ve 10-12 gün kurumaya bırakılıyor. Kuruyan salepleri öğütmek üzere Maraş’ta bir taş değirmene götürüyorum. Burada tulumumu galoşumu giyip öğütme aşamasına geçiyorum. Isıtmadan ve yapısını bozmadan yavaş yavaş öğütme sürecini tamamlıyorum. Misafirlerimizin katkısız bir salep içtiğinden emin olmak için salebin her aşamasında bizzat bulunuyorum.” 1 kilogram toz salep elde edebilmek için 1000-4000 kök salep gerektiğini de ekliyor. Bu sürecin meşakkati ortaya mis gibi kokan salep tozunun çıktığını düşündürtse de öyle değil. Kışın vazgeçilmez içeceklerinden olan ve ağızda tatlı bir his bırakan salebin toz halinin topraksı bir kokusu var ve insan onun nasıl böylesine güzel kokan bir şeye dönüştüğüne şaşırıyor. Bunun cevabını ise Ali Taşyürek şu şekilde veriyor. “Salep tozu eğer bembeyaz görünüyorsa, kokusu tatlı ve yapaysa onda büyük ihtimalle katkı maddesi vardır. Salep tozu içilecek hale gelirken önce şekerle ovuluyor ve aktif hale getiriliyor, daha sonra süt ekleniyor ve yavaş yavaş pişiriliyor. Nişasta ya da başka bir aroma ve katkı maddesi eklenmiyor.” Salebin sunumu alışılagelmiş olan tarçın ve benim ilk kez burada gördüğüm kurutulmuş gülle yapılıyor. Tarçın şeker dengesini sağlamak, gül ise tatlandırmak için kullanılıyor. Ancak Ali Bey salebi önce hiçbirini kullanmadan tatmanızı öneriyor. Bu şekilde salebin gerçek tadına varmak mümkün.


Ali Bey de emeğin çok kıymetli olduğunu vurgulayarak misafirlerine doğal ve güzel ürünleri sunmayı sevdiğini söylüyor. Ayrancı’daki diğer kafeler gibi KuzgunDokuz da Ayrancı’nın mahalle kültüründen dolayı burada var olmayı tercih etmiş. Birçok farklı bölgeden seçilen çekirdek kahveler demlenerek yapılan Türk kahvesi ve mevsiminin taze meyvelerinden yapılan çeşit çeşit chessecakeleri mahalleli tarafından biliyor olsa da salep mahallede yeterince bilinir değilmiş. Ali Bey Ayrancı sakinlerini de saleplerinden tatmaya davet ederken, onlar için evde yapabilecekleri hazır salep kitleri de hazırladıklarını söylüyor.



KuzgunDokuz
Ayrancı Mahallesi, Kuzgun Caddesi No.9
05434978298










