Kentin sessiz tanıkları: Üç bina üç tarih. Taşhan, Darülmuallimin, Rus Sefareti

Bulundukları kentin sessiz tanıklarıdır caddeler, meydanlar, binalar, köprüler.. Yaşamalarına izin verildiği sürece hep ordadırlar, yaşadıkları döneme kayıt düşerler, sakinlerinin anılarında yer alırlar ve bir bakıma kentin ortak hafızası olurlar. Bugün artık olmayan ve sadece eski fotoğraflardan bize gülümseyebilen Taşhan, Darülmuallimin ve ilk Rus Büyükelçiliği binaları da bir dönem Ankara’sının tarihine ışık tutan yapılarıydı.

Geçmişe bir binanın tanıklığından bakabilmek mümkün müdür? Bir sokak, bir cadde, bir köprü, bir anıt bize neler anlatır?  Bir tarihi meydan konuşabilse bize neler fısıldar? Onlar bulundukları kentin sessiz tanıkları mıdır;  soru sormadıkça konuşmayan? Evet bulundukları kentin sessiz tanıklarıdır caddeler, meydanlar, binalar, köprüler.. Yaşamalarına izin verildiği sürece hep ordadırlar, yaşadıkları döneme kayıt düşerler, sakinlerinin anılarında yer alırlar ve bir bakıma kentin ortak hafızası olurlar. Bugün artık olmayan ve sadece eski fotoğraflardan bize gülümseyebilen Taşhan, Darülmuallimin ve ilk Rus Büyükelçiliği binaları da bir dönem Ankara’sının tarihine ışık tutan yapılarıydı.   

Taşhan

Taşhan 1888’de  Vali Abidin Paşa’nın zamanında Niğdeli bir ustanın  Hıdırlıktepesi’nden getirilen pembe taşlarla inşa ettiği görkemli bir handı. Halkın kısa süre sonra Taşhan diye isimlendirdiği bu yapı;  1892’de Ankara’ya demiryolunun da gelmesiyle ve sonrasında yaşanan gelişmelerle beraber eski tarihi kent merkezinin batıya doğru genişlemesinde etkili oldu. Üzerinde yazılı “Hotel Angora” ismiyle şehre gelen yolculara ev sahipliği yaptı. Bir süre sonra önünde açılan meydana da adını verdi. Taşhan; Azmi Milli Yurdu ile, dönemin en saygın lokantalarından biri olan Karpiç’i ile, İttihatçıların bir araya geldiği Tesanüt’ü ile anılarda yer aldı. Taşhan ve Taşhan Meydanı; II. Meşrutiyet’in ilanına, Mustafa Kemal ve arkadaşlarının Ankara’ya gelişlerine, TBMM’nin açılışına ve Cumhuriyetin ilanına, hemen yanı başında atlı Atatürk heykelinin yapılışına da tanıklık etti. I. Dünya Savaşı’nda cepheye asker sevkiyatında ve şehirdeki Ermenilerin göçleriyle üzüldü, Cumhuriyet’in 10. yıldönümündeki görkemli törenlerle sevindi. Yakup Kadri’nin Babil Kulesi’nden ihtişamlı” diye tanımladığı Taşhan; 1933 yılında hükümet tarafından satın alındı ve 1935’te yıkıldı. Yerine Sümerbank binası yapıldı. Taşhan meydanı da önce Hakimiyeti Milliye Meydanı, daha sonra da Ulus Meydanı oldu.

Darülmuallimin binası

Muhtemelen 1900’lerin başında inşa edilen ve Vali Ferit Paşa zamanında Darülmuallimin  (Erkek öğretmen okulu) olarak hizmete açılan bina da döneminin tanıkların birisiydi. Dışı kesme taştan yapılmış, içi ahşaptı. Öğretmen okulu olmasının yanında TBMM’nin açılışında Milli Eğitim Bakanlığı’nı ve şehre gelen milletvekillerini barındırdı. Matbuat Umum Müdürlüğü ve TBMM Matbaaları da bu binadaydı. 3 Aralık 1947’de çıkan bir yangınla tamamen harap olan Darülmuallimin binası da tıpkı Taşhan gibi döneminin bütün gelişmelerinin tanığıydı.

Rus Sefareti

23 Nisan 1920’de kurulan TBMM’yi ve oluşturulan hükümeti ilk tanıyan devletlerden birisi ve belki de en önemlisi Sovyet Rusya’ydı. İlk Rus elçilik heyeti 4 Ekim 1920’de Ankara’ya gelmiş ve Samanpazarı’nda tarihi Kurşunlu Camii’nin yakınındaki üç evi elçilik binası olarak kullanmaya başlamışlardı. Upmal-Angarski’den Budu Mdvani’ye ve Natsarenus’tan  Aralov’a kadar ilk büyükelçiler ve elçilik mensupları bu binalarda görev yaptılar. Elçiliğin ziyaretçileri pek boldu. Sosyalist düşüncedeki milletvekillerinden, yazar Halide Edip Adıvar’a, Fikriye hanıma varıncaya kadar birçok tanınmış kişi elçiliği ziyaret ederdi.  Mustafa Kemal Paşa da ulusal mücadelede desteğini elde ettiği bu ülkenin elçiliğini sık sık ziyaret ederdi. 14 Ağustos 1922’de çıkan bir yangın elçilik binalarını kullanılamaz hale getirdi. Rus Büyükelçiliği Hamamönü civarında bir binaya taşındı. Döneminin gelişmelerine tanıklık etmiş bulunan ilk elçilik binaları da yok oldu gitti.


Mehmet Sarıoğlu, 1963’te İzmir’de doğdu, babasının mesleği nedeniyle ilk, orta, lise öğretimini yurdun çeşitli yerlerinde tamamladı. 1986’da Hacettepe Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü’nden mezun oldu. Yüksek Lisans ve Doktora çalışmalarını da aynı üniversitede tamamladı. 1919-1945 yılları arasında başkent Ankara’nın gelişim ve değişimlerini ele aldığı doktora tezi, 2001’de “Ankara-Bir Modernleşme Öyküsü” adıyla Kültür Bakanlığı’nca yayınlandı. Kültür Bakanlığı Ankara Milli Kütüphane Başkanlığı’nda memur, Milli Eğitim Bakanlığı’nda öğretmen olarak çalışan Mehmet Sarıoğlu 2001’de Kocaeli Üniversitesi’nde akademisyen olarak göreve başladı. Uzun yıllar Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi Bölüm Başkanlığı, Eğitim Fakültesi Dekan Yardımcılığı, Orta Öğretim Sosyal Alanlar Eğitimi Bölüm Başkanlığı gibi görevleri üstlendi. Kocaeli Üniversitesi Edebiyat Fakültesi’nde Tarih Bölümü’nün kurulması çalışmalarını yürüttü. Kocaeli Üniversitesi’nde görev yaptığı yıllarda “Kocaeli-İzmit Bibliyografyası 1932-2002”, “Bir Cumhuriyet Aydını: Mehmet Ali Kağıtçı”, “SEKA Postası’nın Işığında İzmit’te Kültürel Yaşam”, “Türk Eğitim Tarihinden Esintiler” adlı kitapları yayınladı. “Cumhuriyet Aydınlanması” adlı eserin editörlüğünü yaptı. “Ermeni Sorunu Rehberi”, “Kent ve Konuğu-Atatürk’ün Kocaeli Ziyaretleri” gibi ortak kitaplarda bazı bölümleri yazdı. Birçok makale kaleme aldı, sempozyumlara, konferanslara, çalıştaylara katıldı. 2013’te emekli oldu, Ankara’ya döndü. 2014-2019 tarihleri arasında Başkent Üniversitesi ATAMER biriminde konuk öğretim üyesi olarak Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi dersleri verdi. Bu dönemde; “Bu Çocuk Adam Olacak Ama Ben Göremeyeceğim-Bir Beyin Cerrahının Yaşam Öyküsü-Dr. Yücel Kanpolat Anıları”, “H. Cahit Öztelli-Halkbilimine Adanmış Bir Yaşam” adlı biyografik kitapları ve “Ankara Gazi Lisesi 1932” adlı çalışmasını yayınladı. Mehmet Sarıoğlu halen Ankara’da yaşamakta, çalışmalarını sürdürmektedir.

Ücretsiz E-Bülten Abonesi Olun

Yorum yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir