Yazar Hakkında
“Çok basit bir sebeple istemiyoruz yeni binaları: Çirkinler, kullanışsızlar, balkonsuzlar, basık tavanlılar, bahçesiz ve ağaçsızlar”

Metin Solmaz (57)
Girişimci, Yazar
Nostalji güzel şeyleri hatırlama sanatıdır. Çirkin şeyler hiç olmamış gibi davranılır. O yüzden o berbat okullar, askerlikler filan çok nefis hatırlanır, anlatılır. Ben bu yüzden nostalji sevmem. Bu konuda en sinirimi bozan şey de bu kentsel dönüşüm sonucu peydah olan ucubelerin nostaljik bir aşkla istenmiyor zannedilmesi. Hayır. Bütün diğer sebepleri çiğneyen çok basit bir sebeple istemiyoruz yeni binaları: Çirkinler. Kullanışsızlar. Balkonsuzlar. Basık tavanlılar. Bahçesiz ve ağaçsızlar. Geberit banyoyu koyuyorlar lüks oluyor. Ayrancıda nefis mimarlar yaşıyor. Ayrancı apartmanlarını çalışmış nefis akademisyenler var. Elimde olsa onlardan bir kurul yaparım. Ve o kuruldan geçmeden kimse çivi çakamaz, tabela asamaz. Ha bir de elbette hunharca topladıkları bütün sokak köpeklerimizi geri getirirdim.
“Mahallenin ruhunu bozmadan”

Esin Koçulu (55)
Emekli Bankacı
Buradaki nüfus yaşlı. Dolayısıyla binalar eski. Binaların odalarından, camlarından bahsetmiyorum bile; en üst katta oturan seksen yaşındaki annem dördüncü kata çıkamıyor. Ne yaptı? Gidip kardeşimin evine yerleşti. Altmış senedir oturduğu, gelin geldiği evi bırakıp gitmek zorunda kaldı. Oysa asansör olsaydı durum farklı olurdu; asansör bir lüks değil. O yüzden ben, altı dönüm üzerine kurulmuş beş bloğun kentsel dönüşüm kapsamında yenilenmesini destekliyorum.
Ama şöyle bir durum da var: Süreci sadece müteahhitlere bıraktığınızda, onların “Kendime ne kadar daha fazla pay çıkarabilirim?” düşüncesi ön plana çıkıyor. Son dönemde yapılan yeni binalara baktığınızda, kapısında oturup bir çay içebileceğiniz hiçbir alan yok. Oysa buradaki eski binaların genelde arka taraflarında güzel bahçeleri bulunuyor. Sonuç olarak kentsel dönüşüm gerekli; ancak mahallenin ruhunu bozmadan yapılmalı.
“Ev dediğimiz yer sadece dört duvardan ibaret değil”

Irmak Akar (21)
Öğrenci
Binalar kesinlikle yenilenmeli çünkü Ayrancı bölgesi oldukça eski konutlardan oluşuyor. Bu nedenle olası bir depremde veya herhangi bir doğal afette, çoğu binanın çok çabuk yıkılabileceği riskini taşıyoruz. Ancak bu yenilenme süreci gerçekleşirken mahallenin ruhunun kesinlikle korunması gerekiyor. Ev dediğimiz yer sadece dört duvardan ibaret olmamalı. Örneğin, Ayrancı’daki binalarda balkonların çok küçük olması benim canımı sıkan detaylardan biri; neredeyse hiç geniş, ferah balkon yok. Oysa balkon benim için çok önemli bir yaşam alanı ve mimari tasarımlarda buraların daha iyi değerlendirilmesi gerektiğine inanıyorum.
Özetle; binalar yenilenmeli, evet. Fakat bu yapılırken hem mevcut nüfusun ihtiyaçları göz önünde bulundurulmalı hem de mahallenin kültürü ve o özgün ruhu asla kaybolmamalı.
“Binaların da bir ömrü var”

Fatma Yüksel (68)
Emekli Türk Dili ve Edebiyatı Öğretmeni
Binaların da tıpkı insanlar gibi bir ömrü var. Mühendislerden ve mimarlardan duyduğum kadarıyla bu ömür yaklaşık elli yıl. Çünkü demir yoruluyor, çimento yıpranıyor. Dolayısıyla binaların yenilenmesi, kentsel dönüşüme girmesi kaçınılmaz bir ihtiyaç.
Ancak bu yenilenme yapılırken belirli bir mimari dokunun korunmasını isterdim. Bodrum veya Safranbolu evleri gibi, mahallenin kendine has bir karakteri olmalı. Fakat işin ekonomik boyutu insanları çok zorluyor. Benim oturduğum bina da oldukça eski ve duvarlarında çatlaklar var. Kesinlikle yıkılması gerekiyor ancak müteahhitler üste para almadan burayı yenilemeyeceklerini söylüyorlar.

