27 Aralık “Ankara Günü” nasıl kutlanmalı?

Ankara’nın bir cumhuriyet şehrine dönüşme süreci 27 Aralık günü başlamıştır. Diğer bütün takvim günleri Ankara için tali tarihlerdir. 27 Aralık “Ankara Günü” olarak ilk defa 1932 yılında Halkevi merkezli olarak kutlanmaya başlamış, 1936’da “Ankara Koşusu” olarak başlayan maraton sonraki yıllarda “Atatürk Koşusu”na çevrilmiştir. Bugün şehrin milletvekillerinin, belediye başkanlarının gündemine bile girmeyen 27 Aralık “Ankara Günü” artık kültür, sanat ve sporun halkla buluştuğu protokolsuz bir bayram olarak yeniden kutlanmaya başlanmalıdır.

Devamını oku

Ayrancı benim vatanım

Hakan Kaynar yeni kitabı “100 Dublede Cumhuriyet Tarihi”ni “aynı vatanı paylaştığım komşumuza” diye imzalamıştı. Kendisi Ayrancı’ya neden vatanım dediğini şöyle açıklıyor; bu memleketin dertleriyle hemhal olunca hepsine üzülmektense vatan kavramını Ayrancı‘ya kadar daralttım.

Devamını oku

On yıllık komşumuz: Necip Hablemitoğlu

Ayrancı ve civarının kalbimizde ailece apayrı bir yeri var. Burası ailemizin genişlediği, kızlarımızın büyüdüğü, en mutlu olduğumuz ancak en acı anılarımızın olduğu semt. Yine de anlamlı benim için, bir Ankaralı olarak şehrime, Ayrancı’ya haksızlık edemem, seviyorum bu şehirde yaşamayı.

Devamını oku

Ayrancı’nın balkonlarından sarkan hikâyeler

Ankara’nın göbeğinde olup da insanın içine kıyı kasabası huzuru taşıyan tek bir semt vardır: Ayrancı. Benim bu mahalleye ilk vuruluşum sokaklarına değil, balkonlarına oldu. Çünkü her sokak, her köşe insana başka bir balkon hikâyesi anlatıyordu.

Devamını oku

Yaşadığımız kentle nasıl ilişki kuruyoruz? 

“Yaşadığımız mekânlarla kurduğumuz ilişki; bağlarla, ortaklıklarla, ortak bir hafızayla şekilleniyor. Hayatın kendi akışından kopuk mekânlar ancak hayatın ritmine uygun hale gelirse benimseniyor ve bir kimlik kazanabiliyor. Şimdi kendimize soralım: Yaşadığımız kentle nasıl ilişki kuruyoruz?”

Devamını oku

Özbir Erciyas: “İçimden geçen her cümleyi duvarlara, kapılara yazmak istiyorum”

“İnsanların yaşadığı bir binaya yazı yazmak rahatsız edici olabilir ama yıkılmak üzere olan o apartmanlarda hissettiğim bambaşka: şehrin belleğine tanıklık etmek. İçeride kalan bir fotoğraf, bir ayna, bir kapı ya da pencere kalbime dokunuyor; her ev başka bir hikaye, başka bir hüzün. Çünkü biliyorum ki artık o kapılar, o büyük pencereler bir daha olmayacak. Yerini yeni ama ruhsuz birbirinin aynısı ve maalesef çok daha küçük balkonsuz binalara bırakıyor. Açıkcası o binalar beni çok mutsuz ediyor.”

Devamını oku

Sokaklar, kaldırımlar, parklar belediyenin değil mahallenindir

Ayrancı Festivali “kamusal alanı” bize yeniden hatırlatıyor. Festival sokaklarda, parklarda, mahallelinin bir araya geldiği kafelerde yapılıyor. Ücretsiz etkinlikler için mekânlar, konuşmacılar ve etkinlik grupları gönüllü katılıyor ve hepimize yeniden şunu hatırlatıyor; kamusal alanlar kimsenin değil hepimizindir.

Devamını oku