Kapalıçarşı’dan Ayrancı’ya saatin yarım asırlık öyküsü

Bu yazıda, Yeşilyurt Sokağı’nda bulunan kırk dokuz yıllık saat tamircisi Mustafa Aktulga ile gerçekleştirdiğimiz güzel sohbetimizi sizlerle paylaşıyoruz. Semtimizin en eski ustalarından olan Mustafa Bey, Ayrancı’dan kesitlerin de yer aldığı öyküsünü şöyle anlatıyor...

Yazar Hakkında

+ Yazarın diğer yazıları
+ Yazarın diğer yazıları

Adım Mustafa Aktulga, Ayrancı’nın ilk saatçisiyim. 1973 yılının Eylül ayından beri buradayım. Bana altı ay ömür biçmişlerdi ama 73 yılından beri buradayım. Ayrancı’ya İstanbul’dan geldim. Kapalıçarşı’da esnaftım. Ankara’da askerlik sonrası başçavuşumun yoğun ısrarları ile burada dükkân açtım. Yeşilyurt Sokağı’nda bulduğumuz bu dükkânı kiralayarak zanaatımı bugüne kadar sürdürdüm. 

Ayrancı’nın ilk saatçisi Mustafa Aktulga.

Ben Kayseri’nin Develi İlçesi’nde doğdum. Sekiz yaşında bir saatçinin yanında çalışmaya başladım. O dönem İstanbul hakkında çok güzel şeyler anlatılıyordu. Benim de aklıma girdi orada yaşamak. İki sene yalvardım anneme gitmek için.

Kamyon kasasında İstanbul’a kaçtım çocuk yaşta. Harem’de üç gün kaldım. Sonra vapurla Sirkeci’ye geçtim. Aklımda hep saatçilik yapmak vardı. Kapalıçarşı’da duvar dibinde simit satarken sürekli gözüm bir saatçi dükkânındaydı. Dükkân sahibi Ramiz usta merakımı görüp beni yanına aldı. Haftalığım 25 liraydı. Mithatpaşa Caddesi’nde kiraladığım terasın kirası 150 lirayı karşılamak için sabah erkenden işportaya çıkardım. Akşam baskısı gazeteler satardım, 100 gazeteden 2,5 lira kalırdı elime. Bir süre sonra ustam kabiliyetimi görüp haftalığımı 75 liraya çıkarınca rahatladım. 

Bir süre sonra ustam bana kendi dükkânıma geçmemin zamanı geldiğini söyledi. Kapalıçarşı’da Fesçiler Çarşısı’nda meşhur Ali Baba dükkânının karşısında dükkân açtım. Kiramı rahat ödemeye, iyi giyinmeye, güzel yemekler yemeye ve haftada üç kere hamama gitmeye başladım. 

Saat sektörünün asıl yeri Polonya’dır. Nazilerden kaçan Yahudiler yerleştikleri İsviçre’de bu işi geliştirmişlerdir. Türkiye’de bir zaman çok tutulan İsviçre malı olan Nacar ve Hislon markaları Sirkeci’de Büyük Postane yakınlarında iki Ermeni vatandaşın dükkânında satılırdı. Onlar ithal ederdi. Daha sonra el değiştirdi, Konyalı Mustafa adlı bir bey satmaya başladı. 

Develi’de minicik bir bağımız vardı ama o toprak bizi doyurdu, büyüttü. Bostandan sebzemizi, meyvemizi, hayvanımız için yoncayı yetişirdi. 2,2 dönümlük üzüm bağımızdan pekmez yapardık. Kasabamız çok kültürlüydü o zamanlar. Ermeni ve Rum komşularımız vardı. Bağlardan gelen üzümleri Rumlar şarap yapardı. Demirci, derici, ayakkabıcı, terzilik yapan ustalarımız hep onlardan çıkardı. Rum bakkal şarap satardı. Develi’ye girişte bir han vardı. Han’da Ermeni ustalarımız demircilikle uğraşırdı. Ayakkabıcılar sokağında Rum ustalar bulunurdu. Terzi ustalarımız Ermeni idi. Onlardan öğrendi Türkler bu meslekleri. 

Develi’nin güzel evlerinin taşları Ermeni ustaların elinden çıkmıştır hep. Bizler hep birlikte asla ayrım yapmadan yaşadık ama Erzincan depreminden sonra ilçeye gelen insanlar anlaşamadı onlarla, kötü olaylar meydana geldi. O güzel ustalarımız aileleriyle İstanbul’a göçtüler.

Camcı Agop ustanın oğlu sınıf arkadaşımdı. Onun kardeşi Garo ile hâlâ görüşürüz İstanbul’da. Derici Armenak da İstanbul’a taşındı diğerleri gibi.  Hatta İstanbul Samatya’da Develi kökenli bir Ermeni’nin evinde kiracı olarak kaldım.

“Çocukluğumu bilen müşterilerim var hâlâ”

Develi ve İstanbul’da yaşadığım bu çok kültürlülüğü, dayanışmayı Ankara’ya geldiğimde bulamadım tabii ki. Bir kısım esnafla da anlaşmazlık yaşadım maalesef. Neyse ki sonradan güzel insanlarla tanıştım, dostluk edindim. Dükkânımın bulunduğu binada oturan Sema ile çok yakın bir dostluk kurmuştuk. Bir gün beni Cebeci’den buraya taşınan bir arkadaşıyla tanıştırdı. Tanışıklık ilerledi ve evlenme isteğimiz ailesi tarafından hoş karşılanmayınca birlikte kaçtık Antalya’ya. Birkaç gün sonra döndük ailesiyle barıştık sonrasında. Meneviş Sokağı’nda Yazanlar Sokağı’nın köşesinde ev tuttuk, döşedik. 

Ayrancılı müşterilerim çok özeldir. Yurt dışına, kent dışına gidenler mutlaka ziyarete gelirler bana. Çocukluğumu bilen müşterilerim var hâlâ. Görür gözetirler. Siyasetçi Ali Topuz, Gökberk Ergenekon ile komşuyduk, arkadaştık. Mahalleden çok arkadaşım oldu. Zamanla çoğu taşındı, yeni insanlar geldi yerine. 

Ayrancı’nın en eski esnaflarından birisi haline geldim. Bu muhitte eczacı Esin Hanım benden eskidir bildiğim kadarıyla. Daha önce Güvenlik Caddesi’nde Ziraat Bankası’nın hemen üstündeydi eczanesi. Ünal ve Asalet Kuaförler, kuru temizlemeci Yaşar ve Farabi’deki elektrikçi, gazete bayii Polatlar da benden eskidir. Vardar Hırdavat’tan Sabri eski dostlarımızdandır. Yan taraftaki bina eskiden bahçeli villa şeklinde idi. 

Hafta sonları bazen çiftlikteki Tekel Fabrikası’na gider orada bira içerdik. Aileler çiftlikte piknik yaparlardı. Ara sıra İlbank blokları altındaki müzikli R&V lokantasına giderdik. 

İlk ustam Develi’deki Şahin İzmirli idi. Askerden sonra Mehmet Mercan, Ramiz Yüksek, Ahmet Usta, Bakaraylar’dan öğrendim. En son yanımda yetişen oğlumdan çok önemli bir ayrıntı öğrendim ki bu bana meslekte öğrenmenin hiç bitmeyeceğini gösterdi. 

Mesleğimi devam ettirecek birkaç çırak aldım yanıma zaman içinde ama devam etmedi hiç birisi. 

Geçmişte saat tamiri daha çoktu. Artık sök tak şeklinde oluyor. Monte etmek yani. Ben hala tamir işini yapıyorum. Tamir işinden anlayan çok az usta var artık. Ankara’da Gürgenciler ailesi de bu konuda en iyilerinden idi. Divan Pastanesi’nin yanındaydı dükkânları. İstanbul esnafıydı kendileri aslen. Malzemelerimizi onlardan veya çoğunlukla İstanbul’dan alırdık.

Elektronik saatler çıkınca mesleğimiz ölecek diye korktuk başlarda ama onları da tamir etmesini kendi kendimize öğrendik.

İlk kırk yıl dükkânımı sabah sekiz akşam sekiz arası açardım. Son yıllarda sabah dokuz akşam yedi gibi çalışıyorum. Birkaç kere dükkânı değiştirmeyi düşündüm ama müşterilerim asla kabul etmedi. Aynı sokakta birkaç blok ileride bir dükkân alacaktım ama bunu bile kabul etmediler. Ben de onları kırmadım ve 1973 yılından beri aynı dükkânda devam ediyorum… 

Ücretsiz E-Bülten Abonesi Olun

Yorum yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir