Ayrancı’da filizlenen bir şehir efsanesi: Hugo ve Tolga Abi

TED Ankara Koleji’ne gittiği için sadece akşam üstleri görünen, Yazanlar Sokak ile caddenin kesiştiği köşede oturan bu oğlan, anneannesinin çok güzel mantı yaptığını söyleyerek bize mantı rüşveti verince, süngümüz düştü ve Tolga Gariboğlu ile arkadaşlığımız böyle başladı…

Yazar Hakkında

+ Yazarın diğer yazıları

1968 yılında ailem Ayrancı’ya taşındığında ben 2 yaşındaydım. O yıllardan beri tüm yaşamım Ayrancı’da geçti, hala da Ayrancı’dan kopmadım. 10 yaşıma geldiğimde okuldan koşarak gelir, aceleyle birkaç lokma yer, ışık hızıyla ödevlerimi yapar sokağa fırlardım. O zamanlar arkadaşlarla haberleşmek için telefon açmak yaygın bir alışkanlık değildi. Boşa masraf edilmez, telefonu kullanmak için ebeveynlerden mutlaka izin alınırdı. Güvenlik Caddesi’nde şimdiki Akhisar Zeytinci’nin yerinde olan Dört Mevsim Kuruyemiş’ten leblebi tozu veya vişne kurusu alır, Yazanlar ile Güven sokağın arasında volta atar, serin bir duvarın üstünde oturur diğer arkadaşlarımı beklerdim ya da benden önce gelmiş arkadaşlarımın yanına giderdim. Kızlı, erkekli çoğunlukla akran bir sürü çocuktuk.

Benden büyük olan 2 abim de koleje gidiyordu, benim de ortaokul çağım gelmişti. Babam seni de koleje yazdırayım dediğinde, bunun çok kötü bir fikir olduğuna karar vermiş, çocuk kısmının bütün gün okulda ne işi olabilir, tüm gün okula gidersem arkadaşlarımla ne zaman oynayacaktım diye düşünüp ısrarla reddetmiş coşkuyla Ayrancı Ortaokulu’na kayıt yaptırmıştım. Ortaokulda sabahçı olduğum için çok sevinmiştim, düzenimiz aynen devam edecekti.

Anneanne mantısı ile başlayan arkadaşlık!

Biz Dört Mevsim Kuruyemiş’in önünde oynarken, akşam üstleri bir oğlan peyda oldu. Sessizce etrafımızda dolanıyor, iletişim kurmaya çalışıyordu. TED Ankara Koleji’ne gittiği için sadece akşam üstleri görünen, Yazanlar Sokak ile caddenin kesiştiği köşede şimdiki Akbank’ın olduğu apartmanda oturan bu oğlan, anneannesinin çok güzel mantı yaptığını söyleyerek bize mantı rüşveti verince, süngümüz düştü ve Tolga Gariboğlu ile arkadaşlığımız böyle başladı. Daha sonra aynı dönemde ODTÜ öğrencisi olsak da hayat hepimizi farklı noktalara getirdi.

Tolga’nın o zamanlarda TRT Çocuk’ta olduğunu bilmiyorduk, daha sonra dublaj sanatçılığı da yaptı. Beyaz Gölge dizisinin Salami’sini, Susam Sokağının Pırtık’ını Türkiye onun sesiyle sevdi.

ODTÜ’de Siyaset Bilimi ve Kamu yönetimi bölümde okurken “ODTÜ’nin konukları” adı altında bir talk show yapan ve ünlü konuklar ağırlayan Tolga Gariboğlu aynı bölümde master yapsa da kariyerini televizyonda yapmaya karar vermişti.

31 Ocak 1968’de yayın hayatına başlayan TRT’de çocuklar için yapılan program sayısı çok azdı. Adile Naşit ile “Uykudan Önce”, Barış Manço ile “Adam Olacak Çocuk” ve abimin de prodüktör yardımcısı olduğu “Susam Sokağı” dışında hatırda kalan pek yapım olmadı. Bunlara eklenecek bir yayın da Tolga Gariboğlu’nun Hugo isimli interaktif yarışma programı oldu. O artık bu programla tüm Türkiye’nin “Tolga abi”siydi.

Tolga Gariboğlu ve Hugo

Hugo’nun hikayesi

1990 yılında Danimarka’da başlayıp daha sonra 43 ülkede yayınlanan Hugo’nun Türkiye haklarını satın aldıktan sonra, yayın arayışına giren Tolga, o zamanlar Türkiye’nin ilk özel kanalı olan Ahmet Özal’a ait Kanal 6 ile anlaşma sağlayarak 1993 yılında yayın hayatına başladı. Bu yayınlar 1996 yılına kadar devam etti. Daha sonra 2001 yılında Show TV, 2003 Cine5, 2004 ATV, 2006 yılında Kanal1’de devam etti. Danimarkalı şirketin oyun lisansına yönelmesiyle tüm dünyada Hugo yayınları sona erdi.

Kötü kalpli cadı Şila’nın elinden ailesini kurtarmak için bizlerden yardım isteyen Hugo’yu tuşlu telefonla sağa sola aşağı yukarı yaparak ailesine ulaştırıp kurtarmaya çalışan çocukların sayesinde o kadar popüler oldu ki ilk başladığında iki gün olan yayın sonra 5 güne, ısrarlarla 7 güne en sonda günde 2 kere ile 14 yayına çıkmıştı. Reytingleri dizileri geçince ‘Fun Club’, hayran kulübü kurulmuştu.

Canlı yayınlanan bu interaktif yarışmaya katılabilmek için Hugo dergisini satın almak, dergideki formu doldurarak CC123 80303 Mecidiyeköy-İstanbul adresine göndererek hayran kulübü üyesi olmak, ekran başında üye numarasının çıkmasını beklemek gerekiyordu.

Meşhur rivayet!

O zamanlar yayın yapma hakkını anayasal olarak elinde bulunduran TRT’yi devre dışı bırakmak için hep canlı yayınlanan Hugo yarışması Türkiye’den Avrupa’ya sinyal yollayıp geri gelen sinyali yayına vermek gibi bir çözüm yaratmışlardı. O zamanki teknoloji ile bu gidip gelmeler canlı yayında aksaklıklara neden oluyormuş, çocuklar ‘tuşlara bastım, Hugo geç hareket etti’ diye şikayet ediyormuş. Rivayet o ki bir gün bir çocuk yarışmayı tuşlu değil çevirmeli telefonla arayınca tüm canlarını kaybedip Hugo’ya küfretmiş. Tolga Abi çocuğu ‘Hugo iyi biri onunla böyle konuşmuyoruz’ diye uyarınca, çocuk canlı yayında bu sefer de, “Hugo’nun da senin de ….” deyivermiş. 

Bu haber büyük bir hızla Türkiye’ye yayıldı ve bir şehir efsanesi oldu. Kimi çocuğun Diyarbakırlı, kimi Mardinli, kimi de Adanalı olduğunu söyledi. Tolga Abi bunu katıldığı bir programda inkar edip görüntü veya ses kaydı getirene sıfır km araba vereceğini söyledi. Sonradan internette o güne ait bir video çıksa da o videonun montaj olduğu anlaşıldı. Hugo’nun ilk yönetmeni Ahmet Çelenk, ‘böyle bir olay yaşanmadı’ demesine rağmen, kameraman Osman Bey ve yapımcı Altan Manas, ‘küfür olayı 1995 yılında oldu’ demiş.

Gerçek ne tam olarak bilmiyoruz ama üstünden uzun yıllar geçmiş olsa da bu şehir efsanesi devam ediyor. Çocukları hep çok seven ve çocuklarla arası hep iyi olan Tolga Gariboğlu 2001 yılında 2-6 yaş çocukları için Tolga Abi Anaokulları açmıştı. 2008 yılında “5’e gidenden akıllı mısın?” diye başka bir yarışma programı ve YouTube kanalı açsa da eski popülerliği yok gibi. Artık New York’ta yaşayan çocukluk arkadaşım, gözden uzak olan gönülden de ırak oluyor galiba…

Umur Ayaz, Armağan Çağlayan’a teşekkürler.

Ücretsiz E-Bülten Abonesi Olun

Yorum yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir