Günah keçisi yapılan kavaklar

Herkesin polen diye yanlış bildiği dişi ağaçların tohumlarıdır yani pamukçuktur. Tohum taşıyan pamukçukların alerji yaptığına ilişkin bilimsel hiçbir bilgi yoktur.

Yazar Hakkında

+ Yazarın diğer yazıları

Erkek kavak ağaçlarının çiçeklerinden polen, dişi ağaçların çiçeklerinden pamukçuk biçiminde tohum çıkar. Herkesin polen diye yanlış bildiği dişi ağaçların bu tohumlarıdır yani pamukçuktur. Kavakların polen taşıyan erkek çiçekleri, yapraklanmadan önce mart ayı başında açarlar. Kavak polenlerinin havaya saçıldığı bu günlerde alerjik yakınmalar azdır. Dişi kavakların çiçekleri ise mayıs sonunda olgunlaşarak içindeki tohumları bırakırlar. Tohum taşıyan pamukçukların alerji yaptığına ilişkin bilimsel hiçbir bilgi yoktur. Aksine kavakların taze yaprakları ve tomurcukları yapışkan bir salgı ile kaplı olduğundan, havadaki partikülleri tutarak havayı temizlerler.

2007 veya 2008 yılıydı. Telefonum çaldı, arayan bir kadındı. Oturduğu apartmanın önündeki kavak ağacının kesilmek istendiğini, buna engel olmaya çalıştığını ve benim yardım etmemi istiyordu. Gelip ağacı göreceğimi ve durumu inceleyeceğimi söyledikten sonra günü ve saati kararlaştırdık. 

Hoşdere Caddesi üzerinde bulunan apartmana eşimle birlikte gittik. Ankara’da az sayıda bulunan Çin Kavağı (Populus simonii) olarak adlandırılan ve iyi gelişmiş olan bir kavak ağacıydı. Telefonda konuştuğumuz kadın bizi evine davet ettiğinden ağaca ilişkin durumu kendisinden dinledik; “Eşinin uzun yıllardır bu apartmanda oturduğunu, ağacın dikildiğini bildiğini, birçok anılarının olduğunu bu nedenle kesilmesini istemediklerini, apartman kanalının tıkanmasına kavak ağacının köklerinin neden olduğunu ASKİ ekiplerinin bildirdiğini, apartman yöneticisinin de ağacı kestirmek istediğini” söyledi. Kavak ağaçlarının köklerinde keski çekiç gibi araçlar yok, kanalları delip girmez. Kanallarda çatlak veya kırıklar varsa, dışarıya su sızıyorsa kavak ağaçlarının kökleri suya yöneldiği için kanala girip tıkayabilir. Dolayısıyla sorun ağacın kökü değil, kanalın onarılmasıyla çözülebilir dedim. Kavak konusunda daha geniş bir açıklamada bulundum. Kendisine anlattıklarımızı yöneticiye de anlatmamızı istediği için gidip ona da anlattık. Yönetici “kendisinin de çok istemediğini ama ASKİ istediği için kesmek zorunluluğu duyduğunu, hatta ağaç kesilirse evine klima taktırmak zorunda kalacağını” belirtti. İkna olmuştu. Birkaç yıl sonra bile ağacın kesilmediğini görmüş ve sevinmiştim. Ne yazık ki ağaç şimdi yok.

Hoşdere üzerindeki apartman bahçesini süsleyen kavağın kesilmesi için girişimde bulunulması rastlantı değildi. Geçmiş yıllara dayanan uygulamaları vardı. Haziran 2002 de Ankara Valiliği; “kavak ağaçlarından kaynaklanan polenlerin; astım krizi, saman nezlesi, ürtiker gibi alerjik reaksiyonlar oluşturması nedeniyle il sınırları içerisinde kavak ağacı yetiştirilmemesi, yaşlı kavak ağaçlarının kesilerek yerlerine toprak ve iklim koşullarına uygun, Akasya, Huş, Dişbudak, Glediçya ve Badem türü ağaçların dikilmesi” kararı aldı. Sonrasında park, bahçe ve yollardaki kavaklar türüne, cinsiyetine bakılmaksızın doğranmaya başlandı. Kırsal Çevre ve Ormancılık Sorunları Araştırma Derneği’nin başvurusu sonrasında il sınırı kararını değiştirerek kent merkezine çevirdi. Aradan geçen zamanda kent içindeki kavakların çoğu kesilerek yok edildi. Güvenlik Caddesi üzerinde bulunan görkemli servi kavaklar şimdi yok. 

Kavaklıdere semtine adını veren derenin tipik ağacı Kuğulu Park’ın içindeki ağaçların çoğunluğu gibi akkavak’tır. Kuğulu Park’takiler de budama adı altında yanlış müdahale nedeniyle zarar gördüler. 

Kuğulu Park’taki ağaçların çoğunluğu akkavak’tır ve yanlış müdahale nedeniyle zarar gördüler

Kavakların kesilmesi kararını alanların kavaklar konusunda bilgilerinin olmadığını aldıkları karardan ve kendileriyle konuşmalarımızdan öğrendik. Uğur Mumcu’nun söylediği  “bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olmak” tam da böyle olur. Bunlar bilgi sahibi olmadan fikir sahibi oldukları gibi karar ve yetki sahibi de olmuşlar. İşin ilginç yanı; yukarıda sayılan hastalığı yaptığı öne sürülerek kesilen kavakların yerine dikilmesini önerdikleri ağaç türlerinin polenlerinin çok daha alerjen olması. Yani kavakları, kavakların tohumunu ve polenini bilmedikleri gibi, dikilmesini önerdikleri ağaçların polen yapılarını da bilmiyorlar. 

İstanbul içindeki kavakların benzer bir uygulama ile katliama uğradığını biliyoruz. İstanbul’un ardından Ankara Valiliği’nin aldığı bu kararın sonrasında birçok kent ve kasabanın benzer uygulamayı başlattığını biliyoruz. Düşünün küçük bir kasaba içinde ve bağlı köylerinde yaygın olarak kavak yetiştirilir. Valilikler ve Kaymakamlıkların; köyleri de kapsayacak biçimde aldıkları kararlara, başkanlıklarını kendilerinin yaptığı “Çevre Kurulu” veya “Sağlık Kurulu” kararlarını dayanak olarak gösterdiğini belirtmeliyiz. Bu nedenle Anadolu’nun birçok yerinde kavak katliamları yaşandı.

Türkiye’de 5 türü doğal, 3 türü ise yurtdışından getirilmiş (Egzotik) kavak yetişmektedir. Kavaklar genellikle sulak toprakları sever ve hızlı büyürler. Latince adı Populus, halk ağacı anlamına gelen kavağın odunu beyaz renkli, yumuşak ve hafif olur. Kavağın bu niteliği meyve kasası ve ambalaj sandığı yapımını elverişli kılar. Kırsal bölgelerde yapı gereci olarak kullanılır. Kök ve gövde sürgünü verme yetenekleri fazladır. İnce ve uzun bir sapla dala bağlanan yaprakları hafif bir esintiyle bile sallandığı için bulunduğu yere serinlik sağlamış olur. Anadolu’da kırsal kesimde yaygın olarak yetiştirilir. Eskiden köylerde çocuk doğduğunda kavak dikilir, büyüdüğünde ise yetişmiş olan kavaklar ev yapımı için hazır edilirmiş. Bağ, bahçe kenarlarına dikilmiş olan kavaklar aynı zamanda rüzgar perdesi işlevi görür. Rüzgar perdesi bahçeyi, tarlayı ve tarım ürünlerini rüzgarın olumsuz etkisinden korur. Yaygın olarak yetiştirilmesinin sonucu Anadolu halk kültüründe önemli bir yeri vardır. Yeri gelmişken bir uygulamayı da belirtmekte yarar var. Kesimlik çağa gelmiş olan kavak ve söğüt ağaçları, yerden 2,5-3 metre yüksekten kesilerek kesim yerinden sürgün vermesi sağlanır. Kesilen ağacın yeni sürgünleri hızlı büyür ve düzgün olur. Sürgünler 15-20 yıl aralıklarla kesilerek yeni sürgünler vermesi sağlanmış olur. Bu uygulamaya “tetar işletmesi” denir. Köylerde dere kenarlarında yetişmiş yaşlı kavak ve söğüt ağaçlarına sıkça rastlanır. Uygulama ile ağaçların sürgün verme ve hızlı büyüme yeteneğinden yararlanılmış olunur. Çınar, kavak, kokarağaç gibi geniş yapraklı ağaç türlerinin kentlerin kirli havasına karşı dirençleri yüksektir. Özellikle sedir, ladin, göknar gibi iğne yapraklı ağaçlar kirli havaya karşı duyarlıdır. Hava kirliliği fazla olan yerlerde iğne yapraklı türler yerine söz konusu geniş yapraklı türler seçilmelidir. Kavakların taze yaprakları ve tomurcukları yapışkan bir salgı ile kaplı olduğundan, havadaki partikülleri tutarlar. Kısaca havayı temizlemiş olurlar.

Herkesin polen diye yanlış bildiği dişi ağaçların bu tohumlarıdır yani pamukçuktur.

Kavak ve Polen 

Kavakların bazıları yalnızca erkek çiçekleri, bazılarıysa yalnızca dişi çiçekleri taşır. Tıpkı insanlar gibi bazıları erkek bazıları dişidir. Erkek ağaçların çiçeklerinden polen, dişi ağaçların çiçeklerinden pamukçuk biçiminde tohumlar çıkar. Ankara koşullarını dikkate alarak belirtelim, kavakların polen taşıyan erkek çiçekleri, yapraklanmadan önce mart ayı başında açarlar. Kavaklar böceklerle değil rüzgarla tozlaşır. Yıllara göre bu tarihlerde 15 gün kadar sapmalar olabilir. Mart ayında diğer ağaçların çoğu uyanmamış ve polenlerini havaya saçmamıştır. Kavak polenlerinin havaya saçıldığı bu günlerde alerjik yakınmalar azdır. Dişi kavakların çiçekleri ise daha sonra gözle görülecek boyutlara erişir, mayıs sonunda olgunlaşarak içindeki tohumları bırakırlar. Dikkatli gözlerin görebileceği büyüklükteki tohumlar pamuk lifine benzeyen oluşumlara bağlı olduğundan havada uçarak uzaklara taşınır. Tohumların çimlenme yetenekleri bir hafta kadardır. Bu sürede uygun bir ortam bulursa, çimlenip kavak fidesi çıkar, değilse yeteneğini kaybeder. Kavaklar kendi soylarını sürdürebilmek için çok tohum üretir ve çimlenme olasılığını artırmak için pamukçuklar yardımıyla uzaklara ulaşmış olurlar. Tohum taşıyan pamukçukların alerji yaptığına ilişkin bilimsel bir çalışmaya rastlanmadı. Yine kararı alanlardan öğrendik ki, onların polen dedikleri dişi ağaçların tohumlarıdır yani pamukçuktur. Kavağın biyolojik yapısını ve ekolojik isteklerini bilmeyen vali ve kaymakamlar kararlar çıkararak, tohumu polen diye kötüleyip kavak katliamına yol açmışlardır. Bu yetmezmiş gibi bilimsel temeli olmayan, söylentiden öteye gitmeyen yanlış bilgiye dayanan algı yaratılmıştır. ‘Kavaklar çok polen yayıyormuş ve hastalıklara yol açıyormuş’ diye özetlenebilen bir algıdır.    

Kavakların zararları(!) konusunda, valiliklerin açıklamış olduğu bilimdışı gerekçelere bir ekleme de ODTÜ Rektörlüğü tarafından yapıldı. Rektörlüğün web sayfasında “Kavak ağaçlarının yaydığı polenler, yoğun olarak bir alanda biriktiklerinde aniden alev alabilmekte, yangınlara sebep olmaktadırlar” yazısı yayımladılar. Üniversitenin Biyoloji Bölümü’ne bile sormadan yayımladıkları bu bilime, akıla ve gerçeğe aykırı bilgiyi gerekçe göstererek, yurt yapılacak denilerek 2018 yılında kavakları kestiler. Rektörlük kendi bünyesindeki bilim insanlarına danışmak yerine Valiliğin 2002 yılındaki yanlış kararını dayanak gösterdi. 4500 hektarlık ODTÜ arazisinin büyük bölümünde karaçam, sarıçam, sedir gibi ağaç türleriyle ağaçlandırma yapılmışken, neden dere tabanı sayılabilecek sulak alanlarda kavaklık kurulmuştu? Rektörlük bunu bile düşünememişti.

