Obezite Raporu

Kalori saymak ve obez olan kişileri sürekli ‘iradesiz’ olmakla suçlamak oldukça indirgeyici ve yanlış bir bakış açısı. Senelerdir halk sağlığı hedeflerinde, kalori saymak üzerinden planlar yapılan obezite salgını arkasındaki nedenler de çok daha karmaşıktır. Son 30 yılda obezite oranın yüzde 50’den fazla artması, değişen yaşam şekillerine ve teknolojiye ayak uyduramayan bedenlerimizin anormal bir duruma karşı verdiği normal bir tepki aslında. 

Obezite konusu konuşulurken her zaman bireyler üzerinden çaba gerektiren konular vurgulanıyor. Ancak obeziteyle mücadelede bireyin yapacaklarının yanı sıra toplumsal müdahaleler de gerekiyor. Bir sinir bilim uzmanının söylediği gibi obeziteyi önlemenin en iyi yolu kişiler kilo almaya başlamadan kilolarını dengede tutabilecekleri müdahalelelerde bulunmak çünkü kilo alan bireylerin sonrasında kilo vermeleri fizyolojik açıdan oldukça zorlu bir süreç. 

Türkiye’deki 0-18 yaş arası 4 çocuktan 1’i hafif kilolu veya şişman. Sayılara baktığımızda ürpertici dursa da sürekli önerilen çözümler sonuç vermiyor. Çocuklara diyet yaptırmak yerine onları aktif olabilecekleri bir spor alanına yönlendirmek ve aktivite alanlarını arttırmak, okullarda ve evde sağlıklı gıdalara erişimlerini sağlamak çözümün temelini oluşturmalı. Çocukların masa başında uzun süre oturmaması, gün içerisinde minimum 3 saat hareket etmesi ve her gün güneş görmesi gerektiği okullarda velilere anlatılmalı. 

Obezite nedir?

Prokaryotlardan memelilere kadar tüm organizmalar, besin bulunabilirliğiyle ilgili dengesizliğin üstesinden gelmek için yağ depolama mekanizmaları geliştirmiştir. Ancak obezite bu yağ mekanizmasının çok daha ötesinde. Obeziteyi genel olarak, “Vücudun ihtiyacı olan enerji dengesinin düzenlenmesi ve yağ depolarının oluşmasında etkili olan biyolojik etmenler (epigenetik \genetik) ile çevresel etmenlerin (davranışsal, sosyal etmenler, kronik stres) arasındaki etkileşim sonucu meydana gelmesi” olarak tanımlayabiliriz. 

Obezitenin nedenleriyle ve çözümleriyle ilgili gelişmiş ve gelişmemiş her ülke kafa yoruyor. İngiltere’de obezitenin haritalanması yapıldı ve bu haritayı hazırlayan bilim insanları, obeziteye neden olabilecek durumları 8 ana kategoriye ayırdılar. Fakat bu ana nedenleri oluşturan 110 tane alt neden bulunuyor.

Bu ana başlıklar; bireysel ve sosyal psikoloji, gıda üretimi ve tüketimi, insanlık fizyolojisi ve bireysel fizyoloji, bireysel fiziksel aktivite paterni ve fiziksel aktivite için çevresel ortam.

Kalori saymanın ötesinde ana nedenlerle ilgili eylem planlarına ihtiyaç var

Şu ana kadar halk sağlığı eylem planlarında sadece kişinin günlük aldığı kalori miktarını azaltmaya yönelik müdahaleler geliştirildi ancak kalori saymanın ötesinde diğer ana nedenlerle ilgili geniş kapsamlı eylem planlarına ihtiyaç var.

Yukarıdaki 8 ana başlığın alt etmenlerine baktığımızda bu ana etmenleri etkileyen medya, sosyal durum, psikolojik etmenler, ekonomik durum, gıdanın durumu, fiziksel aktivite , toplumsal altyapı, gelişimsel, biyolojik ve medikal. 

Türkiye’de gün geçtikçe artan obezitenin sorumluluğu sanki sadece bireylerdeymiş gibi düşünülüyor. Ancak obeziteyle mücadelede en büyük görev, gıda kaynaklarına ulaşım konusunda fırsat eşitliği yani ekonomik olarak sağlıklı gıdaya erişim hakkının olması. Bunun yanında belediyelerin halk için fiziksel aktiviteye teşvik amaçlı yönlendirme ve özendirmeler yapması gerekli.

Son zamanlarda Ankara Büyükşehir Belediyesi’nin açıkladığı “Sağlıklı adımlar, Sağlıklı Başkent” projesi bu anlamda atılmış oldukça önemli bir adım. Sağlık refahının yükselmesi için kişinin sosyal bir canlı olduğunu unutmadan kişilerin birlikte hareket etmeye teşvik edilmesi ve gerekirse psikolog ve diyetisyenden yardım alması sağlanmalı. 

Halk sağlığını neden tehtid ediyor ve neden pandemi olarak ilan edildi?

Birçok kronik hastalığa yatkınlık oluşturması ve yaşam süresini 10-14 sene kısaltması nedeniyle artan obezite insidansı insan ırkının karşı karşıya olduğu en büyük problemlerden biri. 2025 yılına kadar, dünya erkek nüfusunun yüzde 18’i ve kadınların yüzde 21’i obez olaca. Bu nedenle dünya genelinde savaşılması gereken pandemi olarak ilan edildi. Türkiye’de kadınların obezite oranı yüzde 41, erkeklerin ise yüzde 20.5. Türkiye toplamında ise yüzde 30,3. Dünya’da obezitenin tedavisine en fazla bütçeyi ABD ayırırken, Türkiye bu sıralamada 10. sırada yer alıyor. Ancak tedaviye ayrılan bu bütçeden daha fazlası obeziteyi önleme çalışmalarına ayrılması gerekiyor. Sosyal alanların artması ve kişilerin refah içinde yaşayabilecekleri ortam oluşturulması sağlık harcamalarını da azaltacaktır. 

Meclis’in Önerileri Neler?

TBMM’nin Sağlık Bakanlığı’na önerileri ise ilkokuldan liseye kadar kilo takibinin yapılması, okullarda sağlıklı yemeklerin verilmesi, okulların bahçelerinin çocuklara tatilde de açılması. Dizilerde spor yapan karakterlere yer verilmesi ve kişilerin spora teşvik edilmesi.

TBMM Obezite ile Mücadele Alt Komisyonu, bariatrik cerrahinin bilimsel temelli olarak sınırlarının net bir şekilde çizilmesi gerektiği de vurguluyor. Yanlış uygulama yapılmasının önüne geçilmek isteniyor.

Ancak bu raporda eksik olan en önemli konu kişilerin doğru bilgiye ulaşımdaki engeller. Televizyonlarda yayınlanan gündüz kuşağı programlarında beslenme ile ilgili yanlış bilgilerin verilmesi halk sağılığını olumsuz etkiliyor. ‘Ek takviye’ adı altında satılan zayıflama ürünlerine denetim getirilerek yasaklanması gündeme alınmalı.

Raporun kapsamından da anlaşılacağı gibi 2.5 yılda hazırlanan raporun dar bir çerçevede olması önleyici olması açısından oldukça yetersiz. Obezitenin prevelansının azalması için daha radikal çözümlere ihtiyaç var!

Kaynak:

https://assets.publishing.service.gov.uk/government/uploads/system/uploads/attachment_data/file/295153/07-1177-obesity-system-atlas.pdf

https://hsgm.saglik.gov.tr/tr/obezite/turkiyede-obezitenin-gorulme-sikligi.html

https://www.ankara.bel.tr/duyurular/saglikli-adimlar-saglikli-baskent?web=1