Ayrancı “Sünger Semt” olabilir mi?

Hoşdere’den aşağı yürürken Ayrancı’nın kot farkından yararlanılarak inşa edilmiş apartmanları incelerken birkaç yıl önceki su baskınlarını hatırladım. Hızlı nüfus artışına bağlı kentleşme ve yetersiz altyapı planlamaları, çevresel bozulmaları hızlandırarak benzer sorunların günümüzde ve gelecekte de tekrarlanabileceğine işaret ediyor. Bir gün kuraklıkla boğuşurken, ertesi gün ani bir yağmurla sokaklarımızın göle dönüşmesini izliyoruz. Yağmur suları kimi zaman üstü asfaltla kapatılan dere yataklarını bulup aşağıya süzülüyor kimi zaman da battı-çıktılarımızın altında birikerek trafik güvenliğini tehlikeye atıyor, en kötüsü de kot farkından yararlanılarak yapılmış alt katlarda bulunan konutlardan içeri sızarak su baskınlarına sebep oluyor. Durum böyleyken, gökten bedava yağan bu bereketi yalnızca ‘sel baskını’ olarak görüp kanalizasyona göndermek zorunda mıyız? Semt ölçeğinde, binalarımızın çatısından akan her damlayı biriktirerek parklarımızı ve bahçelerimizi kendi suyumuzla yeşertmek daha doğru bir yaklaşım olmaz mı? Tam da bu noktada, dünyada modern şehirciliğin yeni rotası olarak öne çıkan ‘Sünger Şehir’ kavramı karşımıza çıkıyor. 2013 yılında Çin’de geliştirilen bu yaklaşım, kentleri geçirimsiz beton yüzeyler olmaktan çıkararak suyu emen, depolayan ve ihtiyaç duyduğunda geri veren bir yapıya dönüştürmeyi amaçlamaktadır. Böylelikle yağmur suyunu borularla yeraltına hapsedip uzaklaştırmak yerine, geçirgen yüzeyler ve yeşil altyapı çözümleriyle olduğu yerde tutarak ya da yeraltı kaynaklarını beslemek yoluyla sürdürülebilir bir su yönetimi sağlanmış olacaktır. 

Ayrancı gibi eğimli bir bölgede, suyu sadece en aşağıya, Akay Kavşağı’na ya da apartmanların zeminlerine akıtıp orada felakete dönüşmesini izlemek yerine, her bir apartman bahçesinde, kaldırım kenarında bu suyu yakalamamız ve kaynağında yönetmemiz gerekiyor. 

Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı, bu konuda oldukça net adımlar atmış durumda. 2026’dan itibaren yürürlüğe giren Planlı Alanlar İmar Yönetmeliği ile 2.000 m2 ve üzeri parsellerde veya 1.000 m2 üzeri çatı alanına sahip yeni binalarda zorunlu hale getirilmiştir. Bakanlığın yayımladığı rehberlerde filtreden geçirilen yağmur suyunun, bahçe sulaması ve tuvalet rezervuarlarında kullanılmasıyla önemli ölçüde su tasarrufu sağlanacağına dikkat çekilmiştir. Söz konusu yönetmelik, sadece bir zorunluluk getirmekle kalmıyor; aynı zamanda şehirlerimizin ‘iklim değişikliğine uyum’ kapasitesini artıracak teknik bir dönüşümün de önünü açıyor. Ancak mesele sadece yeni binalarla sınırlı kalmamalı. Belediyelerin, parklarımızı ve kaldırımlarımızı sadece görsel birer peyzaj elemanı olarak değil; suyu sızdıran geçirimli yüzeyler, yol kenarlarında akışı yavaşlatan bitkilendirilmiş hendekler ve yokuş aşağı koşan suyu yerinde dindiren yağmur bahçeleri olarak yeniden kurgulaması gerekiyor. Özellikle Ayrancı gibi eğimli dokularda, sert zeminlerden kurtulup suyu toprağın derinliklerine davet eden bu ‘mavi-yeşil altyapı’ çözümleri, sel riskini önlemekle kalmayıp yokuşlardan akıp giden her damlayı semtimizin toprağına, ağacına ve geleceğine geri kazandıracaktır. Elbette tüm bunlar için karar vericilerin atacağı adımları beklemek de bir seçenek ancak şehrin kaderini sadece yönetimlere bırakmak yerine, biz de bir şeyler yapmaya kendi kapımızın önünden başlayabiliriz. Bu farkındalık Ayrancı’nın o kendine özgü karakterini oluşturan, onlarca yıllık geçmişe sahip apartmanları için de bir fırsat olabilir. 

Bina ölçeğinde neler yapılabilir?

Apartmanlarımızın çatı oluklarının ucuna yerleştireceğimiz dekoratif yağmur varilleri sayesinde depoladığımız yağmur suları yazın o meşhur Ankara sıcağında bahçemizdeki ağaçlara, çiçeklere can suyu olabilir. Üstelik klorlu şebeke suları yerine yağmur suyu ile buluşmak bitkilere de iyi gelebilir.

Ayrancı’nın o meşhur arka bahçeleri, aslında binalarımızın arkasında saklı kalmış birer doğa hazinesidir. Komşu apartmanlarla sırt sırta veren bu güzel alanlarda; duvar diplerindeki betonları aralayıp buraları çiçekli çakıl yataklarına dönüştürerek veya olgun ağaçlarımızın dibini kuru yaprak ve ağaç kabuklarıyla bir battaniye gibi örterek büyük bir fark yaratabiliriz. Bahçelerimizde bir köşeyi hafifçe çukurlaştırıp, orayı suyu seven bitkiler ve çakıl taşlarıyla süsleyerek mini bir yağmur bahçesi elde edebiliriz. Bu sayede sokaktan veya beton zeminden akan su, doğrudan kanalizasyona gidip alt katları basacağına, bu süngerimsi bölgeye dolar ve yavaş yavaş toprağa süzülür.

Otoparklarımızı veya apartman girişlerimizi betonla kaplamak zorunda değiliz. Aralarında boşluk olan ve içinden çimlerin çıkabildiği delikli parke taşları (çim taşı) kullanarak, toprağın nefes almasını ve yağmur suyuyla buluşmasını sağlayabiliriz.

Yerel yönetimlere bir çağrı: ‘Sünger Semt’ Ayrancı

Son olarak, semtimizin kaderini belirleyen yerel yönetimlerimize de birkaç sözüm var. Bugün dünyada şehirlerin dayanıklılığını ölçen en önemli kriterlerden biri olan “Sünger Kent” kavramını, henüz pek çok komşumuz bilmiyor. Vatandaşla kurulan her iletişim kanalında ekolojik farkındalık çalışmaları yürütülmelidir ancak bilinçlendirme tek başına yetmez. Kent yönetiminde, birbirinden kopuk ve sadece görsel amaçlı parçacıl projeler yerine; ekolojiyi merkeze alan, bütüncül bir ‘mavi-yeşil altyapı’ vizyonuna ihtiyacımız var. İnanın bu konu, sadece birkaç yeni park açmakla veya refüjleri yeşillendirmekle çözülecek bir mesele değildir.

Bugün dünyada bu vizyonun öncüsü olan Wuhan, Xiamen ve Chongqing gibi şehirlerin yağmuru nasıl yönettiklerini inceleyebiliriz. Kuşkusuz Ayrancı bir Wuhan değil; içinden dev nehirler geçmiyor, uçsuz bucaksız gölleri yok ancak iklim krizi kapımıza dayandığında, gökten düşen her damla bizim için en büyük su kaynağı haline geliyor. Çin’in dev metropollerinde uygulanan o devasa ‘Sünger Şehir’ mantığını, biz Ayrancı’nın dar sokaklarına ve dik yokuşlarına göre ‘mikro’ ölçekte uyarlayabiliriz. Hedefimiz yokuş aşağı kontrolsüzce akan suyun hızını kesmek ve o suyu toprağımızla buluşturmak olmalı.

Ayrancı, sahip olduğu kot farkı, eski bahçe kültürü ve bilinçli semt sakini profiliyle Ankara’nın ilk “Sünger Semti” pilot bölgesi olmaya adaydır. Gelin, sokağımızdaki ızgaraların kapasitesini artırmakla yetinmeyelim; sokağın kendisini suyu emen bir sisteme dönüştürelim.

Ayrancı ağaç haritasını görmüş müydünüz?

Çoğumuz sokaktan geçerken etrafımıza gerçekten bakmadan yürüyüp gidiyoruz. Oysa bir sokağı sokak yapan şey, çoğu zaman fark etmeden yanından geçtiğimiz ayrıntılarda saklı. En son ne zaman bulunduğunuz mahallenin ağaçlarına dikkatle baktınız? Bakmadıysanız sorun değil; bu kez ben sizin yerinize yukarıdan baktım. Her gün önünden geçtiğimiz, gölgesine sığındığımız, varlığına alıştığımız Ayrancı ağaçlarını hepimiz biliyoruz. Ama Ayrancı’nın ağaç haritasını hiç gördünüz mü?

Beş mahallenin fotoğrafı

Ayrancı’yı çoğumuz sokak sokak biliriz; ama belki de onu en çok ağaçlarının bıraktığı hisle tanırız. Bazı mahalleler vardır; insan içinden geçerken fark etmese bile omzuna hafif bir serinlik konar. Bir sokakta ışık yaprakların arasından süzülür, bir başka köşede kaldırımın sertliği ağaç gövdeleriyle yumuşar. Ayrancı da biraz böyledir. Onu yalnızca apartmanları, parkları ya da caddeleriyle değil; gölgesiyle, mevsimle birlikte değişen rengiyle tanırız. Ama bazen bir yeri gerçekten anlamak için yalnızca içinden geçmek yetmez; biraz da yukarıdan bakmak gerekir. Ayrancı’nın ağaç haritası da semti tam böyle gösteriyor: alıştığımız bir mahalleyi, bu kez yeşilin hafızası içinden yeniden anlatıyor.

Remzi Oğuz Arık

Haritaya bakınca ilk fark edilen şey, Ayrancı’nın tek sesli bir yeşil dokuya sahip olmadığı. Her mahallenin ağaçlarla kurduğu ilişki farklı. Remzi Oğuz Arık, bu hikâyenin en güçlü cümlesi gibi duruyor. Burada ağaçlar yalnızca yol kenarına serpiştirilmiş unsurlar değil; sanki mahallenin kendi dili olmuş. Sokaklara ritim veriyor, boşlukları dolduruyor, binaların sert çizgilerini yumuşatıyorlar. Veriler de bunu açıkça destekliyor: kişi başına düşen ağaç sayısında semtin açık ara öne çıkan mahallesi burası. Ama haritaya bakınca insanın aklına rakamdan önce duygu geliyor; çünkü burada yeşil, sayılabilen bir şey olmaktan çıkıp hissedilen bir şeye dönüşüyor.

Güzeltepe ve Aziziye

Güzeltepe ve Aziziye’de ise başka türden bir güzellik öne çıkıyor. Burada ağaçlar yoğun kümeler halinde toplanmaktan çok, mahalleye ve sokağa yayılmış bir süreklilik hissi veriyor. Yeşil, belli noktalarda birikip kendini dayatmıyor; aksine yürüdükçe insana eşlik ediyor. Belki de bu yüzden bu iki mahallede ağaç varlığı, göze çarpan bir fazlalıktan çok, gündelik yaşamın doğal bir parçası gibi okunuyor. Harita, Dikmen Vadisi’nin ve Portakal Çiçeği çevresindeki yeşil dokunun mahalle dokusuyla nasıl usul usul bütünleştiğini de görünür kılıyor.

Ayrancı

Ayrancı Mahallesi’nin kendisi ise biraz daha tanıdık, biraz daha kalabalık, biraz daha karmaşık bir hikâye anlatıyor. Ağaç sayısı az değil; tersine, özellikle Dikmen Vadisi’nin etkisiyle güçlü bir yeşil varlık hissediliyor. Ancak nüfus arttıkça bu zenginlik herkesin hayatına aynı ölçüde dağılmıyor. Yine de burada başka bir özellik öne çıkıyor: ağacın boyu, yerleşikliği ve olgunluğu. Ortalama ağaç boyunda semtin üst sıralarında yer alması, bu dokunun daha köklü ve zaman içinde yerleşmiş bir karakter taşıdığına işaret ediyor. Haritaya bakıldığında da bunu görmek mümkün; Ayrancı Mahallesi’nde birçok sokak, adeta ağaçlarla tanımlanıyor.

Güvenevler

Güvenevler ise bu haritanın semt adına en hüzünlü satırlarından biri gibi. Burada yeşil doku daha seyrek, daha parçalı ve daha kırılgan görünüyor. Veriler de bu hissi doğruluyor. Ağaçların daha az olduğu bir mahallede eksik olan şey yalnızca manzara değildir; biraz serinlik, biraz nefes, biraz da gündelik hayatın yumuşaklığı eksilir. Çünkü ağaç kentte sadece doğa değildir. Bir çocuğun yaz sıcağında oynayabildiği gölge, yaşlı birinin yürürken dinlenebildiği serinlik, sokağın insana daha az sert görünmesi demektir. Bazen eşitsizlik tam da burada başlar: aynı semtte yaşayıp aynı ölçüde gölgeye kavuşamamakta.

Ayrancı’nın ağaç haritası bu yüzden yalnızca teknik bir çalışma ya da hoş bir görsel değil. Bu harita, semtin hangi mahallelerinde yeşilin bir güven duygusu verdiğini, nerelerde ise daha kırılgan kaldığını anlatan güçlü bir hikâye. Yukarıdan bakınca anlıyoruz ki ağaçlar, kentin kenar süsü değil; aynı zamanda en güçlü hafızası. Bir mahallenin yazla nasıl baş ettiğini, sokakta yürüyen insanı ne kadar koruduğunu, gündelik hayatı ne kadar yaşanabilir kıldığını onlar anlatıyor.

Ayrancı’ya yukarıdan bakınca insanın içinde kalan duygu tam da bu oluyor: Bazı mahalleler ağaçların arasında büyümüş gibi, bazıları ise hâlâ biraz daha yeşillik bekliyor. Belki de bir semtin gerçek zarafeti tam burada saklıdır; binalarının yüksekliğinde değil, yapraklarının kente nasıl değdiğinde.

Ayrancı’da Kentsel Isı Adası Etkisi: Mahallemizden çıkan dersler

Kentsel yaşam sağladığı konfor ve kolaylıklarıyla hayatımızı şekillendirirken, artan sıcaklıklar, azalan yeşil alanlar ve betonarme yapılarla iklim değişikliğinin yükünü de ağırlaştırıyor. Şehirlerde, özellikle binaların yoğun ve yeşil alanların az olduğu yerlerde sıcaklıklar daha yüksektir, bu durum “kentsel ısı adası” olarak bilinir. Bu sorun sadece dünya çapında değil, Ayrancı semtinde de hissediliyor. Yaz mevsiminin en sıcak döneminde kaldırımda yürürken niçin gölge alanlar arıyoruz? Parklarda zaman geçirirken niçin gölge alanlar seçip rahatlıyoruz? Tüm bu soruların cevabı bizlere ısı adası etkisine karşı yeşil alanların önemini gösterir nitelikte. Hem küresel hem de yerelde kendini hissettiren ısı adası sorununa dikkat çekmek ve çözümler üretmek için 16 Kasım 2024 tarihinde düzenlenen Kentsel Isı Adası Çalıştayı önemli bir adım oldu. Çalıştay, Ayrancı’nın hem yeşil alanlarıyla öne çıktığını hem de hızlı şehirleşme, artan betonlaşma ve altyapı sorunları gibi modernleşmenin getirdiği zorluklarla mücadele ettiğini gösterdi. 

Ayrancı’daki çevresel sorunları ve kentsel ısı adası etkileri hakkında daha fazla bilgi edinmek için 89 mahalle sakininin katılımıyla online bir anket yaptık. Anket sonuçlarına göre, mahalle sakinleri çevresel sorunlardan endişe duyuyor ancak “kentsel ısı adası” kavramı hakkında çok fazla bilgiye sahip değiller. Bu durum, daha fazla farkındalık çalışmasının gerekli olduğunu gösteriyor.

 Isı adası sebepleri ve çözümleri

Çalıştay ve anketin sonuçlarına göre, ısı adasının etkisini artıran en önemli faktörler “betonlaşma”, “rüzgar hareketlerini engelleyen yüksek yapılar” ve “azalan yeşil alanlar”dır. Katılımcılar, ağaçlandırma projelerinin hızlandırılmasını, yeşil çatılar gibi doğa dostu uygulamaların yaygınlaştırılmasını ve sürdürülebilir enerji projelerinin desteklenmesini öneriyor. Bu öneriler, sadece Ayrancı değil, aynı zamanda Ankara’nın diğer mahalleleri için de örnek olabilir. Anketin sonuçları, yüksek sıcaklıkların insan sağlığı üzerindeki olumsuz etkileri konusunda da endişe yaratıyor. Katılımcılar, sıcak çarpması, solunum sıkıntısı ve uyku sorunları yaşadıklarını söyledi. Bu, kentsel yenileme projelerinin hem estetik hem de insan sağlığı göz önünde bulundurarak yürütülmesi gerektiğini gösteriyor. 

Çözüm için çalışma ve sorumluluklar

Ankette çözümün farklı aktörlerin işbirliği ile mümkün olduğu belirtiliyor. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı, belediyeler, semt meclisleri, sivil toplum kuruluşları ve mahalle sakinleri bu aktörler arasında yer almaktadır. Özellikle belediyelerin, betonlaşmayı azaltılması, yeşil alanların korunması ve genişletilmesi, toplu taşıma altyapısının güçlendirilmesi gibi somut adımlar atması bekleniyor. Mahalle sakinlerinin de sorumluluklarını yerine getirmeye hazır olması gerektiği vurgulanıyor. Sürece katkıda bulunanlar, ağaçlandırma projelerine katılım, enerji tasarrufu ve çevre dostu yaşam alışkanlıkları geliştirebilir.

Ayrancı’nın çevresel sorunları, sadece yöneticilerin değil, tüm insanların ortak çabasıyla çözülebilir. Çalıştay ve anket sonuçları, mahalle ölçeğinden başlayarak daha büyük bir değişimin gerçekleşebileceğini gösteriyor. Ayrancı’da ısı adası etkisini azaltmak ve daha sağlıklı bir gelecek için işbirliği, sürdürülebilir projeler ve farkındalık sayesinde mümkündür. 

Ne durumdayız?

Ayrancı, sahip olduğu doğal ve sosyal yapısıyla kentsel sorunlarla mücadele açısından birçok avantaja sahip. Yeşil alanların diğer mahallelere kıyasla daha fazla olması, Dikmen Vadisi gibi serinletici doğal bölgelerin varlığı ve genel bina yüksekliklerinin düşük olması mahallemizin diğer alanlara kıyasla daha fazla nefes alabilmesini sağlıyor. Burada kent sorunlarıyla mücadelede önemli bir faktör olan farkındalık açısından mahalle sakinlerinin çevreye duyarlılığı da çözüm odaklı projeler için önemli bir fırsat yaratıyor.

Öte yandan, hızlı betonlaşma, eski binalardaki yalıtım eksiklikleri ve trafik yoğunluğu gibi sorunlar, ısı adası etkisini artırıyor. Yeşil alanların azalması da mahallemizin doğal serinletici gücünü zayıflatıyor. Bu sorunlar, hem çevre koşullarını hem de mahalle sakinlerinin yaşam kalitesini olumsuz etkiliyor. 

Ancak, çevre dostu projeler için büyük bir potansiyele sahibiz. Mahallemizde daha fazla yeşil çatı, dikey bahçe gibi uygulamalar yapılabilir ve eski binalar modern yöntemlerle iyileştirilebilir. Toplumsal farkındalığın artırılması ile birlikte daha fazla kişinin bu sürece katılımı sağlanabilir.

Elbette, iklim değişikliği, kuraklık ve aşırı hava olayları gibi sorunlar bizleri zorlamaya devam ediyor. Ancak mahalle sakinleri olarak birlikte hareket edersek bu sorunların etkilerini azaltabilir ve Ayrancı’yı yaşam kalitesi daha yüksek bir mahalle haline getirebiliriz.

Küresel sorunlara yerelden çözüm

Kentsel ısı adası etkisi, yalnızca Ayrancı’nın değil, dünyanın pek çok yerinin sorunu. Ancak bu küresel soruna, mahallemizden başlayarak yerel çözümler üretmek mümkün. Unutmayalım ki küçük ölçekli projeler, büyük değişimlerin ilk adımıdır. Bizler, yaşadığımız mahalleye sahip çıkarak, doğaya daha fazla yer açarak ve modern yaşamın getirdiği sorunlarla mücadele ederek sadece kendimiz için değil, gelecek nesiller için de daha sağlıklı bir çevre yaratabiliriz.

Birlikte daha serin bir gelecek

Çalıştaydan ve anketten çıkan sonuçlar, mahalle ölçeğinde başlayarak daha geniş çaplı bir değişim yaratabileceğimizi gösteriyor. Kamu, sivil toplum ve birey iş birliği ile Ayrancı’da kentsel ısı adasının etkisini azaltabilir, mahallemizi geleceğe daha sağlıklı bir şekilde taşıyabiliriz. Her bireyin çabası bir fark yaratır. Gelin, hep birlikte Ayrancı’da bu farkı yaratalım.

Ayrancı Kentsel Isı Adası Çalıştayı Politika Metni Ayrancı: Ankara için bir model

Ayrancı, sahip olduğu mevcut yeşil altyapı, diplomatik ve sosyal donatı alanları ile Ankara için bir model oluşturma potansiyeline sahiptir. Çalıştayda geliştirilen öneriler ve hazırlanan politika metni, yalnızca Ayrancı’nın sorunlarına çözüm üretmekle kalmıyor; aynı zamanda bu semti Ankara’nın diğer bölgeleri için bir model haline getiriyor. Mahalle ölçeğinde başlatılan bu adımlar, kentsel ısı adası etkisi ile mücadelenin başarılı bir örneği olma yolunda ilerlemektedir. Ayrancı, güçlü toplumsal yapısı ve doğal varlıklarıyla Ankara’nın yeşil geleceğini şekillendirecek öncü bir mahalle olarak öne çıkmaktadır.

Politika Metni

Bu politika metni, Ayrancı’daki kentsel ısı adası etkisi ve iklim krizi ile mücadelede bilimsel, sosyal ve yönetimsel bir çerçeve sunmaktadır. Doğa tabanlı çözümler, toplumsal katılım, altyapı geliştirme ve yönetimsel iş birliği ile sürdürülebilir bir şehir vizyonu mümkün kılınabilir. Bu öneriler, yalnızca Ayrancı için değil, benzer sorunlar yaşayan diğer kentler için de örnek teşkil edecek niteliktedir.

 Ankara’nın Ayrancı semtinde düzenlenen “Kentsel Isı Adası Etkisi ve İklim Krizi ile Mücadele” temalı çalıştay, kentsel çevre sorunlarına yönelik kapsamlı ve bütüncül çözümler geliştirmek amacıyla gerçekleştirilmiştir. Çalıştay, Türkiye’nin ulusal hedefleri, Ankara Büyükşehir Belediyesi’nin vizyonu ve ilgili kamu kurumlarının politikalarıyla uyumlu bir şekilde, 12. Kalkınma Planı, Sürdürülebilir Enerji ve İklim Eylem Planları (SECAPlar) ve 2053 Net Sıfır Emisyon hedeflerini destekleyen somut öneriler sunmayı amaçlamıştır.

 Ayrancı, yoğun kentsel yapılaşmaya rağmen zengin yeşil alan potansiyeline sahiptir. Ancak, mahalledeki yeşil alanlar üzerindeki tehditler, kentsel dönüşüm süreçleriyle birlikte artmaktadır. Çalıştay sırasında yapılan analizler ve tartışmalar, kentsel ısı adası etkisinin nedenlerini, çözüm yollarını ve bu etkilerin mahalle sakinleri üzerindeki sosyal, sağlık ve çevresel sonuçlarını kapsamlı bir şekilde ele almıştır.

Yoğun yapılaşma, betonlaşma ve asfalt yüzeylerin artışı, mahalledeki sıcaklık farklılıklarını tetiklemektedir. Yeşil alan eksikliği, yaz aylarında sıcaklık artışlarını kontrol edilemez düzeye getirmekte ve mikro iklim üzerinde olumsuz etkiler yaratmaktadır. Trafik yoğunluğu ve endüstriyel faaliyetlerden kaynaklanan atık ısı, kentsel sıcaklık seviyelerini artırmaktadır.

 Tropik gün sayısındaki artış (23°C’nin üzerinde gece sıcaklıkları) ve düzensiz yağış rejimleri, yerel altyapının sınırlarını zorlamaktadır. Yağmur suyu yönetimi eksikliği, sel ve taşkın risklerini artırırken, yeraltı su kaynaklarının tükenmesine yol açmaktadır. Biyolojik çeşitliliğin azalması, doğal ekosistem hizmetlerini zayıflatmaktadır.

Kalkınma Planı, çevre ve sürdürülebilirlik konularına öncelik vermektedir. Plan, kentsel alanlarda doğal varlıkların korunmasını ve iklim değişikliğine karşı dirençli altyapı sistemlerinin geliştirilmesini öngörmektedir. Bu bağlamda, Ayrancı çalıştayı kapsamında önerilen doğa tabanlı çözümler ve yeşil altyapı projeleri, planın hedefleri ile örtüşmektedir. Ayrıca, 2053 Net Sıfır Emisyon hedefi doğrultusunda, enerji verimliliği ve karbon salınımını azaltmaya yönelik politikalar, çalıştay sonuçlarında belirgin bir şekilde yer almıştır.

 Ankara Büyükşehir Belediyesi, SECAP doğrultusunda, kentsel sürdürülebilirlik ve iklim değişikliğine uyum konularında aktif bir rol üstlenmiştir. Belediye, yeşil alanların artırılması, enerji verimliliği projelerinin teşvik edilmesi ve toplumsal farkındalık kampanyalarının yürütülmesi gibi uygulamalarla, kentsel ısı adası etkisini azaltmayı hedeflemektedir. Ayrancı semtindeki mevcut yeşil alanların korunması ve yeni alanların yaratılması, bu hedeflere ulaşmada kritik öneme sahiptir.

 Doğa tabanlı çözümler, çalıştayda vurgulanan ana strateji olarak öne çıkmıştır. 

Betonlaşmış alanlarda doğal serinletici etkiler yaratmak için yeşil çatı uygulamaları ve dikey bahçeler teşvik edilmelidir. Ankara’nın ekolojik koşullarına uygun bitki türleri seçilerek yeşil alanlar artırılmalı ve karbon tutma kapasiteleri artırılmalıdır. Yağmur suyu toplama sistemleri yaygınlaştırılarak suyun etkin kullanımı sağlanmalı ve taşkın riski azaltılmalıdır.

Mevcut ağaç varlıklarının envanteri çıkarılmalı ve dijital olarak izlenebilir hale getirilmelidir. Yeni yapılaşmalarda yeşil altyapı standartları zorunlu hale getirilmelidir. Kentsel planlamada geçirimsiz yüzeyler yerine su geçiren materyaller tercih edilmelidir.

Mahalle sakinleri, kentsel ısı adası etkisi ve doğa tabanlı çözümler konusunda bilinçlendirilmelidir. Yeşil alanların erişilebilirliği artırılmalı, dezavantajlı gruplar için özel düzenlemeler yapılmalıdır. İklim değişikliğiyle mücadeleye yönelik etkinlikler ve bilgilendirme çalışmaları artırılmalıdır.

Ankara Büyükşehir Belediyesi ve ilgili kamu kurumları arasında güçlü bir koordinasyon sağlanmalıdır. Avrupa Birliği projeleri ve dış kaynaklı fonlar kullanılarak doğa tabanlı çözümler finanse edilmelidir. Üniversiteler ve sivil toplum kuruluşları, bilimsel araştırmalar ve toplumsal projelerle sürece dahil edilmelidir.

2053 Net Sıfır Emisyon hedefi doğrultusunda, kentsel alanlarda karbon salınımının azaltılması büyük önem taşımaktadır. Ayrancı’daki doğa tabanlı çözümler ve kentsel planlama önerileri, bu hedefin gerçekleşmesine katkı sağlayacak niteliktedir. Özellikle, yeşil altyapı projeleri ve enerji verimliliği uygulamaları, kentsel sürdürülebilirlik için kilit rol oynamaktadır.

Ayrancı’da Kentsel Isı Adası Etkisi Çalıştayı, kentsel ısı adası etkisi ve iklim krizi ile mücadelede yenilikçi ve uygulanabilir çözümler sunmuştur. Türkiye’nin ulusal politikaları ve 2053 hedefleriyle uyumlu olan bu öneriler, Ankara Büyükşehir Belediyesi ve diğer paydaşlar için önemli bir rehber niteliğindedir. Doğa tabanlı çözümler, toplumsal katılım, altyapı geliştirme ve yönetimsel iş birlikleriyle sürdürülebilir bir gelecek inşa etmek mümkündür. 

Bu çalıştayda belirlenen stratejiler, yalnızca Ayrancı için değil, Türkiye genelinde benzer sorunlar yaşayan tüm şehirler için örnek teşkil etmektedir.

Ayrancı Perspektifi: Kentsel Isı Adasına Karşı Ortak Çözümler

Doğa Koruma Merkezi tarafından 2020 yılında yayınlanan “Şehir Planlama Aracı Olarak Ekosistem Hizmetleri: Çankaya İlçesi Örneği” çalışması, Ayrancı’daki ekolojik yapıyı anlamada ve semtteki kentsel ısı adası etkisini değerlendirmede bir ilham kaynağı olmuştur. Ayrancım Derneği, bu çalışmadan yola çıkarak AB Sivil Düşün Programı desteğiyle Ayrancı özelinde kentsel ısı adası etkisini ele alan bir çalıştay düzenledi. Çalıştayda mahalledeki doğal varlıkların korunması, yeşil altyapının güçlendirilmesi ve yerel yönetimlerin bu konuda üstlenmesi gereken roller üzerine odaklanıldı.

Mahalle sakinleri, yerel uzmanlar, akademisyenler ve şehir plancılarının katılımıyla gerçekleştirilen çalıştayda, şu başlıklar altında detaylı tartışmalar yapılmıştır:

• Ayrancı’daki yeşil alanların korunması ve genişletilmesi,

• Kentsel ısı adası etkisinin azaltılması için çözüm önerileri,

• Merkezi ve yerel yönetimlerin bu süreçteki sorumlulukları.

Çalıştaydan elde edilen veriler ışığında, Ayrancı özelinde hazırlanan politika metni, semtin mevcut sorunlarına çözüm önerileri geliştirmeyi ve Ankara genelinde uygulanabilecek bir model oluşturmayı hedeflemektedir.

Ankara’nın merkezinde yer alan Ayrancı semti, tarihi ve kentsel dokusuyla, başkentin en dikkat çeken mahallelerinden biridir. Semt, yaklaşık 50 bin kişilik bir nüfusa sahip olup, Remzi Oğuz Arık, Güvenevler, Güzeltepe, Aziziye ve Ayrancı mahallelerinden oluşmaktadır. Nüfus yoğunluğu ve hareketliliğiyle dikkat çeken Ayrancı, sadece konut alanlarıyla değil, aynı zamanda kamu binaları, elçilikler ve yeşil alanlarıyla da öne çıkmaktadır.

Ayrancı’nın öne çıkan özellikleri

Ayrancı, diplomatik bir merkez olarak, pek çok ülkenin elçilik binasına ev sahipliği yapmaktadır. Özellikle Fransa, Almanya ve İtalya gibi ülkelerin büyükelçilik binaları semtin prestijini artırmaktadır. Bunun yanında, kamuya ait önemli yapılar ve sosyal donatılar da semtin işlevselliğini artıran unsurlar arasındadır. Eğitim kurumları, sağlık kuruluşları ve sosyal tesislerin yoğunluğu, Ayrancı’yı hem yaşam hem de çalışma alanı olarak cazip hale getirmektedir.

Semt, aynı zamanda parklar ve rekreasyon alanları açısından da zengin bir yapıya sahiptir. Kuğulu Park ve Seğmenler Parkı gibi Ankara’nın simgesel yeşil alanları, Ayrancı’nın sınırlarında yer almakta ve kentin nefes almasını sağlayan doğal alanlar sunmaktadır. Cadde ağaçlandırmaları ve apartman bahçeleri de mahalledeki mikro iklim düzenlemesinde önemli bir rol oynamaktadır. Ancak, bu yeşil dokunun kentsel dönüşüm süreçleri nedeniyle tehdit altında olduğu da göz ardı edilmemelidir.

Ayrancı’da kentsel sorunlar ve çözüm arayışları

Yoğun nüfus ve yapılaşma, Ayrancı’nın ekolojik dengesini zorlayan unsurlar arasında yer almaktadır. Semtin özellikle merkezi konumu nedeniyle trafik yoğunluğu ve çevresel baskı artmaktadır. Bununla birlikte, konut bahçelerindeki ağaçlar ve mahalle içindeki yeşil alanlar, kentsel ısı adası etkisini azaltmada kritik öneme sahiptir. Ancak bu unsurlar, kentsel yenileme süreçleriyle tehdit altında olduğundan, korunmaları ve geliştirilmesi büyük bir öncelik olarak ele alınmalıdır.

Ayrancı özelinde çözüm önerileri

Hazırlanan politika metni, Ayrancı’nın mevcut sorunlarını ele almak ve sürdürülebilir bir kent modeli oluşturmak için somut öneriler sunmaktadır:

1. Yerel Yönetimlerin Sorumlulukları:

Ankara Büyükşehir Belediyesi ve Çankaya Belediyesi arasında daha etkin bir iş birliği sağlanmalıdır. Mahalle bazında kentsel ısı adası haritaları hazırlanmalı ve bu verilere dayalı projeler uygulanmalıdır. Ayrıca, imar ve fen işleri birimlerinin bu konuda farkındalığını artıracak eğitim ve bilgilendirme çalışmaları yapılmalıdır.

2. Toplum Temelli Çözümler:

Mahalle sakinlerinin apartman bahçelerindeki yeşil alanların korunması ve yerel projelere aktif katılım göstermesi teşvik edilmelidir. Ayrancı Semt Meclisi ve Çankaya Kent Konseyi’nin kentsel ısı adası etkisiyle ilgili çalışmalarda daha aktif rol alması sağlanmalıdır.

3. Merkezi Yönetimin Rolü:

Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı, kentsel ısı adası etkisini azaltmaya yönelik ulusal politikalar geliştirmeli ve bu politikaların mahalle düzeyinde uygulanmasını sağlayacak mekanizmalar oluşturmalıdır. Ayrıca, fon ve kaynak yönetimiyle ilgili belediyelere destek sağlanmalıdır.

4. Yeşil Altyapının Geliştirilmesi:

Yeşil çatılar, dikey bahçeler ve sokak ağaçlandırmaları gibi projelerle mahalledeki doğal varlıklar artırılmalı ve mevcut yeşil alanların sürekliliği sağlanmalıdır.


Ayrancı neresi?

En sık karşılaştığımız ve cevabı en çok bilinen soru budur; Ayrancı neresi? Biz bunu Ayrancı’nın kentsel ısı adası etkisine dikkat çekmek için yeniden soruyoruz.

Ayrancı aslında yandaki haritadan da görüleceği gibi bir su damlasına benzetilen alanda etrafı yeşil bir kuşakla çevrilmiş bir alandır. Giriş kapısını TBMM’nin geniş bahçesi olarak alırsak Dikmen Caddesi boyunca Ayrancı pazarının karşısına denk gelecek şekilde Kara Harp Okulu bahçesi gibi büyük yeşil alanı ile çevrilmiştir. Bunun bittiği Çetin Emeç Bulvarı göbeğinde Dikmen Vadisi başlar ve Güzeltepe mahallemizin arkasını yeşil ve sulak bir kuşakla çevirir. Vadinin bittiği yerden Portakal Çiçeği Vadisi, Botanik Parkı ikilisi büyük iki kent parkı olarak yerini alırlar. Botanik Parkı aslında arkasını Çankaya Köşkü‘ne yaslamıştır ki, bölgenin en büyük yeşil öbeğini buralar oluşturur. Botanik Parkı’nın bitiminde Seymenler Parkı, İsveç ve Polonya Elçilikleri’nin büyük bahçeleri yetişir ve Kuğulu Park ile buluşturur. Buradan itibaren ise Fransa, Almanya, eski ABD elçilikleri’nin büyük bahçeleriyle tekrar TBMM’nin önündeki Milli Egemenlik Parkı‘na ulaşır.

Görüleceği gibi Ayrancı etrafı büyük yeşil kuşaklarla çevrilmiş fakat en büyük desteğini Ayrancı’nın içindeki apartman arka bahçelerinin oluşturduğu yeşil alanlarla kendisine uygun bir ekosistem oluşturmuş ve kentsel  ısı adasının oluşmasına doğal bir engel yaratmıştır.

Ayrancı’dan doğaya dönüş çağrısı

Ayrancı’da Kentsel Isı Adası Çalıştayı tamamlandı: Isınan kentlere mahalleden çözüm: Doğaya dönün

Ayrancım Derneği, kentsel ısı adası etkisine dikkat çekmek amacıyla bir çalıştay düzenledi. 16 Kasım 2024 cumartesi günü Ankara Midi Hotel’de yapılan çalıştay akademisyenler, mahalle sakinleri, mahalle muhtarları ve yerel yönetim temsilcilerinden oluşan yaklaşık 40 katılımcı ile gerçekleşti. Etkinlik Avrupa Birliği Sivil Düşün Programı’nın katkılarıyla ve Kent-Lab-Kentsel Stratejiler ve Yerel Uygulamalar Derneği ile Doğa Koruma Merkezi’nin desteğiyle gerçekleştirildi.

Kentsel dönüşüm bahçeleri yok ediyor

Ayrancım Derneği Başkanı Ali Necati Koçak, açılış konuşmasında kentsel yenileme alanlarında yıkılan eski binaların arka bahçelerinde yer alan yetişkin ağaçların yok olma tehlikesiyle karşı karşıya kaldığını belirtti. Koçak, “Konut bahçelerinin yerel iklimi düzenlemedeki rolünü güçlendirmek için bu alanlardaki ağaçların korunmasını temel bir ilke olarak kabul ediyoruz” dedi. Koçak ayrıca, Ayrancı ile Seyrantepe semtlerini karşılaştıran çalışmaya dikkat çekerek, benzer gelişim süreçlerine sahip bu iki semt arasındaki sıcaklık farkının, apartman bahçelerinin büyüklüğü ve ağaç varlığına dayandığını vurguladı. Doğa Koruma Merkezi’nin çalışmasından ilham aldıklarını belirten Koçak, kent içindeki yeşil alanların ihmal edilen değerine dikkat çekti.

Şehir Plancıları Ezgi Acar ve Hilal Öztürk, mahalle sakinlerinin kentsel ısı adası konusunda bilgi ve farkındalık düzeyini ölçen anket sonuçlarını sunumlarının ardından Siyaset Bilimci Irmak Dalgıç kentsel ısı adası projesinin önemine vurgu yaptı ve projenin içeriğinden bahsetti. Şehir Plancısı Sercan Sevgili, proje sürecinde modellenen “Ayrancı Isı Haritası“nın sürecini ve içeriğini katılımcılarla paylaştı.

Isı adasına ekolojik çözümler

Kent-Lab’dan E. Serdar Karaduman’ın moderatörlüğünde devam eden çalıştayda, uzmanlar ekolojik çözümler üzerine sunumlar gerçekleştirdi.

Gözde Güldal (Doğa Koruma Merkezi), “Şehir Planlama Aracı Olarak Ekosistem Hizmetleri – Çankaya İlçe Örneği” başlıklı konuşmasında, ekosistem hizmetlerinin kent planlamasında nasıl değerlendirilebileceğini anlattı.

Doç. Dr. Ayşe Kalaycı Önaç (İzmir Katip Çelebi Üniversitesi, Şehir ve Bölge Planlama Bölümü), İzmir’in Çiğli ilçesinden örnekler sunarak, “Kentlerde Yüzey Sıcaklıklarını Düşürmeye Yönelik Doğa Tabanlı Çözümler” konulu sunum yaptı.

Dr. Öğr. Gör. Ufuk Özkan (İzmir Katip Çelebi Üniversitesi, Orman Mühendisliği Bölümü), iklim değişikliğine hazırlıkta mavi/yeşil altyapının rolünü vurguladı.

Prof. Dr. Nilgül Karadeniz ve Doç. Dr. Zuhal Dilaver (Kent-Lab / Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi, Peyzaj Mimarlığı Bölümü), Ankara İmrahor Projesi çerçevesinde doğa tabanlı çözümleri ele aldı.

Mahallenin yaşam kalitesini arttırmalıyız

Çalıştayın kapanış tartışmalarında, Ankara’nın önemli bir su merkezi olduğu ve sulak alanlarının korunması gerektiği vurgulandı. Katılımcılar, dere ve vadilerin imara açılarak rant alanlarına dönüştürülmesinin ciddi bir sorun olduğunun altını çizdi.

Çalıştayda, merkezi yönetim ve yerel yönetimler arasında iletişimsizlik ve koordinasyon eksikliği olduğu da tartışıldı. Katılımcılar, kent konseyi ve sivil toplum örgütlerinin bir araya gelerek ortak bir akıl oluşturmaları gerektiğini vurguladı. Ayrancım Derneği Başkanı Ali Necati Koçak etkinliğin ardından, “Mahalle sakinlerimizin yaşam kalitesini artırmak ve iklim değişikliğine karşı duyarlılığı yükseltmek adına çalışmalarımıza devam edeceğiz” diyerek, sürdürülebilir çevre politikalarının önemine dikkat çekti.

Ayrancı’da Kentsel Isı Adasına Karşı Doğa Tabanlı Çözümler

Kentlerimiz giderek ısınıyor. Küresel iklim krizi nedeniyle ısınan kentlerde günlük yaşantımız da etkileniyor.
* Mahalleniz eskisinden daha mı sıcak?
* Artan sıcaklar sağlığınızı tehdit mi ediyor?
* Semtiniz daha mı az yağış alıyor?
* Mevsimler eskiden daha mı farklıydı?
* Klimalar yüzünden yazın daha fazla mı elektrik parası ödüyoruz?
#birnedenivar

Bütün bunları ve daha fazlasını konuşmak için sizi mahalle toplantılarımıza davet ediyoruz.
.
26 Ekim 2024 Cumartesi
11.00 Remzi Oğuz Arık Mahalle Toplantısı
13.00 Güvenevler Mahalle Toplantısı
15.00 Ayrancı Mahalle Toplantısı
.
27 Ekim 2024 Pazar
13.00 Aziziye Mahalle Toplantısı
15.00 Güzeltepe Mahalle Toplantısı
.
Kayıt ve ayrıntılı bilgi için
0532. 227 05 68 Ali Necati Koçak
.
Bu proje Avrupa Birliği Sivil Düşün Programı tarafından desteklenmektedir.