Hacettepe Üniversitesi Biyoloji Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Sadık Erik ve
Prof. Dr. Cahit Doğan yaptıkları araştırma Alerjik Rinosinüzitler* adlı kitapta yayımlandı. Araştırmaya göre; polenleri en çok alerji yapan bitkiler sıralamasında buğdaygiller, kazayağıgiller, ayçiçeği, koniferler (çam, ladin, göknar vb.) ön sıraları paylaşırken, kavak ve söğütler 14-15. sıralarda yer alıyor. Buna karşın kavaklardan daha sonra uyanarak çiçek açan çam, ladin, göknar ağaçlarının polenleri daha alerjendir. Görüldüğü gibi hastalık korkutma aracı olarak kullanılmış ve kavaklar kıyıma uğratılmıştır. Doğrudan dillendiremedikleri ama ikili konuşmalarda aktardıkları görüş ise şudur: “Kavak kırsal kesime, köye özgü bir ağaçtır, kente uygun değildir. Kentlerde kavakları gören Avrupalılar bizi küçümsüyor”. Oysa bu düşünceleri doğru değildir. Avrupa kentlerinde kavaklar çokça görülmektedir. 

Kısaca; Kavak polenleri daha az alerjen olduğundan, havalar ısınmadan ve erken çiçeklendiğinden; kavak poleni alerjisi yaşayanların sayısı azdır.

Polen alerjisi için kişinin alerjiye yatkın olması, havanın sıcak ve kuru olması, havada belli yoğunlukta polen bulunması ve polenin alerji yapma niteliğinde olması gerekir. Genellikle dişi kavaklardan çıkan, tohumları taşıyan pamukçuklar polen olarak nitelenmektedir. Bu yanlış bilgidir. Pamukçuklar hafif olduğundan rüzgarla çok uzaklara taşınabilmektedir. Bunların alerji yaptığını gösteren bilimsel bir çalışma şimdilik bilinmemektedir.

Yerli kavak türleri

Karakavak 
(Populus nigra)

Anadolu’da yaygın olarak yetişen bu türün gövdesi düzgün olmadığından genellikle tetar olarak işletilir. Taban suyunun yüksek olduğu yerlerde iyi yetişir.

Akkavak 
(Populus alba)

Yapraklarının bazıları çınar gibi parçalı olan türün yaprağının alt yüzü, sapı ve tomurcuğu beyaz tüylü olduğundan bu ad verilmiştir. Hızlı büyür ve az tuzlu topraklarda yetişebilir. 

Titrek kavak 
(Populus tremula)

Dağ kavağı olarak da bilinir, ormanlarda doğal olarak yetişir. Yangın sonrası ormanı yeniden oluşturmada önemli
işlevi vardır. Çubuk Karagöl ve Işıkdağı’nda orman oluşturur. Sonbaharda turuncu ve sarı renkleri gösterişlidir.

Bozkavak 
(Populus x canescens) 

Akkavak ile titrek kavağın melezidir fazla yaygın değildir.

Fırat kavağı 
(Populus euphratica) 

Doğu Akdeniz ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde yetişir. Yaprak şekli çok değişkendir. Tuzlu topraklarda bile yetişebilir.

Yabancı (Egzotik) kavak türleri

Servi kavağı 
(Populus afghanica) 

Türklerin Anadolu’ya göçü ile getirilmiş ve neredeyse yerlileşmiş bir kavak türüdür. Dolgun ve düzgün gövde yapması ve hızlı büyümesi üstün niteliğidir. Dişi bireyleri yaygındır.

Kanada kavağı 
(Populus x euamericana) 

Avrupa kavağı ile Amerika kavağının hibrididir. Diğer kavaklardan daha hızlı büyüdüğünden 14-15 yılda kesilir. Odunu kontrplak ve yonga sanayisinde kullanılır. Özellikle Adapazarı ve Samsun çevresinde çok yetiştirilir.

Çin kavağı 
(Populus simonii)

Yumurta biçimli yapraklarının alt yüzünün mavimsi yeşil olması ile diğer kavaklardan ayırtedilir. Ankara’da az sayıda örneği vardır

Ücretsiz E-Bülten Abonesi Olun

Yorum yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir